enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp

5 Soru: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Irak Ziyareti

5 Soru: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Irak Ziyareti
25.04.2024
A+
A-

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bağdat ve Erbil ziyaretleri nasıl bir konjonktürde gerçekleşmiştir? Bağdat’a gerçekleşen ziyaret ve görüşmeler nasıl sonuçlanmıştır? Erbil’in ziyaret edilmesinin anlamı nedir? Türkiye’nin terörle mücadelesinde Irak ziyaretinin etkisi nasıl olacaktır? Ziyaretin ekopolitik bağlamı hangi sonuçlar doğurabilir?

TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency
SETA Uzmanı Can Acun: İran Şii maskesiyle Neo-Pers arayışta
Can ACUN, SETA Dış Politika Araştırmacısı
  1. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bağdat ve Erbil ziyaretleri nasıl bir konjonktürde gerçekleşmiştir?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bölgesel çatışmaların yaşandığı çok kritik bir dönemde Irak’ı ziyaret ettiği söylenebilir. 22 Nisan’daki ziyaret öncesinde her iki tarafın da açıklamaları bağlamında ilgili ziyaretten büyük beklentiler oluşmuştur. Özellikle Irak Başbakanı Muhammed Şiya Sudani’nin “Erdoğan’ın Irak’a gerçekleştireceği ziyaretin alelade bir ziyaret olmayacağı, iki ülke arasında ilk defa meseleleri ertelemek yerine bunlara ilişkin çözüm iradesi mevcut” açıklaması dikkat çekicidir. Yine Irak Hükümet Sözcüsü Basim Avvadi’nin “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu ziyaretiyle Irak-Türkiye ilişkilerinde önemli ve niteliksel bir sıçrama yaşanacak” ifadesi de önemli bir beklentiyi gösterir niteliktedir.

Esasında son dönemde Türkiye ve Irak arasında büyük ölçekte Dışişleri Hakan Fidan’ın dizayn ettiği stratejik bir yakınlaşma söz konusudur. Ekopolitik meselelerin yanında özellikle güvenlik politikası ve terörle mücadele bağlamında Irak’ın Türkiye’ye yaklaşımında olumlu bir değişim var. Dışişleri Fidan’ın yanı sıra Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın ziyaretleri, ardından gerçekleştirilen “Güvenlik Mekanizması Görüşmeleri” süreci olgunlaştırarak bu noktaya kadar taşımıştır. Yine taraflar arasındaki kritik meselelere ilişkin ilgili bakanlar birçok kez bir araya gelmiştir. Ayrıca Kalkınma Yolu projesi, su meselesi ve Türk şirketlerinin Irak’taki yatırımları gibi önemli başlıklarda ortak komisyonlar kurulmuş ve teknik düzeyde ön çalışmalar gerçekleştirilmiştir.

  1. Bağdat’a gerçekleşen ziyaret ve görüşmeler nasıl sonuçlanmıştır?

Irak tarafından büyük bir özenle ağırlanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Iraklı mevkidaşı Abdullatif Reşid ve Başbakan Muhammed Şiya Sudani ile baş başa ve heyetler arası görüşmeler gerçekleştirdi. Bağdat’taki Hükümet Sarayı’nda gerçekleşen görüşmenin ardından iki ülke arasında 26 iş birliği anlaşmasına imza atıldı. İmza törenlerinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Sudani ortak basın açıklaması yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ziyarete verdiği önemin altını çizerken “ortak iş birliği için stratejik çerçeve anlaşması”nın imzaladığını dile getirdi. Bu anlaşmanın alt bileşenlerine baktığımızda güvenlik, terörle mücadele, ticaret, ekonomi, sınırı aşan sular ve eğitim gibi alanları kapsadığı görülüyor. Ayrıca tüm bu ilgili başlıklarda teknik müzakerelerin sürdürülmesi için ortak daimi komitelerin kurulacağı da ifade edildi. Başbakan Sudani ise konuşmasında “Irak topraklarından başka bir ülkeye saldırı düzenlenmesine izin veremeyiz” ve “Irak ve Türkiye’nin güvenliği bölünmez bir bütündür” ifadelerini kullandı. Sudani ayrıca “Türkiye ve Irak’ın istikrarını sağlayacak güvenlik iş birliğinde mutabık kaldık” açıklamasını yaptı.

İki ülkenin de stratejik açıdan çok önemsediği Kalkınma Yolu projesini somutlaştıracak şekilde mutabakat muhtırası imzalanması da çok önemli bir gelişme. İki ülkenin de çıkarlarını ortaklaştıran bir yaklaşımın ürünü olan bu proje Basra Körfezi’nden Türkiye’ye kadar ulaşacak kara ve demir yolları ağını kapsayacak. Kalkınma Yolu projesi bölgesel tedarik ve ulaşım zinciri açısından da önemli bir alternatif ortaya koyacak ve iki ülkenin stratejik değerini de artıracak nitelikte.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Irak’taki tüm etnik ve mezhebi yapılara eşit mesafede ve hepsini kardeş olarak gördüğüne dair açıklaması da önemliydi. Türkiye, etnik ve mezhepsel dengelerin korunacağı istikrarlı bir Irak arayışında olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca Bağdat ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) arasındaki ilişkilerin rayına girmesi ve Türkmenlerin hak ettiği konuma ulaşmalarının Irak’ın istikrarı için önemli olduğunu belirterek bu bağlamda da Türkiye’nin pozisyonunu net bir şekilde ortaya koydu.

Sonuç olarak bölgesel medyan okumaların yanı sıra tezahür eden ortak çıkarlar iki ülkeyi birlikte hareket etmeye teşvik eden ana unsurlar olurken yeni Türk dış politika paradigmasında ortak çıkarları hedef alan stratejik bir yaklaşım söz konusudur.

  1. Erbil’in ziyaret edilmesinin anlamı nedir?

Cumhurbaşkanı Erdoğan Bağdat ziyaretinin yanı sıra dönüşte Erbil’e de uğradı. Cumhurbaşkanı Erdoğan havalimanında Neçirvan Barzani ve Mesrur Barzani tarafından karşılanırken tüm Erbil Türk bayraklarıyla donatıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bölgeye ziyaretine ciddi bir değer biçildiğini gösteren birçok emare söz konusuydu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Erbil ziyaretinde Neçirvan Barzani ve Mesrur Barzani’nin yanı sıra Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Başkanı Mesut Barzani ile de bir araya geldi. Taraflar 2016’dan itibaren ilk kez görüşmüş oldu. Ziyaret özellikle KDP’nin Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB), PKK ve Bağdat’taki bazı pozisyonlar tarafından baskı altına alındığı bir dönemde Türkiye’nin KDP’ye desteğini göstermesi açısından önem arz ediyordu. Ankara-Erbil ilişkileri iyi bir zeminde devam ederken Erbil’in PKK ile mücadelede Ankara’ya verdiği desteğin daha da artırılması arzu edilmektedir. Burada Bağdat’ın PKK ile mücadeledeki yeni pozisyonunun Erbil’i daha fazla cesaretlendirmesi de beklenebilir.

Yine IKBY bağlamında özellikle KYB’nin PKK ile kurduğu ilişki Türkiye açısından kabul edilemez bir noktaya geldi. Türkiye’nin siyasi ve ekonomik yaptırımları halihazırda sonuç vermemiş görünüyor. Bafel Talabani ve KYB’nin PKK ile mevcut angajmanlarının devam etmesi durumda askeri olarak da Türkiye’nin hedefi haline gelmesi gerekiyor. Burada özellikle Süleymaniye, Kerkük ve Asos Dağı etrafında örgütlenen PKK unsurlarına KYB tarafından destek verildiği görülüyor. Yine PKK’nın KYB üzerinden kamikaze drone eğitimi aldığına yönelik güçlü emareler söz konusu. KYB’nin PKK’nın Suriye örgütlenmesi PYD/YPG ile geliştirdiği ilişki de Türkiye’nin radarında. Bu bağlamda KDP’nin KYB-PKK ittifakına karşı desteklenmesi önem arz ediyor.

  1. Türkiye’nin terörle mücadelesinde Irak ziyaretinin etkisi nasıl olacaktır?

Irak ziyaretinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ana gündemlerinden birini elbette terörle mücadele teşkil etti. Burada bir süredir Irak nezdinde yürütülen saha gerçekliği ile birlikte inşa edilen diplomatik aktivizm sonuçlarını vermeye başlamış görünüyor. Irak’ın PKK’yı yasaklı bir örgüt olarak tanıması ve Türkiye ile ortak önlemler konusunda uzlaşması Ankara tarafından olumlu gelişmeler olarak değerlendirilmişti. Ardından gerçekleştirilen güvenlik zirveleri de bu bağlamda tamamlayıcı bir süreç oldu. Nihayetinde Türkiye mevsimsel şartların olgunlaşmasıyla birlikte Irak’ın içerisinde PKK terör örgütüne karşı yeni kara harekatları başlatıp güvenli alanları daha da genişleterek Türkiye sınır hattına paralel, 30 kilometre derinlikte bir alan hakimiyeti oluşturma niyetinde. Yine Irak-Suriye (Fişhabur-Sincar) hattındaki güvenlik sağlanarak PKK unsurlarının iki ülke arasındaki geçişlerinin engelleneceği, Mahmur, Asos, Gara ve Kandil’e yönelik de yeni adımların atılabileceği bir süreç bizi bekliyor olacak. İlgili harekatın çok kısa süre içerisinde başlaması bekleniyor. Saha kaynakları ilgili askeri birimlerin hazırlıklarını büyük ölçüde tamamladığını ifade ederken ilk etapta Zap ve Metina gibi dağlık bölgelere yönelik alan hakimiyetini genişletecek harekatların düzenlenmesi daha olası.

Türkiye’nin Irak ile terörle mücadele konusunda atacağı ortak adımlar bağlamında İran’ın ve onun nüfuzu altındaki Haşdi Şabi unsurlarının pozisyonu belirleyici olacak. Özellikle Sincar gibi bölgelerde PKK unsurları ile Haşdi Şabi’ye bağlı güçler birlikte hareket etmeye devam ediyor. Türkiye yakın geçmişe nazaran bu gruplarla da daha iyi bir angajmana sahip durumda.

Başbakan Sudani liderliğinde Bağdat’ın kararlılığı da elbette bunda etkili olacak. PKK’nın halihazırda konuşlandığı bazı noktaların Kalkınma Yolu projesinin ana güzergahı üzerinde olduğunu değerlendirdiğimizde Irak’ın da Ankara-Bağdat yeni stratejik ortaklığı ve kendi çıkarları bağlamında PKK’ya karşı harekete geçmesinin anlamı daha iyi anlaşılacaktır.

Türkiye’nin Irak ile geliştirdiği yeni stratejik ortaklık PKK için ciddi bir tehdide dönüşmüş durumda. Nihayetinde Türkiye, Irak’ta büyük askeri harekatlara hazırlanırken terör örgütünün büyük bir beka tehdidi içerisinde olduğu söylenebilir. KCK/PKK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık, terör örgütüne bağlı ANF sitesindeki yazısında Irak ile Türkiye arasındaki görüşmelere değinerek “Irak Ulusal Güvenlik Konseyinin PKK’ya ilişkin verdiği karar doğruysa, bu PKK kadar Irak’ın çıkarlarına da zarar verecektir” şeklinde söylemlerde bulunuyor. Esasında üstü kapalı olarak Irak’ı da tehdit ediyor. PKK terör örgütü Türkiye kırsalında neredeyse temizlenmişken Irak ve Suriye’deki sözde güvenli alanlarını da adım adım kaybediyor. Irak’ta Bağdat ve Erbil yönetimleriyle birlikte PKK’ya karşı atılabilecek olası adımlar terör örgütünü doğal olarak korkutuyor.

Bu bağlamda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyareti esnasında ortak güvenlik mekanizmasının kurulması da çok anlamlı. Başbakan Sudani’nin ziyarette “Irak topraklarından başka bir ülkeye saldırı düzenlenmesine izin veremeyiz. Türkiye ve Irak’ın güvenliği bölünmez bir bütündür” açıklamaları önem arz etmekle birlikte iki ülkenin terörle mücadele bağlamında artık anlamlı bir şekilde birlikte hareket edeceklerinin emarelerinden de birisi olmuştur. Burada İran ve onun nüfuzu altındaki aktörlerin pozisyonları da elbette önemli olacaktır. Ancak İran’ın ABD/İsrail ile sürdürdüğü düşük yoğunluklu çatışma atmosferinde Türkiye’nin karşısında olacak şekilde pozisyon alması beklenmiyor. Yine de Sincar gibi bölgelerde Haşdi Şabi’nin nasıl bir hareket tarzı benimseyeceği belirleyici olacaktır.

  1. Ziyaretin ekopolitik bağlamı hangi sonuçlar doğurabilir?

Türkiye açısından Irak en önemli ihracat pazarlarından biri ve ikili ticaret hacminin artırılması önem arz ediyor. Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın “Irak’la yakın dönemde 15 milyar dolar, Kalkınma Yolu projesinin tamamlanmasıyla 2030’da 20 milyar dolar ihracata ulaşılması hedefleniyor” açıklaması ilgili hedefleri gösterir nitelikteydi. Cumhurbaşkanı Erdoğan da Başbakan Sudani ile görüşmesinin ardından gerçekleştirdiği basın toplantısında tarafların ikili ticaret hacmini artırmak konusunda bir irade ortaya koyduklarını ve bunun altyapısının oluşturulması için ortak daimi komiteler kurulduğunu açıkladı.

Elbette Türkiye’nin yeni bir stratejik hamle olarak ortaya koyduğu Kalkınma Yolu projesine ilişkin mutabakat muhtırasının imzalanması çok önemlidir. Törende Türkiye Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Irak Ulaştırma Bakanı Rezzak Muheybes Sadavi, Katar Ulaştırma ve Haberleşme Bakanı Casim bin Seyf Sulayti ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Enerji ve Altyapı Bakanı Süheyl Muhammed Mezrui imza atmıştır.

Kalkınma Yolu projesi doğal olarak Irak açısından da çok cezbedici görünüyor. Bölgede gerek Rusya-Ukrayna gerekse İsrail-İran ve vekil unsurları arasında yaşanan çatışmalar mevcut küresel ticaret ve lojistik hatlarını tehdit ederken Basra’dan Türkiye sınır hattındaki Ovaköy’e kadar ulaşacak şekilde inşa edilecek tren ve kara yolları ağı büyük potansiyele sahip görünüyor. Halihazırda Katar ve BAE’nin de projenin paydaşı olmaları önem arz ediyor. Buna binaen bu proje bölgesel açıdan yeni ekonomik iş birliğinin de zeminini üretme potansiyeline sahip. Yine Irak petrolünün Türkiye üzerinden dünyaya ihraç edilebilmesinin önündeki engellerin kalkmasında da Türkiye ve Irak için ekonomik kazançlar söz konusu. Taraflar “kaybet kaybet” sarmalından çıkma arzusunda. Türkiye ayrıca aleyhine karar verilen tazminata dair Irak tarafının adım atmasını bekliyor. Türk şirketlerin Irak’taki yatırımlarının artırılması da ayrıca tarafların görüş birliğine vardığı hususlardan birisi.

Can Acun

Araştırmacı
SETA dış politika araştırmaları alanında araştırmacı olarak çalışmaktadır. Doğu Akdeniz Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunudur. Yeditepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde yüksek lisans yapmıştır. Kanada’da “Kültürlerarası Diyalog Eğitimi” almıştır. Mısır’da Kahire-Türkiye Araştırmaları Merkezi’nde ve SETA Kahire’de Mısır üzerine çalışmalar yürütmüştür. Halen SETA Ankara’da Mısır ve Ortadoğu üzerine araştırmalarda bulunmaktadır.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.