enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
18:23 Ömer Çelik’ten CHP’ye tepki: Saldırganlık bir siyaset biçimi değildir
17:58 Sosyal medyada suç örgütlerini öven 325 şüpheli yakalandı
13:55 Türkiye, Sudan konulu beşinci istişare toplantısına katıldı
10:54 Binlerce Alıcı, Bebek ve Çocuk Ürünleri İçin İstanbul’a Gelecek
10:54 Ömer Çelik, “Karanlık siyasetlerin takip edildiğini görüyoruz”
10:09 Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ndan temassız kartlarda şifresiz işlem limiti artırıldı
00:47 Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 kasım ayına ilişkin dış ticaret endekslerini açıkladı.
00:42 Bakan Göktaş, “Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Koordinasyon Kurulu 2. Toplantısı”nda konuştu
00:40 Devlet Bahçeli: ABD Başkanı’nın savunduğu küresel çeteleşmedir
00:37 Ticaret Bakanlığı tüm gümrük işlemlerinde dijitalleşme ve şeffaflık konularında yeni adım attı…
00:36 Hong Kong’da bulunan Sultan Boztepe, Türk Öğrenci Birliğinin kurulmasına öncülük etti…
00:36 Türkiye, Mısır ve Katar’dan Gazze açıklaması
00:28 Araştırma: Dişlerinizin durumu erken ölüm riskinin habercisi olabilir
00:15 Upcycle İstanbul’un İlham Verici Topluluk Buluşmaları “Salon’dayız” Etkinlikleriyle Başlıyor
00:10 Diyanet İşleri Başkanlığı fitre miktarını belirledi
00:05 Özel haber: Avrupa Parlamentosu Başkanı Metsola’dan ‘miadını doldurmuş’ İran rejimine karşı harekete geçme çağrısı
00:03 Miraç Kandili bugün idrak edilecek
18:01 İran’daki protestolar: ABD veya İsrail’le çatışma ihtimali ne kadar yakın?
09:22 Avrupa Birliği’nde Diplomatik Kariyerde Cinsiyet Eşitsizliği: Bir Özet ve Türkiye Persfektifi
00:58 Miraç Kandili perşembe günü idrak edilecek
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Muhalefetin Kutuplaştırma Yatırımı

Muhalefetin Kutuplaştırma Yatırımı

Muhalefetin vaat ettiği muğlak ‘iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistem’ ülkemizin bin bir emekle kurtulduğu vesayet odaklarını geri getirme riski taşıyor.

 

Prof. Dr. Burhanettin DURAN & SETA Genel Koordinatörü

2023 seçimlerine nasıl bir ortamda gidileceği siyasetin dilinde.

Siyasi hayatında birçok badireyi güçlenerek aşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yükselişini durdurmak için seçimler öncesi yeni saldırıların olabileceğini söylüyor.

Bu uyarı 2013’ten bu yana yaşadığımız saldırıların (15 Temmuz darbe girişimi dahil) tecrübesine dayanıyor.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ise daha farklı bir yerden seçim ortamı hakkında kaygılarını ifade ediyor.

Bir yandan yeni anayasa önerisi için hiçbir zaman AK Parti ile anayasa değişikliği için masaya oturmayacağını söylüyor.

Oturursa “otoriter yönetime meşruiyet” kazandırırmış.

Bu cümleleri terör örgütü PKK ile arasına bir türlü mesafe koyamayan ve kapatma davası altında olan HDP’yi “meşru muhatap” ilan etmesinin hemen ertesinde sarf ediyor.

Diğer yandan Erdoğan’ın “gerilimi doruk noktasına çıkarıp seçime gitmek isteyeceğini” iddia ediyor.
“Belli grupların ellerine silahları alıp siyasi cinayetler yapması” ihtimalini dile getiriyor ve sinsice bunu da “İktidardan gitmemek için her yolu deneyecektir” suçlaması ile Erdoğan’a bağlıyor.

Halbuki bahsettiği risk asıl, “Erdoğan’ı devirmek” için her yolu deneyenler için geçerli.
Dün yaptıkları gibi bugün de her yolu deneyeceklerdir.

Türkiye’nin iki düşmanı FETÖ ve PKK’nın CHP’nin yürüttüğü muhalefete çeşitli vesilelerle verdiği destek ortada.

Kılıçdaroğlu’nun bir şeyleri önceden söyleyerek “haklılık kazanma” taktikleri iyice sırıtıyor.
İktidarı “açık gerilim” yapmakla suçlayıp, partililerinin ve destekçisi medyanın “örtülü gerilimleri” pompalamasını kamuoyunun fark etmediğini sanıyor.

Halkın yüzde 52 ile seçtiği cumhurbaşkanı ile yeni anayasayı tartışmayı “otoriter yönetime meşruiyet” vermemek için reddetmek, seçmenin iradesine suç atmaktır. Siyasetin bugünkü kutuplaşmasının belirleyici faktörü “Ne olursa olsun Erdoğan gitsin” militanlığı ve “diktatör” söylemidir.

Kılıçdaroğlu “siyasi cinayetlerden” bahsederek kendince ön alıyor.
HDP ile birlikte hareket etmenin ve Kürt sorununu çözmede “meşru muhatap” olarak görmenin eleştirilmesini engellemeye çabalıyor.

Kılıçdaroğlu’nun “gerilimi yükseltme” suçlaması içte ve dışta dostları ile kurduğu koalisyonun ne kadar sorunlu olduğunu örtemez.

HDP’yi özeleştiriye bile itemeyen CHP, nasıl olacak da PKK-YPG terörünün ve bölücülüğünün taleplerine karşı duracak?

Kılıçdaroğlu, laf oyunları ile “siyasi cinayet” yapabilecek gruplara işaret göndermeyi bırakmalı.
Muhalefetin Türkiye vizyonunu seçmenin önüne koymalı.

NASIL BİR KOALİSYON?

Muhalefete akıl verenler, CHP’nin toparladığı koalisyonun Erdoğan karşıtlığından başka bir “ortak hikâyesinin olmadığı” ve “1990’lı yıllardaki gibi kırılgan bir görüntü verdiğinin” farkında.

Kılıçdaroğlu’nun koalisyonu Türkiye’nin geleceği için pozitif ve somut politikalara dayalı ortak vizyon oluşturamaz ve dolayısıyla kırılgan olmaktan kurtulamaz.

“İyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistem” önerisinde birleşseler bile bu öneri, ortak bir demokrasi hikâyesi yazabilecek bir zemin üretmiyor.

Karşı çıktıkları cumhurbaşkanlığı sistemi boşlukta oluşmadı.
1982 Anayasası’nın getirdiği sistemin krizlerini aşma yolunda vesayet odakları ile mücadele sonucu şekillendi.

Yani Erdoğan’ın on altı yıllık yönetim tecrübesi sayesinde iç ve dış vesayet odaklarının prangalarını kırarak ulaştığı bir yer.

Böylece siyaset, kurum olarak, geleceğimizi belirleyen en önemli olgu haline geldi.

Muhalefetin vaat ettiği muğlak “iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistem” ülkemizin bin bir emekle kurtulduğu vesayet odaklarını geri getirme riski taşıyor.
1990’lı yıllarda iki ya da üç parçalı koalisyonların Türkiye’yi soktuğu derin krizler ortadayken 6 ya da 7 parçalı koalisyonun ülkeyi nereye götüreceği tamamen belirsiz.

Küresel sistemin hızlı bir değişimden geçtiği ve Türkiye’nin jeopolitik boşlukları değerlendirerek uluslararası profilini yükselttiği bir ortamda böylesi bir koalisyonun yaşatacağı kayıplar 1990’lardan bile fazla olabilir.

[TÜHA Haber Ajansı, 14 Ekim 2021]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.