enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
23:52 Yapay zeka savaşta da başrole geçiyor
23:26 Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kimse bu Türkiye’ye diz çöktüremeyecek
22:04 Adalet Bakanı Gürlek, “Ana vatanın garantörlüğü kırmızı çizgimizdir”
21:27 İletişim Başkanlığının ev sahipliğinde düzenlenen, Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi (STRATCOM) yarın başlıyor
11:07 İzmir, TEKNO 293 Dünya Şampiyonası için ev sahipliğine hazırlanıyor
09:53 Pick-Pong ile Hayata Dokunan Yolculuk Ankara’ya Taşınıyor
00:50 İran savaşında hangi ülkeler kazanacak, hangileri en çok zarar görecek?
10:30 Meclis’in bayram sonrası gündemi yoğun
09:13 İran, ABD ve İsrail’in saldırılarına misilleme olarak, İsrail’de Dimona’nun ardından Arad’ı da vurdu
00:58 Bir Krizin Anatomisi: Hürmüz Boğazı’nda Hukuk ve Sigorta
00:28 Geçmişten Günümüze Dışişleri Bakanlarımız | İsmet İnönü
00:20 Gazeteci Kutub Elaraby yazdı: Batı’nın Savaşlarda Dini Söylem Kullanımı
19:36 Türkiye’den İsrail’e tepki: Yahudi işgalci terörü derhal son bulmalı
19:19 Bakan Fidan: Sorun İsrail’in barış istememesi
19:06 BM Raportörü: İsrail, Filistinlilere karşı sistematik işkence uyguluyor
17:58 Fransa’nın Lübnan’daki arabuluculuk çabalarında ortaya çıkan belgede hangi önemli maddeler yer alıyor?
16:53 “KKTC karasularındaki bir denizaltından çok sayıda füze fırlatıldı” iddiasına yalanlama
16:17 29 ilde DEAŞ operasyonu: 139 şüpheli yakalandı
10:51 Türk Dünyası’nın ortak bayramı: Nevruz
10:17 Hollanda’da Türk Gençlerine Çağrı: “İki Dil, İki Dünya” Podcast Yarışması Başladı
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Bir Terk Etme Hikayesi

Bir Terk Etme Hikayesi
09.02.2026
A+
A-

* Jeopolitikte eskimeyen bir kural vardır: “İki efendiye birden hizmet edemezsiniz.”

TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency

Prof. Dr. Ata ATUN, KKTC

Jeopolitikte eskimeyen bir kural vardır: “İki efendiye birden hizmet edemezsiniz.

Türkiye, Soğuk Savaş’tan bu yana tam 72 yıl boyunca bu kurala meydan okudu. NATO’nun güney kanadında, boğazların bekçisi, batı güvenlik mimarisinin vazgeçilmez halkası olarak hem askeri hem siyasi sadakat gösterdi. Ancak bugün gelinen noktada tartışmamız gereken soru şudur: Türkiye Batı’dan mı kopuyor, yoksa Batı çok daha önce Türkiye’yi terk mi etti?

Ankara’nın, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’nın (BRICS) oluşturduğu birliğe tam üyelik başvurusu, yüzeyde bir ittifak değişimi gibi sunuluyor. Oysa bu hamle, ani bir savrulma değil; yıllara yayılan bir dışlanmışlık hissinin, sistematik güvensizliğin ve stratejik yalnızlığın mantıksal sonucudur. Türkiye’nin yaptığı şey bir “kopuş” değil, gecikmiş bir kabulleniştir. Batı’nın artık kendisini eşit bir ortak olarak görmediğini, yalnızca itaat beklediğini kabul etmesidir.

Bu kırılma noktası bir günde ortaya çıkmadı. Her büyük jeopolitik dönüşüm gibi, birikerek geldi. Türkiye, 2016’daki darbe girişiminden sonra müttefiklerinden beklediği dayanışmadı göremedi. Güvenlik kaygıları, terörle mücadele talepleri ve savunma ihtiyaçları sürekli olarak ya görmezden gelindi ya da yaptırım tehdidiyle karşılandı. Sınırlarını korumaya çalıştığında “istikrar bozucu”, kendi hava savunmasını kurmak istediğinde “yoldan çıkan müttefik” ilan edildi.

Batı’nın Türkiye’ye yaklaşımı giderek daha öğretici, daha cezalandırıcı bir tona büründü. Silah satışları siyasi sadakat testine dönüştürüldü; tarihsel tartışmalar diplomatik baskı aracına çevrildi, insan hakları söylemi seçici bir şekilde devreye sokuldu. Aynı dönemde, çok daha ağır ihlallerle anılan rejimlerin milyarlarca dolarlık silah anlaşma-larıyla ödüllendirilmesi, Ankara açısından kaçınılmaz bir çifte standart duygusu yarattı.

Oysa Türkiye’nin uzun yıllar boyunca oynadığı rol, Batı için paha biçilmezdi. Doğu ile Batı arasında köprü, Karadeniz ile Akdeniz arasında kilit, Orta Doğu’ya açılan tek NATO kapısı… Bu konum, sadece askeri değil, siyasi ve ekonomik bir denge unsuru anlamına geliyordu. Ancak Washington’un zihninde “köprü” fikri zamanla anlamını yitirdi, yerine “kul-köle” beklentisi geçti. Stratejik özerklik arayışı ise cezalandırılması gereken bir sapma olarak görüldü.

Prof. Dr. Ata Atun yazdı: Bir Terk Etme Hikayesi | Aytürk - Avrupalı  Türklerin Haber Sitesi

Bugün yaşananlar, bu yaklaşımın doğal sonucudur. Türkiye, tek bir merkeze bağımlı kalmanın maliyetini gördü. Savunmada, finansta ve diplomaside alternatifler aramaya başladı. BRICS’e yönelim bu bağlamda ideolojik bir tercihten çok, risk dağıtma stratejisidir. Çok kutuplu bir dünyada, tek bir güç merkezine yaslanmanın artık sürdürülebilir olmadığı gerçeğinin kabulüdür.

Bu tablo sadece Türkiye’ye özgü değil. Küresel sistem hızla yeniden hizalanıyor. ABD hâlâ güçlü, ancak artık tek başına belirleyici değil. Dünya ekonomisinin ağırlık merkezi kayıyor; alternatif finansal altyapılar, yeni ticaret koridorları ve farklı güvenlik işbirlikleri ortaya çıkıyor. Bu dönüşüm, Amerika çöktüğü için değil, dünyanın geri kalanı büyüdüğü için yaşanıyor.

Türkiye’nin yaptığı, bu yeni gerçekliği erken okuyan ülkelerden biri olmak. Bedeli var mı? Elbette var. Riskleri, belirsizlikleri, baskıları var. Ancak Ankara’nın vardığı sonuç net: Kendi güvenliğini, ekonomisini ve geleceğini başkalarının onayına bırakamaz. Egemenlik, bayrak ve sınırla olduğu kadar karar alma özgürlüğüyle anlam kazanır.

Sonuçta yaşananlar, Türkiye ile NATO arasında izole bir kriz değildir. Bu, tek kutuplu düzenin çözülmesinin, eski ittifakların yeniden tanımlanmasının bir yansımasıdır. Önümüzdeki dönemde benzer adımları başka ülkelerden de göreceğiz. Çünkü dünya, Amerikan izninin küresel büyümenin ön şartı olduğu varsayımını geride bırakıyor.

Dünya düzeni sessizce değişiyor.

Türkiye ise bu değişimi izlemek yerine, kendi yerini belirlemeye çalışıyor.

Asıl soru artık “Türkiye neden gidiyor?” değil, bu kadar açık işaret varken, neden bu kadar uzun süre beklendiğidir.

***

Prof. Dr. (İnş. Müh.), Doç. Dr. (UA. İliş.) Ata ATUN

Akademisyen,

KKTC Cumhuriyet Meclisi 1. Dönem Milletvekili

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.