enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
11:37 Bakü’de tarihi buluşma: 1926 Türkoloji Kurultayı 100 yıl sonra anılıyor
09:24 Milli Eğitim Bakanlığı 903 sözleşmeli personel alacak
09:01 Meteoroloji’den 31 ile ‘sarı’ kodlu uyarı
00:46 Finansal Strateji Danışmanı Dilek HAKAN, “Zengezur Koridoru Türkiye İçin Hem Fırsat Hem de Risk”
00:44 ABTTF Başkanı: Yunanistan’da halkın büyük çoğunluğu demokratik kurumlara güven duymuyor
00:18 Türkiye Bursları’na 2026 Yılında 200 Bine Yakın Rekor Başvuru
00:13 Bakan Abdulkadir Uraloğlu: Sirkeci-Kazlıçeşme hattı 2 yaşında
00:13 Milli Güvenlik Sorunu: Sanal Kumar ve Kalbine Sızan Sessiz Tehdit!
00:04 Hocalı Soykırımın 34. Yılı Anma Programı
00:04 Rusya’da Bilal Erdoğan yorumları…
00:08 Adalet Bakanı Gürlek, TBMM’de TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency’n sorularını cevapladı
00:07 Askeri Analist Abdullah Ağar: SDG/PKK mı dönüşüyor, yoksa Suriye devleti mi?
00:06 Rekabet Kurulu, aralarında Türkiye genelinde yaygın şube ağı bulunan eğitim kurumlarının da olduğu 19 özel okul hakkında soruşturma
00:06 “Savaş Karşısında Ukraynalı Sanatçılar”: Sanat ve direniş Ankara’da buluştu!
00:05 Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe’de “Emek Sofrası Buluşması” iftar programında konuştu
00:04 Emekli Tuğgeneral Naim Babüroğlu: Ağla Hatay, ağla…
00:04 Kocaelispor Teknik Direktörü Selçuk İnan, Kocaeli spor basını ile iftarda bir araya geldi
00:03 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, Budapeşte’de “Aile Odaklı Zirve”’de konuştu
00:03 Türkiye ve Dünyada, Gündeme dair her şey TÜHA /TÜRKUAZ İnternational News Agency’nda
00:02 Yine fırça mı yedin? Ekrem’den son talimatları alan Özgür’ün ağzını bıçak açmıyor…
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Altı yaşında gelin ve İslam

Altı yaşında gelin ve İslam
10.01.2025
A+
A-

Altı yaşında kız çocuğu evlendirilince, gerçekte tecavüz edilince, haklı olarak kıyamet koptu. İster istemez din tekrar gündeme geldi. Bu olayda hukuk, şahsi yükümlülükler, suç, ceza, ayrı kanaldan işler, tabiatıyla işletilirse.

TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency

Olanlara bakınca kimileri şaşırıyor, kimileri kendi inançlarını sorguluyor, kimileri inançsızlıklarını desteklediği kanaatiyle olanları fırsat biliyor. Dine uygun ve doğal olduğunu, dinden uzaklaşmış olanların bunları yadırgadığını söyleyenler de yok değil.

Gerçekte bunların dinden uzaklaşanların kendileri olduğu ve bunun farkında olmadıkları daha doğru olacaktır. En tehlikelisi de bunlardır. İşin aslını bilenlere gelince, şaşırmıyor ama üzülüyor. Olacağı buydu, tren raydan çıkarılınca, peş peşe kazaların olması kaçınılmazdır. Dinin rayından çıkarılması yeni değil, on üç yüzyıllık olaydır.

Siyaset din üzerinde korkunç hakimiyetini kurmuş, iktidarlar dini kullanmayı adeta gelenekselleştirmiş, din ticareti yerleşmiş, fıkıh, olur olmaz kurallarla yolu daralttıkça daraltmış, yolcuyu bıktırmış, şekilden şekle sokmuştur.

Bunalmış insanlar, özgürlük, din-iman rahatlığı, gönül aydınlığı için ve ahlak önceliği diye, “sûfi” düşünceye ve bunun önde gelenlerine sığınmış, fakat din ve felsefe anlayışı karmaşasında ilerleyen bu süreç, her türlü yararlı ve güzel yanlarına rağmen, kurumsallaşıp dine ortak olmuş, giderek dinin kendisinin yerine geçmiş, nihayet merdiven altına kadar düşmüştür.

Ne olduysa, halis, saf, tertemiz, vahiy odaklı dine olmuştur. Müslüman birçok şey arasında sıkışıp kalmıştır. Tebliğ edilen dinin başına gelmeyen kalmamıştır. Şu tarikat ve cemaatler devam ettikçe, cehalet sürdükçe, yamukluklar ne ilk ne son olacaktır.

Altı yaşındaki kızla evlenme-evlendirilme ne yazık ki yeni değildir. Şaşırtıcılığı da geç kalmış bir şaşırtıcılıktır. Dinden fetva almak isteyenler, raydan çıkarılmış dinden fetva almakta gecikmemişlerdir. Küçük yaşta evlendirme, örneklerden biridir. Bunun İslamla ilgisi yoktur.

İslam, tabiat kurallarına aykırı bir yöneliş göstermez. Aksini söylemek iftira olur. Bu, isterse Buhari’de yer alsın, ister Taberi’de fark etmez. Tabiat kanunları Allah’ın kanunlarıdır. Sünnetullah, yani Allah’ın adetidir. Allah kendi kanunlarını çiğnemez. Kanunlarının dışında bir şey yapmışsa, onu açık açık beyan eder. Mucize gibi.

Evlenmenin dayandığı cinsel olay, akıllı olmaya ve buluğa göredir. “Âkil ve bâliğ” olmak, meşhur olmuş bir kuraldır. İki kavram da birbiriyle ilgilidir. Sorumlu olmak, ikisini birleştirir. Hem dini hem dünyevî-sosyal yükümlülüklerin başlangıcıdır. Aklı yerinde olacak, aklı erer, aklı kullanır hale gelecektir. Biyolojik (cinsel) dönüşüm buna eşlik etmektedir. Bunlar olmamışsa evlenme olmaz. Bir deliyi evlendiremeyeceğimiz gibi, bir çocuğu da evlendiremezsiniz.

Matematik yaşı, iklime göre değişse de belirli sınırlar vardır. Bu sınırlarda, gelenekler değil, doğal kanunlar ve dinin aslî kaynağı geçerlidir. Gelenekler çoğu kez istismar edilmektedir. Bu konuda da Kur’an’ın temel ilkesi bulunur. “Ya ataları bir şey anlamamış, doğruyu bulamamış idiyseler” denir (Bakara-170). Kadın, kız evlenme yaşı ve ilgili konular için kaynağımıza bakalım. Kur’an “evlilik çağına gelmek“ten söz eder.

Evlilik çağına gelinceye kadar yetimleri gözetip deneyin. Eğer onlarda akılca bir olgunlaşma görürseniz mallarını kendilerine verin…” (Nisa-6).

Yetimler üzerinden bütün kız çocukları için kural belirtilmiştir: Olgunlaşmak, aklını kullanabilmek, malın-mülkün, aile kuracaksa ailenin sorumluluğunu yüklenebilmek. Âkıl ve baliğ olmanın da yukarısındadır bu seviye. Olgunlaşmak ve parasını, malını mülkünü kullanabilecek kadar sorumlu olmak. Mallarına el koyabilmek suçu gibi hassas konudan dolayı yetimlerin öne çıkarılması, çocukların olgunlaşma çağını hatırlatmak içindir. Kuralın aksine davrananlar, Allah’ın kanunlarını çiğnemiş, hem din, hem beşerî kanunlar ve hukuk nezdinde suç işlemiş olur.

Altı yaşında kızını evlendiren anne-baba veya çocukla evlenen tarikat mensubunun veya bir başkasının Kur’an’la ilgileri olmadığı bellidir. Bunlar kendi uydurdukları dinin bağlısıdırlar. Rotayı, din değil, menfaat ve benlik tayin etmektedir ve dine de iftira etmektedirler.

Şimdi, fırsatçıların tozu-dumana kattıkları ve örnek verdikleri örneğin aslına bakalım. Hz. Ayşe’nin 6 yaşında nişanlanıp 9 yaşında peygamberimizle evlenmesine gelelim. Çok yazıldı çizildi ama tekrar etmekte fayda var. Hz. Ebubekir Müslüman olduğunda (610) 38 yaşındadır. Kızı Ayşe ile Hz. Peygamberin evlenmesi Medine’ye hicret edildikten bir yıl sonra, 623’tedir. Bu tarihe, inanan-inanmayan hiç itiraz eden yoktur.

Hicretten sonra, 622’deki Bedir savaşında, yaralıları tedavi için kurulan çadırda evlenmeden önce Ayşe’nin görev yaptığı da bilinir. 623’ten 9 ve 6 yaşlar için geriye gidelim. Ayşe’nin 614 yılında doğmuş olması, 6 yaşında, yani 620’de nişanlanması ve 9 yaşında, 623’te evlenmesi gerekiyor. Oysa Ayşe’nin İslamın tebliğinden, yani 610’dan önce doğduğu biliniyor.

Bir müşrikin oğlu, mut’im oğlu Cübeyrle söz kesilmiştir. Bir veya iki yıl sonra, Müslümanlık gelince, evlenecek çocuğun annesi, ben oğluma din değiştiren birinin kızını almam demiş, nişan bozulmuştur. Bu olayın İslamın gelişinden sonra olması mümkün müdür? İlk dört Müslümandan biri ve peygamberin yakın dostu olan Ebubekir’in, müşriklerle mücadeleye başlamış birinin, kızını bir müşrike vermesini akıl ve iz’an kabul eder mi? Demek ki tarihler yanlış ve saptırılmıştır.

Başka bir delile ihtiyaç yoktur ama, utançtan dolayı kız çocuklarını küçükken öldüren Arapların, kızların yaşı konusunda adet haline getirmiş oldukları bir tuhaflığı da ekleyelim. Buluğa kadar öldürülmekten kurtulmuş kız çocukları, o tarihte bir yaşında sayılmıştır. Yani 9 deyince buluğun üzerine eklenmelidir. Ayşe’nin ablası Esma ile ileri yaşlarda ölmeden önce yapılan bir konuşmada, Ayşe’nin yaşının hesap edildiği de tespit edilmiştir.

Sonuçta Ayşe, Hz. Peygamberle evlenirken 19-20 yaşlarındadır. Uydurma rivayetlere dayanan uydurma hadislerle veya bazı tarihçilerin aldanışlarıyla, bu gerçek değiştirilemez. Geçmişte ve şimdi doğruları yazanlar elbette oldu. Yanlışlığı ortaya koyan, İslamın hâlâ anlaşılamama talihsizliğine, Hz. Peygamberin büyük devrimini kavrayamayanlara değinen Soner Yalçın, bunlardan biri oldu. Bir kere daha anladım ki, yazar, bilim adamı olabilmek için, ne kadar önemli olursa olsun, zekâ, akıl, bilgi, tecrübe yetmiyor. Olmazsa olmaz bir şeye daha ihtiyaç var: Vicdan. Soner Yalçın böyle bir vicdan sahibi olduğunu göstermiştir. Başka yazdıklarında da aynı şeyi gördüğümü söylemeliyim. (devam edecek)

Yümni Sezen - Biyografya

Prof. Dr. Yümni SEZEN

***

Yazar hakkında

 İlâhiyatçı. 18 Mart 1938, Birecik / Şanlıurfa doğumlu. Birecik Dumlupınar İlkokulu, Gaziantep Lisesi (1957), Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi (1961) mezunu. 1961 yılında İstanbul Ortaköy Eğitim Enstitüsü öğretim üyesi oldu. Çeşitli öğretmen okulları ile liselerde öğretmenlik ve yöneticilik (1961-75) yaptı. 1976-78 yılları arasında Çapa Yüksek Öğretmen Okulu müdürlüğü görevinde bulundu. Ardından Kadıköy İmam Hatip Lisesinde yedi yıl öğretmenlik yaptıktan sonra (1978-85) Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesinde öğretim üyeliğine geçti. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Sosyal Yapı ve Sosyal Değişme Anabilim Dalında doktorasını tamamladı (1986). Sırasıyla yardımcı doçent, doçent ve profesör oldu. Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesinde Din Sosyolojisi öğretim üyeliğinden 2001 yılında emekliye ayrıldı.

1973’ten itibaren din sosyolojisi ve İslâmî sosyoloji alanlarında yazdığı makaleleri Millet, Hergün ve Ortadoğu gazeteleri ile Ülkücü Kadro (1976), İnanç (1984), Sur (1987), Bilgi ve Hikmet, MÜ İlâhiyat (1974-94), Türk Yurdu, Yeni Türkiye dergilerinde yayımlandı. İstanbul ve Anadolu Aydınlar Ocağı, Turan Kültür Vakfı, Avrasya-Bir Vakfı üyesidir.

ESERLERİ:

Günümüzde İslâmiyet ve Milliyetçilik (1978), Sosyolojiye Göre Halk, Millet, Devlet (1982), Tarihî Maddeciliğin Tahlil ve Tenkidi (1984), Kur’ânı Kerîm’e, İlim ve Felsefeye Göre Hayatın Manası (1984), Sosyoloji Açısından Din (1988), Sosyolojide Temel Bilgiler ve Tartışmalar (1990), Türk Toplumunun Laiklik Anlayışı (1993), İslâm Sosyolojisine Giriş (1994), Maddeci Felsefenin Çıkmazları (1996), Hümanizm ve Türkiye (1997), Hümanizm ve Atatürk Devrimleri (1998), İslâm’ın Sosyolojik Yorumu (2001), Çağdaşlaşma Yabancılaşma ve Kimlik (2003), Kurban ve Din (2004), Dinlerarası Diyalog İhaneti: Dini-Psikolojik-Sosyolojik Tahlil (2005).

KAYNAK: Yümni Sezen / Dinlerarası Diyalog İhaneti: Dini-Psikolojik-Sosyolojik Tahlil (2005), İhsan Işık / Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2. bas., 2009).

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.