www.turkuazhaberajansi.com/Polonya’da Anayasa Mahkemesinin iki üst düzey yargıcının geçici olarak görevden uzaklaştırılması krizi: Hukuka Dönüş mü, Darbe mi?

* Polonya’da Anayasa Mahkemesinin iki üst düzey yargıcının geçici olarak görevden uzaklaştırılması, Cumhurbaşkanı Nawrocki’nin de dâhil olduğu sert bir siyasi krize yol açtı.

* Sağ muhalefetin “darbe” olarak nitelendirdiği müdahale, hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etme girişimi olarak da savunuluyor.

* Peki on yılı aşkın süredir siyasi müdahalelerle şekillenen Anayasa Mahkemesinde hukuki meşruiyet kimin tarafında?

-Prof. Dr. Kim Lane Scheppele, Prof. Dr. Laurent Pech, Doç. Dr. Maciej Kisilowski-

TÜHA / TÜRKUAZ Uluslararası Haber Ajansı (www.turkuazhaberajansi.com)

POLONYA, 04 KASIM 2026 - TÜHA / TÜRKUAZ Uluslararası Haber Ajansı bu yazıyı Perspekti.eu'dan alıntılamıştır.

 Polonya’nın hukuka aykırı biçimde oluşturulmuş Anayasa Mahkemesinin yönetimini gasp eden iki yargıcın 30 Ekim 2026’da geçici olarak görevden uzaklaştırılması, mahkemenin çevresinde polis kordonu oluşturulduğu ve Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ile kaotik bir karşı karşıya gelişin yaşandığı çarpıcı görüntüleri beraberinde getirdi. Polonya’da ve yurt dışında radikal sağcı siyasi hareketler, bu müdahaleyi hızla bir darbe girişimi olarak nitelendirdi. Oysa hukuki açıdan bakıldığında müdahale, hukukun üstünlüğünün yeniden tesis edilmesi yolunda önemli ve gerekli bir adımdı.

Radikal sağcı Hukuk ve Adalet Partisinin (Lehçe kısaltmasıyla PiS), Polonya ve Avrupa hukukunu açıkça ve defalarca ihlal ederek Anayasa Mahkemesini kontrolü altına almaya başladığı on yılı aşkın bir süredir basit bir ilkeyi savunuyoruz: Avrupa’nın hukukun üstünlüğüne ilişkin standartları, Polonya’nın Anayasa Mahkemesinin bağımsızlığına saygı göstermesini ve mahkemenin Polonya Anayasası’na uygun biçimde oluşturulup faaliyet göstermesini gerektiriyor. Bu ilke, bugün de hareket noktamızı oluşturuyor. Geçtiğimiz cuma günü yaşananlar da bu anayasal ölçüt çerçevesinde değerlendirilmeli. Bunun için yeni mahkeme yönetiminin hukuki yetkisinin açıklığa kavuşturulması, aldığı sınırlı tedbirlerin değerlendirilmesi ve ardından yaşanan siyasi çatışmanın ele alınması gerekiyor.

Anayasa Mahkemesi Nasıl Ele Geçirildi?

Bu çatışmayı anlamak için PiS’in hem cumhurbaşkanlığı seçimini kazandığı hem de parlamentonun iki kanadında çoğunluğu elde ettiği 2015 yılına dönmek gerekiyor. Parlamento çoğunluğu el değiştirmeden önce, görevden ayrılmak üzere olan liberal çoğunluk Anayasa Mahkemesine beş yargıç seçmişti. Bu yargıçlardan üçünün seçimi hukuka uygundu. Diğer ikisi ise seçimi kazanan yeni parlamentonun yetkisinde bulunan, henüz boşalmamış üyelikler için erken seçilmişti. Anayasa Mahkemesi de 3 Aralık 2015 tarihli kararında bu ayrımı doğrulamış, ilk üç yargıcın seçilmesine dayanak oluşturan yasal düzenlemeyi hukuka uygun bulurken diğer ikisinin seçimine dayanak oluşturan düzenlemenin anayasaya aykırı olduğuna hükmetmişti.

Anayasadaki 194. madde, Anayasa Mahkemesi yargıçlarını seçme yetkisini münhasıran parlamentonun ana kanadı olan Sejm’e veriyor. Bu düzenleme, diğer mahkemelerdeki yargıçların Ulusal Yargı Konseyinin önerisi üzerine Cumhurbaşkanı tarafından atandığı sistemden farklı. Bununla birlikte olağan yasalar, Anayasa Mahkemesine seçilen yargıçların Cumhurbaşkanı huzurunda yemin etmesini gerektiriyor. Ancak Cumhurbaşkanının bu yemini kabul etmesi, Anayasa’nın kendisine bilinçli olarak tanımadığı ilave bir atama ya da veto yetkisi doğuramaz.

Buna rağmen, PiS ile yakın ilişkileri bulunan dönemin Cumhurbaşkanı Andrzej Duda, 2015 yılında hukuka uygun biçimde seçilmiş üç yargıcın yeminlerini kabul etmeyi reddetti. Ardından iktidara gelen PiS çoğunluğu, zaten dolu olan bu üyelikler için yeni yargıçlar seçti. Hukuka aykırı biçimde göreve getirilen bu kişiler, Polonya’da “mükerrer yargıçlar” olarak anılmaya başlandı.

AİHM: Hukuka Aykırı Atanan Yargıçlar Mahkeme Kararlarını Geçersiz Kılabilir

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2021 yılında verdiği Xero Flor/Polonya kararında, mahkemedeki üyelikleri hukuka aykırı biçimde işgal eden bu kişilerden herhangi birinin bir davaya katılmasının, tarafların kanunla kurulmuş bir mahkemede yargılanma hakkını ihlal ettiğine hükmetti. AİHM, 14 Aralık 2023 tarihli M.L./Polonya kararında ise bu kişilerin yargılamaya katılmasının, onların katılımıyla verilen herhangi bir “kararın” hukuki geçerliliğini tek başına ortadan kaldırabilecek nitelikte olduğunu belirtti. Polonya’nın kendi Yüksek İdare Mahkemesi de Kasım 2022’de, anayasaya aykırı biçimde oluşturulmuş Anayasa Mahkemesinin “hukuka aykırılıkla malul hâle geldiğini” ve “maddi anlamda hukuka uygun biçimde yargılama yapabilme yeteneğini kaybetmiş” bir kuruma dönüştüğünü tespit etti.

Hukuka aykırı biçimde ilk atanan üç yargıçtan ikisi 2017 yılında hayatını kaybetti. PiS, onların yerine yine usulsüz biçimde yeni isimler atadı. Ancak bu kişilerin göreve getirilmesi de hukuka aykırıydı. Çünkü hukuken kendilerine ait olmayan koltukları işgal eden kişilerin ölümü, Ekim 2015’te seçilmiş yargıçlara ait üyeliklerde yeni bir boşalma yaratmıyordu.

Buna rağmen PiS, bu kişilerin yerine getirilen yargıçların dokuz yıllık yeni bir görev süresine hak kazandığını kabul ederek ilk ihlallerin sonuçlarını daha da uzun bir döneme yaydı. İlk üç mükerrer yargıçtan hayatta kalan son kişi Aralık 2024’te mahkemeden ayrıldı. Onun yerine atananlardan birinin sözde görev süresi 18 Eylül 2026’da sona ererken diğerininki 30 Ocak 2027’de sona erecek.

Usulsüz Yargıç Atamaları Mahkeme Başkanlığını da Etkiledi

Anayasaya aykırı biçimde göreve getirilen ilk mükerrer yargıçların etkisi, yalnızca görev aldıkları yargılama heyetleriyle sınırlı kalmadı. Bu kişiler, Anayasa Mahkemesi yönetiminin belirlenmesinde de rol oynadı. Anayasa’ya göre Cumhurbaşkanı, Anayasa Mahkemesi başkanını ve başkan yardımcısını, mahkemenin bütün yargıçlarından oluşan Genel Kurulun gösterdiği adaylar arasından atıyor. Mükerrer yargıçlar da bu adayların belirlenmesinde oy kullandı.

Avrupa Birliği Adalet Divanı, 18 Aralık 2025 tarihli Komisyon/Polonya kararında, Aralık 2015’te üç “yargıcın” ve 2016’da mahkeme “başkanının” atanmasındaki ciddi usulsüzlükler nedeniyle Anayasa Mahkemesinin hukuka uygun biçimde kurulmuş bir mahkeme olma niteliğini kaybettiğine hükmetti. Divan, mahkeme başkanının atanmasına ilişkin iki ayrı hukuki sakatlık tespit etti: Hukuka aykırı biçimde atanmış kişilerin kullandığı oylar gerekli desteğin sağlanmasında hesaba katılamazdı. Ayrıca yalnızca azınlığın desteğini alan bir aday, Genel Kurulun adayı olarak kabul edilemezdi.

İktidar Değişti, Anayasa Mahkemesindeki Kriz Devam Etti

Bu arada 2023’ün sonlarında parlamentodaki çoğunluk el değiştirmişti. Yeni demokratik koalisyon hükûmeti, Anayasa Mahkemesinin hukuka aykırı yapısının anayasal görevlerini yerine getirmesine engel olduğu gerekçesiyle mahkemenin “kararlarını” yayımlamayı durdurdu. Bu, mahkemenin kanunla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir yargı organının taşıması gereken koşulları karşılamaz hâle gelmesine verilmiş mantıklı bir yanıttı.

Demokratik koalisyon başlangıçta Anayasa Mahkemesinde boşalan üyeliklere yeni yargıç seçmekten kaçındı. Koalisyona göre böyle bir adım, Polonya’nın anayasa mahkemesiymiş gibi faaliyet gösteren bu kuruma meşruiyet kazandıracaktı. Ancak mevcut üyelerin görev sürelerinin sona ermesi ve PiS tarafından atanmış bir yargıcın Aralık 2025’te erken emekliye ayrılması, 2026 yılı içinde mahkemedeki üyeliklerin çoğunluğunun yeniden doldurulmasının önünü açtı. Sejm, mart ayında altı, haziran ayında yedinci ve eylül ayında sekizinci yargıcı seçti.

Cumhurbaşkanının Yarattığı Yapay Veto Yetkisi

Haziran 2025’teki cumhurbaşkanlığı seçimi, Anayasa Mahkemesinin yeniden hukuka uygun bir yapıya kavuşturulmasının siyasi açıdan güç olmaya devam edeceğini göstermişti. Polonyalı seçmenler, 2023’te parlamentoda demokratik koalisyona çoğunluk verdikten sonra cumhurbaşkanlığı seçiminde PiS’in desteklediği Karol Nawrocki’yi az farkla seçti. Böylece karşıt siyasi kampların iktidarın farklı organlarını kontrol ettiği bir yönetim tablosu devam etti.

Nawrocki, selefinin törensel nitelikteki yemin kabulünü esaslı bir veto yetkisine dönüştüren hukuka aykırı uygulamasını sürdürdü. Mevcut Sejm tarafından seçilen sekiz yargıçtan yalnızca üçünün yeminini kabul etti. Diğer beş yargıç ise Cumhurbaşkanının hareketsiz kalmasının kendi seçimlerini geçersiz kılamayacağını savundu. Bu yargıçlardan dördü, 9 Nisan’da yemin metinlerini kamuoyu önünde okuyup imzaladı ve noter onaylı nüshalarını Cumhurbaşkanına hitaben Cumhurbaşkanlığı makamına teslim etti. Beşinci yargıç da ekim ayında aynı yöntemi izledi.

Venedik Komisyonu, Ekim 2026 tarihli görüşünde bu usulü açıkça destekledi. Komisyona göre Cumhurbaşkanının haklı bir gerekçe olmaksızın yemini kabul etmeyi reddetmesi durumunda, yemin yükümlülüğü Cumhurbaşkanının fiziksel katılımı olmadan da yerine getirilebilirdi. Bunun için usulüne uygun biçimde doğrulanmış bir belgenin kendisine resmen sunulması yeterliydi. Bu işlemin ardından yargıcın görevine başlayabilmesi gerekiyordu. (Bu yöntemin 2015 yılında uygulanmamış olması üzüntü verici. O dönemde hukuka uygun biçimde seçilmiş üç yargıcın, Duda’nın reddine rağmen görevlerine başlaması sağlanabilseydi sonrasında ortaya çıkan zararların önemli bir bölümü önlenebilirdi.)

AİHM Kararına Rağmen Beş Yargıcın Göreve Başlaması Engellendi

Ancak 2026 yılında bu yönteme başvuran beş yargıcın mahkemede görev yapmasına yine izin verilmedi. Bu durum, diğer hukuki ihlallerin yanı sıra, yeni seçilen beş yargıçtan dördünün mahkemede görev yapmalarının engellenmesi üzerine AİHM’ye yaptığı başvurular kapsamında verilen geçici tedbir kararlarına da aykırıydı. Strazburg Mahkemesi, 5 Mayıs’ta Polonya’dan, kendisi tarafından yeni bir karar verilinceye kadar “yetkili makamların yeni seçilmiş yargıçların görevlerine başlamalarını ve yargısal görevlerini yerine getirmelerini engellemekten kaçınmalarını sağlamasını” istedi. Bu yargıçların hâlâ mahkemeye alınmaması, AİHM’nin söz konusu kararına açıkça meydan okunması anlamına geliyor.

Polonya ve Avrupa hukukunu ihlal eden başlıca aktör, eski Ulusal Savcı ve PiS’in Adalet Bakanı ve Başsavcısı Zbigniew Ziobro’nun eski yardımcısı Bogdan Święczkowski. (Ziobro, görevi kötüye kullanma ve kamu kaynaklarını zimmete geçirme suçlamaları da dâhil olmak üzere hakkındaki davalardan kaçmak amacıyla Trump yönetiminin üst düzey yetkililerinin yardımıyla vize almış ve ABD’ye gitmiş durumda.)

Święczkowski, 2022 yılında Anayasa Mahkemesi yargıçlığına seçilmiş ve ikinci kuşak mükerrer yargıçlardan ikisinin de katıldığı aday belirleme sürecinin ardından 2024 yılında usulsüz biçimde sözde mahkeme başkanlığına atanmıştı. Święczkowski’nin engelleme girişimleri son dönemde fiziksel bir boyut da kazandı. Ekim ayının başlarında yeni seçilen yargıçlardan biri, oldukça iri yapılı bir adam olan Święczkowski’nin kendisini mahkeme koridorunda iterek uzaklaştırdığını ve geçişini engellediğini bildirdi. Söz konusu yargıç, olay hakkında suç duyurusunda bulundu.

polonya avrupa birliği hukuk darbe anayasa

Polonya’da Anayasa Mahkemesi Başkanı Bogdan Swieczkowski ve Başkan Yardımcısı Bartlomiej Sochanski’nin görevlerinden uzaklaştırıldığının duyurulmasının ardından mahkeme binası önünde başlayan gösteri ve polis ablukası devam ediyor. Cumhurbaşkanı Nawrocki’nin destekçileri polis ablukasının önünde eylem yapıyor. | Fotoğraf: Agata Grzybowska – AA.

NOT: Bu yazı, Verfassungsblog tarafından yayımlanan “Whose Coup? Restoring the Legality of Poland’s Constitutional Tribunal” başlıklı makalenin tercümesidir. Orijinal içerik Verfassungsblog tarafından sağlanmıştır ve Creative Commons Attribution 4.0 International (CC BY 4.0) lisansı altında burada yayımlanmaktadır.

***

Yazarlar hakkında

Prof. Dr. Kim Lane Scheppele

Prof. Dr. Kim Lane Scheppele, Princeton Üniversitesinde Laurance S. Rockefeller Sosyoloji ve Uluslararası İlişkiler Profesörüdür. Araştırmalarını anayasa hukuku, hukukun üstünlüğü ve demokratik kurumlar üzerine yoğunlaştırmaktadır.

Prof. Dr. Laurent Pech

Prof. Dr. Laurent Pech, University College Dublin Hukuk Fakültesi Dekanı ve hukuk profesörüdür. Ayrıca Budapeşte’deki CEU Demokrasi Enstitüsünde kıdemli araştırmacıdır.

Doç. Dr. Maciej Kisilowski

Doç. Dr. Maciej Kisilowski, Viyana’daki Orta Avrupa Üniversitesinde (CEU) hukuk ve strateji alanında öğretim üyesidir. Yale Üniversitesinde hukuk, Princeton Üniversitesinde kamu yönetimi ve INSEAD’da işletme eğitimi almıştır.

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Anket

Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150
Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği