enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp
DOLAR
13,4726
EURO
15,2894
ALTIN
793,64
BIST
2.011,16
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
2°C
İstanbul
2°C
Az Bulutlu
Pazartesi Çok Bulutlu
2°C
Salı Çok Bulutlu
3°C
Çarşamba Çok Bulutlu
4°C
Perşembe Çok Bulutlu
6°C

İngiltere’nin Rusya’yla Mücadelesi

İngiltere’nin Rusya’yla Mücadelesi
10.01.2022
0
A+
A-

Son günlerde yaşanan gelişmeler ve artan gerginlikler üzerine İngiltere, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi halinde bunun “felaket derecesinde yüksek” sonuçları olacağını söyleyerek Moskova’yı uyarmaktadır.[1] 

Bu konuda İngiltere Eski Genelkurmay Başkanı Nick Carter, Rusya’nın Doğu Avrupa için büyük tehdit haline geldiğini ve ülkesinin Rusya’yla savaşa hazır olması gerektiğini söylemiştir.[2]

Halihazırda Ukrayna Savunma Bakanı Oleksii Reznikov, sınırda giderek artan Rus tehdidi karşısında İngiltere, ABD ve Kanada’yı ülkelerinde asker konuşlandırmaya çağırmıştır.[3]

Bu bağlamda Reznikov, “Anglo-Sakson müttefiklerinden” gerekirse Ukrayna Ordusu’na silah ve diğer destekleri sağlamak için NATO dışında hareket etmesini talep etmiştir. Çünkü NATO ve Avrupa içerisindeki Avrasyacı kanadı temsil eden Fransa ve Almanya, Rusya’yla savaşmaya niyetli değildir.[4]

Bunun sebebi olarak her ne kadar Fransa ve Almanya’nın enerji alanında Rusya’ya artan bağımlılığı ve Kuzey Akım-2 Projesi kapsamında yaptıkları ortaklıklar öne sürülse de aslında bu ikilinin ABD’den daha bağımsız birer politika geliştirmek ve Batı içerisinde liderliği paylaşmak/üstlenmek istedikleri de söylenebilir. Nitekim ABD-AB arasında son yıllarda yaşanan gerilimin ve bunun NATO’ya yansımasının başlıca nedeni olarak da bu husus ön plana çıkarılmaktadır. Bu konuda Londra ise Avrupa’nın Rus doğalgazına olan bağımlılığını sona erdirmesini istemektedir.[5]

Zira Rusya’yla olası bir sıcak çatışmada İngiltere ve ABD, Avrupalı güçlerden destek alamayacakları için Rusya’yla tek başlarına mücadele etmek zorunda kalacaktır. Bu tehdidi gören Londra, yaklaşık on yıl aradan sonra Almanya’ya zırhlı bir tugay göndereceğini açıklamıştır. Moskova ise İngiltere’yi kendi topraklarına yaklaşmakla suçlamıştır. Konuyla ilgili Rusya’nın İngiltere Büyükelçisi Andrei Kelin, iki ülke arasında “oldukça ciddi bir savaş riski” olduğu uyarısında bulunmuştur.[6]

Buradaki kilit aktörlerden biri olan Almanya, Rusya’yla işbirliği üzerinden Ostpolitiğe (Doğu politikasına) geri dönüşün sinyallerini verebilir. Bu noktada “NATO içerisindeki Atlantikçi kanat, Berlin’e güvenerek Rusya politikasında başarılı olabilir mi?” sualini sormak gerekmektedir. Cevap kesinlikle “hayır” olacaktır. Daha geniş bir yorumda bulunulduğunda İngiltere ve ABD, Rusya’yla mücadele konusunda Avrupa içerisinde ne Almanya’ya ne de Fransa’ya güvenmektedir. Zira Avrupa’da “Avrasyacı” fikirler güçlenirken; Atlantikçi eğilim giderek zayıflamaktadır. Çünkü Atlantik güçleri (İngiltere-ABD) kendi içerisinde kavgalıdır. Avrasyalı güçler ise Hint-Pasifik’ten Asya’ya kadar birçok coğrafyada Washington ve Londra’yla rekabet halindedir.

Yukarıda da ifade edildiği üzere, Batı Dünyası kendi içerisinde parçalı bir yapıdadır. Bu yüzden de artık uluslararası sistemin merkezinde değildir. Dünya sisteminde yükselen güç olarak Rusya ve Çin, eski yerleşik güçler olan Batı’ya meydan okumaktadır. Mevzubahis durum, İngiltere ve ABD’nin sırasıyla Rusya ve Çin’e karşı Tukidides Tuzağı’na düşmelerine neden olmaktadır.

Söz konusu anlayışa göre; mevcut baskın-yerleşik güçler, yükselen güçlerden algıladıkları tehdit sebebiyle güç maksimizasyonuna giderler. Bu tehdit algıları sebebiyle yanlış hamlelerde bulunurlar ve bu tehlikeli adımlar, sonunda kendilerinin tuzağa düşmelerine (savaşa girmelerine) neden olur.

Burada yerleşik güç olarak İngiltere, yükselen güç Rusya’dan tehdit algıladığı için iki ülkenin hatalı adımlar atarak savaşa girme ihtimalleri vardır. Bir diğer yerleşik güç olan ABD ise yükselen güç Çin’le mücadele etmektedir ve burada da bir savaş riski söz konusudur. Nitekim Tukidides Tuzağı’nı teorik yapıya büründüren Graham Allison, tarihsel süreçte mevcut baskın güce karşı palazlanan bir başka gücün karşı karşıya geldiği 16 olayı ele almış ve bu gerilimlerden 12 tanesinin savaşla sonuçlandığını tespit etmiştir. Bu yüzden İngiltere-Rusya ve ABD-Çin arasındaki gerilimlerin savaşla sonuçlanma ihtimali yüksektir.

Buradaki dört büyük güç, birbirlerini savaşa çekmeye çalışmaktadır. Birincisi ABD, İngiltere’yi Rusya’ya karşı savaşa sürüklemek istemektedir. Bunun için Ukrayna’daki kriz oldukça elverişlidir. İkincisi İngiltere, ABD’yi Tayvan Krizi üzerinden Çin’le savaştırmak istemektedir. Üçüncüsü Rusya, Çin’in ABD’ye karşı hata yaparak savaşa girmesini ve böylece Avrasya’da güç kaybetmesini isteyebilir. Dördüncüsü ise Çin, Rusya’nın Ukrayna’daki gerilim sebebiyle İngiltere’yle savaşmasını kendi çıkarları açısından olumlu bulabilir.

Bunun sebeplerini açıklamak gerekirse; birincisi ABD, İngiltere’nin Asya siyasetinde kendisine rakip olduğunu düşünmektedir. Ayrıca Washington, Londra’nın Çin’e karşı gerektiği gibi mücadele etmediğini, Pekin’le arasına mesafe koymadığını veya ona karşı cephe almadığını vurgulamaktadır. İkincisi İngiltere, ABD’nin Afganistan başta olmak üzere Asya’daki güç alanlarından çekilmesini fırsat olarak görmektedir. ABD, Asya’da zayıfladıkça İngiltere oluşan güç boşluğunu doldurmaktadır. Bu yüzden ABD’nin Çin’le savaşması, İngiltere’ye daha fazla alan açacaktır. Üçüncüsü Rusya, Çin’in yakın çevresindeki askeri-güvenlik hamlelerinden oldukça rahatsızdır. Çin’in ABD’yle savaşması, her iki gücün de zayıflaması anlamına gelecektir. Rusya, bu çatışmadan avantajlı çıkacaktır. Dördüncüsü Çin, İngiltere’nin özellikle Sincan Uygur Özerk Bölgesi ve Tibet’le ilgili insan hakları meselesini sürekli gündeme getirmesinden ve bunu bir baskı aracı olarak kullanmasından rahatsızdır. Bu yüzden İngiltere’nin bütün ilgisini Pasifik’ten uzaklaştırmak isteyen Pekin, aynı zamanda onun tüm gücünü Avrupa’ya yoğunlaştırmasını arzulayacaktır. Bu açıdan İngiltere’yi Rusya’yla savaştırmak, Çin için oldukça pragmatik bir yöntem olacaktır. Çünkü Rusya’nın Asya’daki gücü zayıflayacak ve Pekin, Moskova’yı kendisine bağımlı hale getirecek ve Asya’da oluşacak bu güç boşluğundan kendisi faydalanacaktır. Kısacası İngiltere ile Rusya arasında çıkacak bir çatışma, Pekin yönetimi için en pragmatik senaryodur.


[1] “UK to Russia: Invading Ukraine Would Have ‘Catastrophically High’ Consequences”, Politico, https://www.politico.eu/article/uk-warns-russia-invading-ukraine-would-have-catastrophically-high-consequences/, (Erişim Tarihi: 10.12.2021).

[2] “UK Must be Ready for war with Russia, Says Armed Forces Chief”, The Guardian, https://www.theguardian.com/uk-news/2021/nov/14/uk-must-be-ready-for-war-with-russia-says-armed-forces-chief, (Erişim Tarihi: 10.12.2021).

[3] “Ukraine’s Defence Minister Urges Military Support from Canada, U.S. and Britain-Even If It’s Outside NATO”, The Globe and Mail, https://www.theglobeandmail.com/world/article-ukraines-defence-minister-urges-military-support-from-canada-us-and/,(Erişim Tarihi: 10.12.2021).

[4] Aynı yer.

[5] “Europe Needs to end Energy Dependency on Russia, Says UK Foreign Minister”, Reuters, https://www.reuters.com/world/europe/europe-needs-end-energy-dependency-russia-says-uk-foreign-minister-2021-12-08/, (Erişim Tarihi: 10.12.2021).

[6] “Russia Warns UK There Is A ‘Serious Risk’ of War with Tensions Rising in Ukraine”, Mirror, https://www.mirror.co.uk/news/uk-news/russia-warns-uk-serious-risk-25565986, (Erişim Tarihi: 10.12.2021).

Cenk TAMER

ANKASAM, Asya-Pasifik Uzmanı 2014 yılında Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olan Cenk TAMER, aynı yıl Gazi Üniversitesi Ortadoğu ve Afrika Çalışmaları Bilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimine başlamıştır. 2016 yılında “1990 Sonrası İran’ın Irak Politikası” başlıklı teziyle master eğitimini tamamlayan Tamer, 2017 yılında ANKASAM’da Araştırma Asistanı olarak göreve başlamış ve aynı yıl Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Doktora Programı’na kabul edilmiştir. Uzmanlık alanları İran, Mezhepler, Tasavvuf, Mehdilik, Kimlik Siyaseti ve Asya-Pasifik olan ve iyi derecede İngilizce bilen TAMER, Gazi Üniversitesindeki doktora eğitimine devam etmekte ve ANKASAM’da Asya-Pasifik Uzmanı olarak görev almaktadır.

[TÜHA Haber Ajansı, 10 Ocak 2022]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.