www.turkuazhaberajansi.com/Doğu Akdeniz'de Hakkaniyet Temelli Deniz Teki Alanları: Türkiye-Libya Mutabakatı'nın Hukuki ve Stratejik Önemi
* Avrasya İncelemeleri Merkezi'nden (AVİM) Avrupa Birliği, Türkiye - ABD İlişkileri, Kafkasya, Propaganda Çalışmaları ve Terörizm uzmanı Analist Hazel ÇAĞAN ELBİR, AVİM için kaleme aldığı "Doğu Akdeniz'de Hakkaniyet Temelli Deniz Teki Alanları: Türkiye-Libya Mutabakatı'nın Hukuki ve Stratejik Önemi" başlıklı analizinde, Doğu Akdeniz'in, Türkiye için yalnızca coğrafi bir deniz alanı değil; enerji güvenliği, deniz ticareti, jeopolitik denge ve uzun vadeli egemenlik haklarının kesiştiği stratejik bir havza olduğuna dikkat çekiyor...
TÜHA / TÜRKUAZ Uluslararası Haber Ajansı (www.turkuazhaberajansi.com)
ANALİST* Hazel ÇAĞAN ELBİR & AVİM
ANKARA, 06 KASIM 2026 - Doğu Akdeniz, Türkiye için yalnızca coğrafi bir deniz alanı değil; enerji güvenliği, deniz ticareti, jeopolitik denge ve uzun vadeli egemenlik haklarının kesiştiği stratejik bir havzadır.
Bölgede tespit edilen önemli hidrokarbon rezervleri ve diğer denizaltı zenginlikleri, kıyı devletlerinin münhasır ekonomik bölge (MEB) ve kıta sahanlığı haklarını uluslararası hukukun temel ilkeleri çerçevesinde belirleme zorunluluğunu ortaya koymuştur.
Türkiye’nin en uzun anakara kıyı uzunluğuna sahip olduğu bu havzada, adil ve hakkaniyetli sınırlandırma yapılmaksızın tek taraflı tasarruflar, kıyı projeksiyonunun kesilmesine ve Türkiye'nin Antalya Körfezi'ne hapsedilmesine yol açabilecek niteliktedir. Mavi Vatan doktrini bu bağlamda, Türkiye’nin Karadeniz, Ege ve Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarının (karasuları, kıta sahanlığı ve MEB) uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatler doğrultusunda korunmasını öngören bütüncül bir çerçeve sunmaktadır[1].

MEB, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (BMDHS/UNCLOS) çerçevesinde kıyı devletinin esas hatlardan itibaren en fazla 200 deniz miline kadar uzanabilen, canlı ve cansız doğal kaynaklar üzerinde egemen haklar kullandığı özel bir yetki alanıdır. Karasularından farklı olarak MEB, tam egemenlik değil; araştırma, işletme, balıkçılık düzenlemesi, enerji üretimi ve yapay ada/tesis kurma gibi konularda egemen haklar sağlar. Diğer devletlerin seyrüsefer ve uçuş özgürlüğü gibi temel serbestileri devam eder.
Türkiye, BMDHS’ye taraf olmamakla birlikte, uluslararası örf ve âdet hukuku ile Uluslararası Adalet Divanı (UAD) içtihatlarında yerleşik hakkaniyet ve adil sınırlandırma ilkelerini esas almaktadır.
MEB ilanı için kıyı devletinin temel ihtiyacı; komşu devletlerle hakkaniyet esasına dayalı sınırlandırma anlaşmaları yapmak, kıyı uzunlukları ve coğrafi gerçeklikleri dikkate almak, adaların otomatik olarak tam yetki alanı üretmediğini kabul etmek ve uluslararası hukukun ihlal edilmemesini sağlamaktır. Tek taraflı ilanlar, özellikle adaların orantısız etki yarattığı durumlarda (örneğin Meis Adası’nın kıta sahanlığı iddiası) hukuki tartışmalara açık kalmaktadır.
Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım 2019’da imzalanan “Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası,” bu ilkelerin somut uygulamasıdır. Mutabakat, iki anakara kıyısı arasında yaklaşık 18,6 deniz mili uzunluğunda bir sınır çizgisi belirleyerek Türkiye'nin batıdaki deniz yetki alanlarının bir bölümünü tanımlamış, adaların kıyı temel projeksiyonunu kesmemesi ve kıyı uzunluklarının dikkate alınması esaslarını temel almıştır.
Mutabakat TBMM tarafından onaylanarak yürürlüğe girmiş ve Birleşmiş Milletler nezdinde tescil edilmiştir. 2019’da Libya'nın doğusundaki Temsilciler Meclisi anlaşmayı reddetmiş ve siyasi ilişkileri kesme kararı almış olsa da 20 Ekim 2026’da aynı Meclis oy birliğiyle mutabakatı onaylamış ve 2020 tarihli ret kararlarını hükümsüz kılmıştır. Bu gelişme, Libya’nın her iki siyasi merkezinin de anlaşmayı sahiplenmesi anlamına gelmekte ve uluslararası meşruiyeti güçlendirmektedir. Türk Dışişleri Bakanlığı, anlaşmanın uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkelerine uygun olduğunu vurgulamıştır[2].
Bu onay, Avrupa Birliği (AB) ve özellikle Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen ile Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’nın ortak açıklamasına yol açmıştır. Açıklamada, mutabakatın “üçüncü devletlerin egemenlik haklarını ihlâl ettiği, Deniz Hukuku'na uymadığı, geçersiz ve hükümsüz olduğu” belirtilmiş: Yunanistan ve Kıbrıs ile dayanışma teyit edilmiştir. AB’nin 2019’daki tutumunun değişmediği hatırlatılmıştır[3].
Bu tepkinin arkasında, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) maksimalist deniz yetki alanı iddialarının, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi dışarıda bırakmayı amaçlayan enerji koridorları ve altyapı projeleriyle (EastMed, IMEC gibi) örtüşmesi yatmaktadır. IMEC (Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru) Türkiye topraklarını öngördükleri hattın dışında bırakarak Yunanistan ve GKRY üzerinden Avrupa’ya yönelmekte; Hindistan'ın GKRY ile stratejik ortaklığı, savunma işbirliği yol haritaları ve deniz güvenliği vurguları bu ekseni güçlendirmektedir.
Yunanistan-İsrail-Hindistan-Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)-GKRY ekseni, Türkiye'nin bölgesel manevra alanını daraltmaya yönelik amaçla şekillenmektedir. Bu bağlamda Von der Leyen’in açıklaması, AB’nin üye devletlerle dayanışma politikasının yanı sıra, enerji güvenliği ve alternatif koridorlar üzerinden Türkiye’nin hakkaniyet temelli iddialarına karşı konumlanmayı yansıtmaktadır[4].
AB’nin Türkiye Karşıtı bu tek yanlı tutumu sadece Türkiye-AB ilişkilerine olumsuz yansımakla kalmamakta, AB Dış politikasının güvenilirliğine ve inandırıcılığına da gölge düşürmektedir.
27 Ekim 2026 tarihli gelişmelerde Mısır, Bahreyn ve BAE, Yunanistan ile birlikte BM'de ortak bir açıklama yaparak mutabakatı “bölgesel güvenlik ve istikrar için endişe kaynağı” ve “keyfi ikili düzenlemelerin uluslararası hukuk kurallarını zayıflatabileceği" şeklinde değerlendirmesi, tartışmayı daha geniş bir bölgesel boyuta taşımıştır[5]. Ancak bu itirazlar, Türkiye'nin temel argümanlarını değiştirmemektedir: Anlaşma, karşı kıyılardaki anakara devletler arasında hakkaniyet esasına dayanmakta; adaların orantısız etki yaratmaması ve kıyı projeksiyonunun korunması uluslararası mahkeme içtihatlarıyla uyumludur. Üçüncü devletlerin itirazları, kendi tek taraflı adımlarını meşrulaştırma çabası olarak değerlendirilebilir. Türkiye, diyalog ve adil paylaşım çağrısını sürdürmekte; anlaşmanın Libya’daki her iki tarafın da onaylamasıyla, iç siyasi meşruiyeti de güçlendirmektedir.
Sonuç olarak, Türkiye-Libya deniz yetki alanları mutabakatı, Doğu Akdeniz’de hakkaniyet ilkesinin somutlaştığı, Mavi Vatan doktrininin hukuki bir dayanağını oluşturan ve Türkiye’nin haklarını koruyan meşru bir belgedir. MEB ilanı için gerekli olan adil sınırlandırma ve coğrafi gerçekliklerin dikkate alınması, bu anlaşmayla kısmen yerine getirilmiştir. MEB ilânı için Türkiye ve tüm kıyıdaş ülkelerin Türkiye-Libya deniz yetki alanları mutabakatına varmış olması gerekir. Bu sebeple Türkiye açısından Doğu Akdeniz’de MEB için atılmış önemli bir adım olduğunu söylemek mümkündür.
AB ve bazı bölgesel aktörlerin tepkileri, üye devletlerle dayanışma ve alternatif enerji/altyapı projelerinin korunması saiklerinden kaynaklanmakla birlikte, uluslararası hukukun temel ilkelerini (hakkaniyet, kıyı uzunluğu, orantılılık) göz ardı etmektedir. Bölgesel istikrarın yolu, tek taraflı ilanlardan değil; kıyıdaş devletler arasında diyalog ve hakkaniyet temelli çözümlerden geçmektedir. Türkiye'nin Mavi Vatan çerçevesindeki tutumu, hukuki, diplomatik ve stratejik sürekliliğin ifadesidir.
[1] “MEB Nedir, Ne Değildir? Münhasır Ekonomik Bölgeyi Doğru Anlamak," Mavi Vatan, mavivatan.net, 1 Haziran 2026, https://mavivatan.net/meb-nedir-ne-degildirmunhasir-ekonomik-bolgey-dogru-anlamak/.
[2] Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, “No: 202, 20 Ekim 2026, Türkiye ile Libya Arasındaki Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası Hk.” mfa.gov.tr, 20 Ekim 2026, https://www.mfa,gov.tr/no-202-turkiye-ile-libya-arasindaki-deniz-yetki-alanlarinin-sinirlandirilmasina-iliskin-mutabakat-muhtirasi-hk.tr.mfa.
[3] “Joint statement by Presidents von der Leyen and Costa,” European Commission, ec.europa.eu, https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/de/statement-26-2221.
[4] “AB’den Türkiye-Libya deniz yetki alanları anlaşmasına tepki,” BloombergHT, 20 Ekim 2026, https://www.bloomberght.com/ab-den-turkiye-libya-deniz-yetki-alanlari-anlasmasina-tepki-3792016.
[5] "Three Arab states back Greece in dispute over Turkey-Libya maritime Accord," Reuters, reuters.com, 27 Ekim 2026, https://www.reuters.com/world/middle-east/three-aratb-states-back-greece-dispute-over-turkey-libya-maritime-accord-2026-10-27/.
***
Yazar hakkında
Hazel Çağan Elbir, 2008 yılında Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek Lisans derecesini 2012 yılında ODTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden “Ermeni Terörü ve Türk Basını (1973-1984)” başlıklı tezi ile aldı. Yüksek lisans tezi aynı başlıkla 2017 yılında Almanya’da bulunan yayınevi Manzara Verlag tarafından kitap olarak yayınlanmıştır.
2006 yılında TBMM’de, 2007 yılında Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM)’da ve Global Strateji Enstitüsü’nde staj yapmıştır. Yine 2007 yılında Avusturya’nın Graz şehrinde düzenlenen Model Avrupa Parlamentosu projesine katılmıştır. 2008 yılında Global Strateji Enstitüsü’nde dört ay süreyle Balkan Uzmanı olarak görev almıştır. Yüksek lisans yaparken 2011 yılında Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM)’de de staj yapan Çağan Elbir, Şubat 2012 tarihinden bu yana AVİM bünyesinde analist olarak çalışmaktadır. Hali hazırda Atılım Üniversitesi'nde Politik Ekonomi doktora adayıdır.
Çağan Elbir’in araştırma konuları arasında Avrupa Birliği, Türkiye – ABD İlişkileri, Kafkasya, propaganda çalışmaları, insanlığa karşı suçlar ve terörizm yer almaktadır.
Çağan Elbir her gün AVİM Günlük Bülten’in Avrupa bölümünü hazırlamaktadır.



Benzer Haberler
www.turkuazhaberajansi.com/Türkiye ile Katar'ın savunma sanayisi alanındaki iş birliğini derinleştirmeye yönelik temasları kapsamında gerçekleşen görüşme
www.turkuazhaberajansi.com/Bakan Kurum: "Kiralık konutların anahtarlarını hak sahiplerine 10 bin liradan başlayan kiralarla teslim edeceğiz"
www.turkuazhaberajansi.com/YÖNETSEN Başkanı Yelda Bubik’ten Milyonları İlgilendiren Uyarı: Aidatlarda 2027 Depremi!
www.turkuazhaberajansi.com/Bakan Yumaklı: "Yangınların yüzde 86'sı insan kaynaklı"
www.turkuazhaberajansi.com/Doğu Akdeniz'de Hakkaniyet Temelli Deniz Teki Alanları: Türkiye-Libya Mutabakatı'nın Hukuki ve Stratejik Önemi
www.turkuazhaberajansi.com/TBMM Başkanı Kurtulmuş, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca düzenlenen "Ortak Gelecekte Biriz İletişim Kampanyası"nın lansman programına katıldı...
www.turkuazhaberajansi.com/Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in BM'deki konuşmasının ardından Türkiye'nin cevabı gecikmedi, anında Büyükelçi Ahmet Yıldız'dan geldi...
www.turkuazhaberajansi.com/(BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, "Dindarlar Atatürk'ü sevmez söylemi bir emperyalizm oyunu"...