enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
00:05 Katil, soykırımcı, terör örgütü ve lanetli İsrail’e, Türkiye ve 7 ülkeden kınama
00:04 ICE’a Tepki Büyüyor
00:04 ABD-Ukrayna-Rusya Üçlü Müzakereleri Devam Edecek
00:03 Uluslararası Deneyimler Çerçevesinde Türkiye’de Bakım Sigortasının Kurumsal Tasarımı
00:02 Kocaeli’n ‘Körfezray Metro Projesi’nde saha çalışmaları planlanan takvime göre hızla devam ediyor…
00:02 ABD’de Politik Çekişmeler ve Ermeni Diasporasının Etkisi: Dr. Mehmet Öz örneği
00:01 ‘Kürtlere Karşısınız’ Söylemi Neye Hizmet Ediyor?
00:01 TÜRSAB Başkanı Bağlıkaya, “Türk hukukuna göre Türkiye’de otel ve tur pazarlamak seyahat acentalarının işi”
00:00 “Habib-i Neccar”ın böyle dimdik ayakta olduğunu görenler Antakya’nın yeniden hayata döndüğüne kalben inanıyor”
14:41 Gazze Şeridi’nin dünyaya açılan ve Mısır sınırında yer alan Refah Sınır Kapısı’nın “deneme” amaçlı açıldığı duyuruldu…
06:53 Uluslararası kuruluşların ve Birleşmiş Milletler’in “Vicdani ve Alaki” sorumlulukları
06:29 ABD, İran’a Askeri Operasyona mı Hazırlanıyor?
05:41 “Kendimize güvenirsek her şeyi başarabiliriz”
04:33 DEVA Partisi’nden açıklama: Suriye’de en ağır bedeli kadınlar ve çocukların ödüyor
00:53 TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency’ndan ‘Kahvaltı Haberleri’
00:36 Karabağ’da kalan Ermenilerin nakli ve tahrike yönelik propagandalar
00:30 RTÜK Başkanı Daniş: TRT, ülkemizin sesi, hafızası ve ortak değeri olmaya devam ediyor
00:22 Meteoroloji’den kritik uyarı: Sel, su baskını ve fırtınaya dikkat
00:16 İletişim Başkanı Duran: TRT, Türkiye’nin hakikatini ve değerlerini temsil ediyor
00:09 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, Kahramanmaraş’ta, partisinin İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda konuştu
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Beklenen mehdi

Beklenen mehdi
21.01.2024
A+
A-

Reklam

* Müslümanların buhran dönemlerinde mehdi meselesi gündeme gelmektedir. Bazı kesimler meseleyi karikatürize edip alaycı bir üslupla ele almaktadır.

* Modern dönemin dinî anlayışları bu ve benzeri konuları temelden inkâr etmeyi tercih etmektedir.

* Kimileri de bu meseleyi hayatın merkezine alarak bir din anlayışı inşa etmekte ve dünyevî konumunu tahkim etme gayreti içerisine girmekte yani kendi menfaati için konuyu istismar etmektedir.   

TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency

Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi Yahya Yaşar | الشرق الأوسطDr. Öğr. Üyesi Yahya YAŞAR dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi Şarkul Avşat için kaleme aldığı “Beklenen mehdi” başlıklı yazısında, Mehdî ile ilgili rivayetlerin, Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’i başta olmak üzere Kütüb-i Sitte diye bilinen hadis kaynaklarından Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve İbn Mâce’de ve diğer hadis kitaplarında yer aldığını dile getirdi.

Dr. Öğr. Üyesi Yahya YAŞAR’ın kaleme aldığı “Beklenen mehdi” başlıklı yazısının detayları şöyle:

Buhârî ve Müslim gibi titiz davranan hadis âlimleri mehdî kelimesinin geçtiği rivayetlere yer vermediler, ancak Hz. İsa’nın nüzulu bağlamında konunun dolaylı zikredildiği bazı rivayetler vardır.[1] Detaylandırmadan rivayetlerin içeriğini söylemek gerekirse; mehdî, zulüm ve adaletsizliğin her tarafı kapladığı bir zamanda gelecek,  Hz. Îsâ nüzul ettikten sonra İslâm toplumuna hâkim olacak, adaleti tesis edecek, namazda imâmet görevini yerine getirecek, daha sonra liderliği Hz. Îsâ’ya teklif edecek, deccâlin öldürülmesinde ona yardım edecektir.

Yahudilerde beklenen mehdi değil beklenen Mesih inancı vardır. Yahudiler, çile dolu yaşantılarını ancak Hz. Davut soyundan birinin gelip düzelteceğine inanmıştır. Yahudilere göre Mesih yalnızca İsrailoğullarını kurtaracaktır. Bu düşünceden dolayı Yahudilikteki kurtarıcı inancı ırk temelli ve dar kapsamlıdır.

Semavî dinlerin dışında da insanlığın maddî ve mânevî sıkıntılarını sona erdirecek, içtimaî ve dinî hayatı ideal olgunluğa ulaştıracak bir otoritenin geleceği inanışı vardır. Vahye dayalı bilgiden mahrum olmaları, zamanla meselenin efsanevi bir mahiyet kazanmasına neden olmuştur.

Şîa’da mehdilik düşüncesi oldukça güçlüdür. Hz. Peygamber ailesinden dinî alanda ıslahat yapacak ve dünyada ehl-i beyt lehine yeni bir düzen tesis edecek mehdînin gelmesini beklerler ve aslî inançlarından biridir. Mezhep temelli ve dar kapsamlıdır. Bütün Şiî fırkaları, mehdî kabul edilen şahsın geçici bir süre gözden kaybolmanın ardından toplum içine dönerek işlevini yürüteceğine inanagelmişlerdir.

İslâm sünnî düşünce hayatında hadis rivayetlerine dayalı olarak mehdi tasavvuru vardır, ancak mehdilik bir inanç meselesi değildir. Rivayetlerin sened bakımından bazı problemler içermesi itikadî bir zemin oluşmasına mani olmuştur.

İbn Haldûn, meşhur Mukaddime’sinde mehdilik konusunu detaylı ele almış, rivayetlerin sened ve metin açısından analizini yapmış, çok azı müstesna rivayetlerin güven vermediğini belirtmiştir.[2] Varılan bu sonuç, az da olsa bazı rivayetlerin sahih olduğuna inandığını göstermektedir. Hadis kritiğinden sonra yaptığı bazı sosyolojik yorumlar mehdinin zuhurunu tamamen inkâr etmediğine delalet etmektedir, zira “Mehdî ancak asabiyet ve şevketin bulunduğu bir yerde zuhur edebilir ve daveti başarıya ulaşabilir.” şeklinde bir cümlesi vardır.

Mehdi konusu aklî bir konu değil rivayete dayalı gaybî bir meseledir, dolayısıyla Hz. Peygamber’den gelecek sahih bir haber, onlarca nazarî bilgiden daha güçlüdür. Bu konu kıyametin büyük alametlerinden biri olarak zikredilmiştir. “Gaybı ancak Allah bilir ve Gaybını, razı olduğu elçiden başkasına bildirmez”.[3] Peygamberler, vahiy yoluyla gaybî bilgiye mazhar kılınmış kişilerdir. Yani, onlar kendiliklerinden gaybı bilmezler. Ancak kendilerine bildirileni bilirler.

Hadis kriterleri bakımından “ mehdi ile ilgili rivayetlerin tamamını uydurmadır” demek isabetli değildir. Uydurma ve zayıf rivayetler olmakla birlikte sahih kabul edilebilecek hadisler de vardır. Bu rivayetler günlük hayatta doğrudan karşılığı olan ibadet ve muamelat gibi konuları içermediğinden dolayı titiz bir nakil zincirini zaruri kılmamaktadır.

Mehdî el-Muntazar/beklenen mehdi”, sünnî düşüncede yoktur. İmâmiyye Şîası’nca halen gaybet halinde olduğuna, gelecekte mehdî olarak ortaya çıkıp dünyada yeni bir düzen kuracağına inanılan on ikinci imamdır. Bu tabir, Şia kelâmcılarının sonradan icat ettiği bir inanıştır.

Tarihte pek çok sahte mehdi ortaya çıkmıştır. Belki de her dönemde olmuştur. Gerçeği olan her şeyin sahtesi de olabilir. Sahte peygamberler de ortaya çıkmıştır. Günümüzde pek çok sahte din vardır. Her nitelikli bilgi aynı zamanda bir imtihan konusudur. Bilginin kötüye kullanılmasına din cevaz vermez, ancak yine de bu vebali yüklenen kişiler olmuştur. Buhran ve sıkıntıların arttığı dönemlerde kendilerini mehdî olarak tanıtan kişiler ortaya çıkmış, bazıları da çevresindeki insanlar tarafından mehdî ilân edilmiştir, ancak bunlar istisnai hadiselerdir ve dar çerçevede meydana gelmiştir. Şeyhlerine veya cemaat liderine duydukları aşırı sevgiden dolayı onların Mehdi olduklarını iddia eden kişiler de olmuştur. Genellikle bilgisizlikten ve aşırı sevgiden kaynaklanan bu gibi iddiaların asılsız olduğu zamanla ortaya çıkmıştır. Konuya ilişkin saçma inanış ve tavırların olması, sahte mehdilerin çıkmış olması meselenin aslını inkâr etmeyi gerektirmez.

Meselenin bir aslının olması başka, onun düzgün anlaşılıp anlaşılmadığı başka bir meseledir. İslam toplumu herhangi bir buhranla karşı karşıya kaldığında yapılması gereken, mehdi beklentisi içerisine girmek değil, meseleyle yüzleşip, karşı karşıya kalınan buhranı aşma yol ve yöntemlerini ortaya koyabilmek ve bunları kararlıkla ve samimiyetle uygulamaktır. “Ey İman edenler, eğer siz Allah’ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder, sizi güçlü, sabırlı ve dirençli kılar.”[4] ayetini rehber edinmektir. Zulüm karşısında hakkı söylemek, farklı farklı yöntemlerle direniş ortaya koymaktır. “Şüphesiz ki Kur’ân, insanları en doğru ve en sağlam yola iletir”[5] ayeti ışığında çözüm yolları üretmektir. İslam tarihi incelendiği zaman bu ve benzeri yöntemlerin uygulanmış olduğu görülecektir. İslam toplumu bin yıldan fazla bir süre güç, kudret ve medeniyet bakımından üstün bir konumda olmuştur ve mehdi ile rivayetler hadis kitaplarında mevcuttu. Bu rivayetler ümmeti tembelliğe sevk etmemiştir.

Sosyal olaylar tekdüze bir seyir içinde ilerlemez. Temel gerçek ise hiçbir Müslüman topluluk karşılaştıkları sorunları mehdi bekleyerek çözme yoluna gitmemiştir. Ancak şunu da bilmişlerdir ki Hz. Peygamber bir şeyi haber verdiyse o muhakkak gerçekleşecektir. Gaybî bir konu olduğu için keyfiyetini zamana bırakmışlardır. Samimi bir mümin, salih bir kul olmayı, sorumlulukları yerine getirmeyi yeterli görmüşlerdir.

Hz. Peygamber’den bize ulaşan mehdi ve benzeri rivayetler, Yüce Allah’ın mutlak gücünü bizlere hatırlatmaktadır. “Göklerde ve yerde bulunanlar, (her şeyi) Allah’tan isterler. O, her an yeni bir ilâhî tasarruftadır.”[6] Bu düşünce yapısı, Mümini tembelliğe değil kararlı ve sağlam bir duruşa sevk etmektedir. Her an yeni bir tasarrufta bulunan Allah’ın ne zaman ve nerede hangi ihsanda bulunup bulunmayacağına karar verme yetkisi beşere verilmemiştir.

 

[1]  Buhari: Enbiya 49; Müslim: İman, 244.

[2] İbn Haldun, Mukaddime, I, 768.

[3] Cin, 72/26-27

[4] Muhammed 47/7.

[5] İsrâ 17/9.

[6] Rahmân 55/29.

***

Yazar hakkında

YAHYA YAŞAR

“1971 yılında Kayseri-Pınarbaşı’nda doğdu. İlkokulu Kaynar kasabasında, Orta ve Liseyi Kayseri’de tamamladı (1989). Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu (1994). Aynı üniversitede yüksek lisansını tamamladı (2003). Doktorasını SAÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Tefsir Anabilim Dalında “Şemsuddîn Ebû Sâbit Muhammed B. Abdulmelik EdDeylemî’nin (v. 589/1193) Kitâbu Tasdîkı’l-Maârif Adlı Eserinin Edisyon Kritiği” adlı teziyle tamamladı (2010). Bu arada Millî Eğitim Bakanlığında öğretmenlik yaptı (1998-2010). Halen NEVÜ İlahiyat Fakültesinde Tefsir Anabilim Dalında öğretim üyesi olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Arapça ve İngilizce bilmektedir. Evli ve iki çocuk babasıdır. “

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.