enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
00:29 Rusya’dan İran füzeleri iddiası
00:27 İran Krizi ve Türkiye’nin Diplomatik Rasyonalitesi: Normsuzluk Çağında İtidal
00:05 Mısırlı Yazar-Araştırmacı Prof. Ahmed El-Cendi yazdı: İsrail-ABD, İran savaşı sürecinde İsrail Türkiye’den Ne İstiyor?
11:36 Savaş Gölgesinde Ramazan Bayramı
08:46 Türkiye’de her yıl yaklaşık bin 500 bebek Down sendromu ile doğuyor
08:17 Turizme savaş darbesi
07:31 İzgaz’dan o iddiaya yanıt: Mühürlenen sayacı kullandığı için…
07:12 Hollanda’dan Mektup Var…Dünyanın Kahpeliği: Adalet Güçlüye Var, Zayıfa Yok!
07:10 Evlilik ve boşanma konutun kaderini değiştiriyor: Hane dönüşümü dönemi
00:58 İran koridorlarının en stratejik ismi, nükleer dosyaların mimarı Ali Laricani kimdir?
00:42 İran Neden Zayıfladı Ama Yenilmedi?
00:41 İstiklal Marşı Siyaseti: Milli Menfaat ve Muhalefet
00:41 ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, İran’ı hedef alan saldırılarının şu ana kadar 12 milyar dolara mal olduğunu kaydetti…
00:28 Kürşad Zorlu, “Türkiye güçlü olursa Azerbaycan elbette güçlü olur”
00:10 MHP Genel Başkanı Bahçeli, “Bölgesel fırtınaların ortasında savrulan ülkeler tarih sahnesinde iz bırakmaz”
00:08 Made in EU Nedir?
00:06 Ömer Çelik: İHA/SİHA kabiliyetlerimizi geliştirmemiz beka meselesidir
11:01 ABD Başkanı Trump, İran saldırıları nedeniyle Çin ziyaretini erteledi
10:31 Yarın Hollanda’da yapılacak Belediye Meclisi Seçimlerinde Kime oy Vermeliyiz?
09:46 Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, “Çanakkale Zaferi eşsiz bir destandır”
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Sadist bir toplu katliamcı maalesef yatağında öldü

Sadist bir toplu katliamcı maalesef yatağında öldü
02.12.2023
A+
A-

TRT Yönetim Kurulu üyesi ve SABAH Gazetesi köşe yazarı Hilal KAPLAN, Amerika Birleşik Devletleri’nin en tartışmalı ve etkili dışişleri bakanlarından olan ve 100 yaşında hayatını kaybeden Henry Kissinger’in ardından “Sadist bir toplu katliamcı maalesef yatağında öldü” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency

Yazar Hilal KAPLAN’ın Hilâl Kaplan (@hilal_kaplan) / XSadist bir toplu katliamcı maalesef yatağında öldü” başlıklı yazısının detayı şöyle:

“Yasadışı olanı derhal yaparız, anayasa dışı olan biraz zaman alır.”
Henry Kissinger öldü. Sıcak yatağında, 100 yaşında, yerleşik medyanın “dünyanın en büyük diplomatı” olarak andığı bir isimken ve evindeki ödüller rafında Nobel Barış Ödülü varken öldü. Cehenneme inanmayan biri olsaydım kalbim kırılırdı; ama onun çektiği azaptan emin olduğum için bildiklerimi yazabilecek kadar öfkemi kontrol edebiliyorum.

Öncelikle insanlık tarihinin en büyük toplu katliamcılarından biri olması, onun istisnai olduğunu size düşündürtmesin. Kissinger, ABD başkanları Nixon ve Ford ile dolaysız, kalan diğer tüm ABD başkanları ile dolaylı olarak “çalışmış” bir ölüm makinesiydi. ABD yerleşik düzeninin bir yansımasıydı. Kissinger neyse ABD odur, ABD neyse Kissinger odur. Yazının kalanının bu çerçevede anlaşılması elzem.

Almanya’da bir Yahudi olarak dünyaya gelen Kissinger, 1938’de ailesiyle birlikte ABD’ye göçtü. 1943’te ABD ordusunda görev aldı. Harvard’da yüksek öğrenimini tamamlayıp akademik kariyerini inşa ederken, CIA’in Avrupa İstihbarat Okulu’nda da eğitim verdi.

Yani ABD, Avrupa ve Japonya’da taş üstünde taş bırakmazken, Kissinger CIA ajanlarını eğitmekle meşguldü. 1960’ta siyasete girdi.  New York Valisi Nelson Rockefeller’in 1960, 1964 ve 1968 yıllarındaki başkanlık kampanyalarında “kıdemli dış politika danışmanlığı” yaptı.

ABD Başkanı Nixon tarafından Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak atandığında takvim yaprakları 1969 yılını gösteriyordu. Kissinger 1973 yılından itibaren ABD’nin Dışişleri Bakanlığı görevini de üstlendi. Bu iki görevi 1975 yılına kadar sürdürdü.

Kissinger’ın ABD dış politikasına getirdiği anlayış basitti: “Dış politikasının testi olarak kendisinden ahlaki mükemmellik talep eden bir ülke, ne mükemmelliğe ne de güvenliğe ulaşabilir.” Kissinger, “mükemmel bir ahlaksız”dı.

Vietnam’da ABD’nin işlediği bütün savaş suçlarına rağmen kazanamayacağını anlayınca ülkesinin askerlerini geri çekti. Yıllar önce yapılabilecek bir barış anlaşmasını geciktirdiği için Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü! Bu sırada Kamboçya’da ölü sayısı 500 bine ulaşan seri bombalama emirlerinin her birinin altında imzası vardı. Laos’a 270 milyon parça tesirli bomba atılması onun eseriydi.

Kissinger, bir Siyonist olarak İsrail’in çıkarlarına hizmet etmekten geri durmadı ve bununla da övündü. İsrail’in 1967 yılında işgal ettiği bölgelerden çekilmemesini sağladı.

1973 Arap-İsrail Savaşı sırasında Mısır’ın mevzi kazanmaya başlaması üzerine Amerikan tarihinde İsrail’e en büyük silah yığınağını gönderdi.

Bir yandan Mısır’ı Birleşmiş Milletler kararıyla ateşkese zorladı, diğer yandan İsrail’i defalarca ateşkesi bozup saldırmaya teşvik etti. ABD ordusunun, İsrail’in kazanması için Sovyetler Birliği ile çatışmayı göze alacak bir alarm durumuna geçmesini sağladı.

Kissinger, ABD’nin İsrail’e verdiği desteğin ardından Arap ülkelerinin başlattığı petrol ambargosuna karşı koymak için bu ülkelere baskı yaptı. Bu baskının sonunda Suudi Arabistan’ın Filistin dostu şehit Kralı Faysal’ın, yeğeni tarafından öldürüldüğünü de hatırlatalım. Kissinger’ın kanlı eli sadece Güney Asya ve işgal altındaki Filistin’de değildir. 1973 yılında Şili’de Latin Amerika’nın seçimle iktidara gelen ilk sosyalist devlet başkanı olan Salvador Allende’nin General Pinochet tarafından devrilmesini ve başkanlık konutunda öldürülmesini organize etti.

Kissinger’e göre Allende hükümeti bir virüstü ve durdurulması gerekiyordu. Bu düşüncesini hayata geçirmek için Şili’de on binlerce insanın öldürülmesinin fikir babası oldu.

Sovyetler Birliği’nin güçlenmemesi bahanesiyle ellerini masum insanların kanlarıyla yıkamaktan hiç vazgeçmeyen Kissinger, Çin ile ABD arasındaki diyalog kapısını açan adam olmayı da ihmal etmedi. Arjantin, Uruguay, Bangladeş’teki suçlarını anlatmaya yerim kalmadı. Amerikan dış politikasının 60 yıllık kanlı tarihinde özel yeri olan bir canavar, leş olup gitti.
Azabı çetin olsun.

***

Hilal KAPLAN

Yazar hakkında

Çankırılı bir ailenin kızı olarak 1982 yılında İstanbul’da doğdu. Anadolu Lisesinden mezun olduktan sonra ÖSYM bursu ile kazandığı Bilgi Üniversitesi Psikoloji bölümünde lisansını dereceyle tamamladı. Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde yüksek eğitimine devam etti. TÜBİTAK bursuna layık görülerek yüksek lisansını dereceyle tamamladı. Türkçeye tercüme edilen yüksek lisans tezi “Türkiye’nin Ölmeyen Babası: Atatürkçü Gençliğin İmkânsız Yası” ismiyle 2011 yılında, “Ailenin Adı Yok ya da Neden Feminist Değilim” başlıklı kitabı ise 2021 yılında yayınlandı. Sabah ve Daily Sabah gazetelerinde köşe yazarlığının yanı sıra Al Jazeera ve Al Araby gibi mecralarda da yayınlanmış makaleleri bulunmaktadır. Russia Today ve France5 gibi kanallara da yorumcu olarak katkı sunmuştur. Anadolu Medya Ödülleri “Yılın Köşe Yazarı” ve “Yılın Kitabı”, Sezai Karakoç Sosyal Medya Ödülleri “Milli Gazeteci Ödülü” sahibidir. İleri derecede İngilizce bilmektedir. İki çocuk annesi, dört çocuk teyzesidir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.