İran’a Siyonist Saldırı ve Batının Kukla Kürdistan Hayali!
* Suriye ve Irak’ı kan gölüne çeviren küresel çetenin ‘böl ve yut’ şablonu şimdi İran için devrede! Asıl tehlike şu: Nihai hedef, Türkiye’nin güneydoğusunu da yutacak 4 parçalı bir ‘kukla Kürdistan devleti’ kurmaktır.
* İşte detayı!…
TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency
Gazeteci-Yazar* Banu AVAR
İSTANBUL, 05 MART 2026 – Suriye ve Irak’ı kan gölüne çeviren küresel çetenin ‘böl ve yut’ şablonu şimdi İran için devrede! Asıl tehlike şu: Nihai hedef, Türkiye’nin güneydoğusunu da yutacak 4 parçalı bir ‘kukla Kürdistan devleti‘ kurmaktır.
Unutmayalım; Avrasya’nın kapısı İran düşerse Türkiye üşür, sıradaki felaket bizim olur! Youtube kanalımızdan izleyin : https://youtu.be/HcB5lXOFRLA “Türkiye’ye Kar Yağsa Biz Burada Üşürüz” Öncelikle, şu Epstein çetesinin İran’ı bombardımanı sürerken molla rejimini demokrasi terazisine oturtanların manasızlığının altını çizmek istiyorum. Bu konuşmalar Amerikan/İsrail Siyonist saldırısını meşrulaştırmaktan başka bir işe yaramaz.
Ortadoğu yangın yerine dönmüşken önceliğimiz, dört parçalı Kürdistan projesine odaklanmaktır. Bu çerçevede 22 Şubat’ta açıklanan ittifakı bir kez daha dikkatinize sunmak istiyorum. Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren durum budur. İran’a saldırıdan 6 gün önce 22 Şubat günü http://kurdistanmedia.com’da bir haber yer aldı.
Haber başlığı şöyleydi: “Irak’ta faaliyet gösteren İranlı Kürt örgütler, Tahran yönetimine karşı ittifak kurdu.” Bu ittifakın adı : “İran Kürdistan’ı siyasi güçler koalisyonu” PKK’nın İran kolu PJAK önderliğinde 4 Kürtçü parti daha bu koalisyonda yer almış ve bir ortak açıklama yayınlamışlar ana hedefleri ise: “İran İslam Cumhuriyeti’ni devirmek ve Kürtlerin kendi kaderini tayin etmesini sağlamak.” Malum benzer cümleler Irak’ta Suriye’de de aynen bu şekliyle söylenmiş ve hayata geçirilmiştir.
Şimdi küresel çete İran’ı hedefe koyarken aynı anda özerk bir İran Kürdistan’ı yaratmak için de adımlarını hızlandırmış görünüyor. İran’a hava saldırısından birkaç gün önce ırak’ta kurulan bu Amerikan yapımı İran Kürtçü koalisyonu saldırı paketinin önemli bir parçası. Çünkü bu haberin hemen akabinde Amerikan basınında Trump’ın İran içindeki rejim karşıtı silahlı grupları kara gücü olarak kullanacağı bu yönde adımlar atıldığına ilişkin haberler yer almaya başladı.
Aynı anda İranlı Kürt grupların askeri operasyonda destek almak amacıyla Washington ile görüşme yaptıkları haberleri basına düştü. Aslında şablon bayat bir şablon! Biz bunları yakın zamanda birçok ülkede yaşadık. Önce hedef ülkeye Amerikan, İngiliz ve İsrail istihbaratı sızıyor. Medya mensubu kılığında ajanlar istihbarat topluyor.
Uluslararası Kriz Grubu gibi şer odaklarının sözüm ona uzmanları içerdeki Kürtçü grupları bir araya getiriyor. Wladimir van Wilderburg bunlardan biri. Bu çağdaş Lawrence 15 -20 yıldır Suriye, Irak, İran içinde PKK türevi partilerle çalışma sürdürüyor. Ve bu onlarca isimden sadece biri… Kriz Grubunun muhbiri van Wilgenburg geçen yıl “Suriye’deki Kürt milli konseyi İran’daki baskıcı rejimi kınıyor, haberini yapmış ve – buraya dikkat- Uluslararası Toplum’a İran’a müdahale için çağrıda bulunduklarını yazmıştı. Bunlara bir ülkede ayaklanmanın ‘iklim yaratıcıları ‘ ‘kolaylaştırıcılar’ da deniyor. Suriye’deki Kürtçülerle İran ve Irak’takileri entegre etme görevini de yürütüyorlar. Çeşitli provokasyonları hazırlayanlar var.
Terör gruplarıyla temasta olan onların Pentagon ve Black Waters gibi terör şirketleriyle temasını sağlayanlar var. Siyasi kadroyla ilişkileri yürütenler var. Suriye iyi bir örnek… Suriye’de 2004 itibariyle Amerikan büyükelçisi eliyle Sünni, Alevi, Şii, Kürt, Dürzî, Hıristiyan ayrılıkçılığı körüklenmişti. Bunun için Irak’ta da uygulandığı gibi farklı gruplardan insanlar katledildi. Suç, diğer grupların üzerine atıldı. Kaos yayıldı. Önce Humus’ta selefi örgütler hazırlandı.
Amerikan özel kuvvetleri, Suriye’den, Irak’tan, Lübnan ve Ürdün’den ‘iş’e alınan adamlarla ölüm mangaları oluşturdu. Bir tarafta IŞİD bir tarafta ÖSO bir tarafta YPG’ye para dağıtıldı. Hepsi aynı kasaya bağlıydı. Ordudan medyaya, işadamlarından politikacılara kadar her alanda önemli isimler satın alındı. Bir gecede Esad’ın ordusu ellerinde dolar dolu bavullarla ortadan kayboldu.
Özetle, Irak ve Suriye örneği çok önemli örneklerdir. İşte bunların bir benzeri İran için hazırlanıyor. Amerika ve İsrail, İran’ı parçalama ve kara savaşına öncülük edecek güç olarak Kürt koalisyonunu görevlendirmiş görünüyor.
İran’daki PJAK, Suriye’de SDG ve Irak’taki PKK birlikte hareket edecek. Son hedef ise ortada kalan Türkiye’nin güneydoğusu olacak. Bu dört parçanın birleşimi kukla bir Kürdistan devleti oluşturacak ve enerji kaynakları ve yollarının ortasında yerini alacak. Hayalleri bu!
Biz bu hayal doğrultusunda yayınlanmış birçok kaynağı yıllardır açıklıyoruz. Amerikan istihbaratının yayınladığı çok sayıda belge, kitap, raporu deşifre ediyoruz.
Freedman’ın Fuller’in kitap ve raporlarında adımlar açık seçik ortaya konulmuştu: Milli meclislere Kürt ayrılıkçı partilerin sokulması, açılım ve çözüm süreçleriyle halkın bölünmeye hazırlanması, komisyonlar kurularak bölücülere meşruiyet kazandırılması CIA’nin önerileri arasındadır. (Graham Fuller, Hanri Barkey kitabı Türkiye’nin Kürt Meselesi)
Her ülke için yol haritaları var ama Avrasya’nın kapısı İran kolay lokma değil. Bölgedeki en güçlü imparatorluk geleneği olan 3 devletten biri İran. Diğerleri Rusya ve Türkiye…
Bu devletler ve genetik hafızaları oldukça derin tarihsel tecrübeleri taşır. İran Avrasya’nın kapısı, Rusya ve Çin’in müttefiki bu ülkedeki bir çöküş Türkiye başta olmak üzere tüm Avrasya’yı felakete sürükler. O nedenle Asgar Fardi’nin sözünü tekrarlayarak bitirelim: “Türkiye’ye kar yağsa biz burada üşürüz” demişti. Bunun tersi de geçerli…
Bu coğrafyada Epstein çetesinin çöktüğü her ülkenin felaketi bizim de felaketimiz olur. İran’da bizim kendimizi yakın hissetmediğimiz bir sistem olabilir. Atatürk Irak, İran ve Afganistan’la ittifaka girerken bu ülkelerin krallıkla mı şahlıkla mı yönetildiklerine bakmamıştı. Bölgesel çıkarları öne almıştı.
***
Yazar hakkında
Banu Avar,18 Temmuz 1955 tarihinde Eskişehir’de dünyaya geldi.
Gazetecilik hayatına Süreç dergisinde başlayan Avar, 1980’li yıllarda Günaydın, Dünya, Vatan gazetelerinde yazılar yazdı, muhabir olarak çalıştı.
London City University‘de yüksek lisans yaptı. Ayrıca Londra’da BBC Türkçe bölümünde radyoda çalışırken BBC televizyonu belgesel kurslarına katıldı.
Sonraları TRT Londra muhabirliğine getirildi.
1999 senesinde TRT 1 ve TRT 2’de Mozaik, Kaleydeskop gibi programların yapımcılığını, yönetmenliğini ve sunuculuğunu üstlendi.
Gene 1999 senesinde, tv8‘in Belgesel Bölümünü kuran ve 2004 senesine kadar belgesel bölümünde yönetmen olarak birçok belgesele imza atan Avar, 2004 senesinde tv8 belgesel bölümü kapandıktan sonra görevinden ayrılarak, TRT 1’de Sınırlar Arasında isimli haber belgesel programının yapımcı ve yönetmenliğine başladı.
Banu Avar daha sonra ise Avrasya TV‘de program yapma kararı aldığını açıkladı. Programın ismi Banu Avar’la Dünya Düzeni olarak adlandırıldı.
Avar gazetecilik hayatındaki en büyük hatalardan biri olarak, komedi amaçlı haber yazıları yazan zaytung.com’dan bir kez haber alışını göstermektedir.
KİTAPLARI
Sınırlar Arasında: Hüznün Toprağı Balkanlar’dan Geleceğin Gücü Avrasya’ya
Hangi Avrupa?
Avrasyalı Olmak
Böl ve Yut
Hangi Dünya Düzeni
Kaçın! Demokrasi Geliyor!
Demokrasi Projeleri
Gün, O Gün’dür

