enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
11:37 Bakü’de tarihi buluşma: 1926 Türkoloji Kurultayı 100 yıl sonra anılıyor
09:24 Milli Eğitim Bakanlığı 903 sözleşmeli personel alacak
09:01 Meteoroloji’den 31 ile ‘sarı’ kodlu uyarı
00:46 Finansal Strateji Danışmanı Dilek HAKAN, “Zengezur Koridoru Türkiye İçin Hem Fırsat Hem de Risk”
00:44 ABTTF Başkanı: Yunanistan’da halkın büyük çoğunluğu demokratik kurumlara güven duymuyor
00:18 Türkiye Bursları’na 2026 Yılında 200 Bine Yakın Rekor Başvuru
00:13 Bakan Abdulkadir Uraloğlu: Sirkeci-Kazlıçeşme hattı 2 yaşında
00:13 Milli Güvenlik Sorunu: Sanal Kumar ve Kalbine Sızan Sessiz Tehdit!
00:04 Hocalı Soykırımın 34. Yılı Anma Programı
00:04 Rusya’da Bilal Erdoğan yorumları…
00:08 Adalet Bakanı Gürlek, TBMM’de TÜHA / TÜRKUAZ İnternational News Agency’n sorularını cevapladı
00:07 Askeri Analist Abdullah Ağar: SDG/PKK mı dönüşüyor, yoksa Suriye devleti mi?
00:06 Rekabet Kurulu, aralarında Türkiye genelinde yaygın şube ağı bulunan eğitim kurumlarının da olduğu 19 özel okul hakkında soruşturma
00:06 “Savaş Karşısında Ukraynalı Sanatçılar”: Sanat ve direniş Ankara’da buluştu!
00:05 Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe’de “Emek Sofrası Buluşması” iftar programında konuştu
00:04 Emekli Tuğgeneral Naim Babüroğlu: Ağla Hatay, ağla…
00:04 Kocaelispor Teknik Direktörü Selçuk İnan, Kocaeli spor basını ile iftarda bir araya geldi
00:03 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, Budapeşte’de “Aile Odaklı Zirve”’de konuştu
00:03 Türkiye ve Dünyada, Gündeme dair her şey TÜHA /TÜRKUAZ İnternational News Agency’nda
00:02 Yine fırça mı yedin? Ekrem’den son talimatları alan Özgür’ün ağzını bıçak açmıyor…
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Amerika Suriye’de Ne İstiyor?

Amerika Suriye’de Ne İstiyor?
28.12.2024
A+
A-

Obama, Trump ve Biden dönemlerinde Suriye’ye hiç müdahil olmamakla bu ülkenin İran ve Rusya’ya terkedilmemesi arasındaki geniş yelpazede gidip gelen taktik adımların ortaya çıkardığı bir politikayla karşı karşıyayız.

Kadir ÜSTÜN, SETA Washington D.C. Koordinatörü

Amerika’nın Suriye’de ne istediğini tartışmak abesle iştigal sayılabilir zira bu sorunun net bir cevabı olmadığını baştan ifade etmek gerekiyor. Bunun sebebi Amerika’nın bir süredir Suriye’de istemedikleri üzerinden oluşan fiili politikanın kapsamlı bir stratejiye dönüşmemiş olması. Obama, Trump ve Biden dönemlerinde Suriye’ye hiç müdahil olmamakla bu ülkenin İran ve Rusya’ya terkedilmemesi arasındaki geniş yelpazede gidip gelen taktik adımların ortaya çıkardığı bir politikayla karşı karşıyayız. Amerikan dış politikasının Çin’e odaklanma ve Ortadoğu’da maliyetlerini azaltma çabalarının Suriye’deki izdüşümü, ihlal edilen kırmızı çizgilerle siyasi çözüm için eylemsizlik arasında sallanan bir politikasızlık üretti. Bu da Amerika’nın Suriye’de iç savaşın sona erdirilmesi ve istikrar sağlanmasını sağlayacak bir politika üretmesini engelledi. Bugün gelinen noktada ise Amerika’nın Suriye’de ne isteyip istemediğini ifade edemediği bir noktaya geldik.

Obama’nın İsteksizliği

Arap Baharı’nın Suriye’ye sıçramasıyla birlikte Obama yönetiminin Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın muhalefete destek ve rejim değişikliği politikasını benimsediği algısı oluşmuştu. Ancak Obama’nın Amerika’yı Ortadoğu’dan ‘çıkarmak’ ve Asya’ya odaklanmak istemesi ve dahası İran’la nükleer anlaşmayı öncelemesi, Suriye’ye stratejik bir önem atfetmesini engelledi. Obama’nın Suriye muhalefetini destekleme planlarını sahiplenmeyip nihai olarak rafa kaldırması, uçuşa yasak bölge oluşturmayı reddetmesi, iç savaşı terör üzerinden okumaya başlaması ve rejimin kimyasal silah kullanımına Rusya’nın arabuluculuğuyla toplu silahlardan kurtulma anlaşması karşılığında cevap vermesi kritik dönüm noktaları oldu. Bu aşamalar, aslında Obama’nın Suriye konusunda oyun değiştirici bir şey yapmakta ne kadar gönülsüz olduğunu gösteriyordu.

Obama’nın Suriye’ye müdahale etmeme tavrını değiştiren gelişme, IŞİD’in Musul’u ele geçirip Kobani’ye kadar ilerlemesi olmuştu. Pentagon’a Amerikan askerlerini kullanmadan ve ‘yerel ortaklarla’ çalışarak IŞİD’in kurmaya çalıştığı ‘halifeliğe’ son verme misyonu veren Obama, 2014 sonbaharından itibaren PYD’ye ‘geçici’ ve ‘taktiksel’ olarak tanımladığı desteği sağlamaya başladı. Amerika için son derece ‘düşük maliyetli’ bu müdahalenin giderek daha kalıcı bir ortaklık oluşturması, stratejik bir amaca matuf olarak algılansa da aslında er ya da geç bu ilişkinin miadını dolduracağı biliniyordu. ABD adına CENTCOM’un ana aktör olarak yürüttüğü bu ilişkinin IŞİD’le mücadelede tam bir başarı hikayesi yazıldığına inandırılan Amerikan Kongresi de tam destek vererek Obama’nın taktiksel müdahalesine stratejik bir boyut kazandırdı.

Trump’ın İknası

Obama’nın Suriye meselesini çözmekten uzak kalan ancak IŞİD’le mücadele adına yaptığı taktiksel müdahalenin yarı stratejik bir angajmana dönüşmesi, Trump döneminde de devam etti. ‘Suriye’de ne işimiz var’ ifadelerinin sahibi Trump, CENTCOM’un hem ‘YPG’yle omuz omuza savaştık’ hem de ‘sahayı İran’a ve Rusya’ya bırakamayız’ tezlerine ikna oldu. Amerikan Kongresi ve kamuoyu da ‘Kürtlerin kaderine terkedilmemesi’ ve desteğin devamı konusunda Trump’a yoğun baskı yaptı. Bütün bunlara rağmen ortada siyasi çözüme gidecek kapsamlı bir Suriye politikası oluşturma iradesi yoktu. Obama’nın isteksizliği sonrasında Trump’ın da Suriye’de kazanılacak büyük bir ödül görmemesi, Amerika’nın politikasızlığında belirleyici oldu.

Trump’ı YPG’ye desteğin sona erdirilmesi konusunda ikna noktasına getiren tek aktör Cumhurbaşkanı Erdoğan oldu. Türkiye’nin Suriye sınırındaki güvenlik, sığınmacılar, askeri müdahaleler, muhalefete destek ve siyasi ve diplomatik süreçlerle angajman sayesinde izlediği istikrarlı Suriye politikası, IŞİD’i yendim diyerek zafer ilan etmek isteyen Trump’ı ikna etmede etkili oldu. Trump’ın bireysel olarak ikna olmasının yetmediğini ve Washington’ın hem İsrail’in tercihleri hem de sahayı bırakmama refleksiyle hareket ettiğini gördük.

Biden’ın İlgisizliği

Biden yönetimi de Amerika’nın politikasızlığını devam ettirerek Suriye meselesini IŞİD’le mücadele ve insani yardım akışı konularına indirgedi. Afganistan, Ukrayna ve Gazze meselelerine mesai harcayan Biden’ın dört başı mamur bir Ortadoğu politikasını ifade etmeye bile çalışmadığını gördük. Buna bağlı olarak da Suriye konusunda çözüm odaklı herhangi bir irade göstermeye enerjisi yetmeyen Biden yönetiminin son günlerinde YPG’nin tamamen sahadan çıkarıldığı ‘utanç verici’ bir tabloyla karşı karşıya kalmamaya çalıştığını görüyoruz. Suriye’de ne istediğini formüle etmekte zorlanan yönetim adeta Trump’a kadar gün sayıyor.

Amerika’nın yıllardır Suriye meselesini siyasi çözüme kavuşturma niyetindeki NATO müttefiki Türkiye’yle stratejik koordinasyon sağlamak bir yana, Türkiye’nin ulusal güvenliğini tehdit eden bir örgütü desteklemeye devam etmesi Suriye’de ne istediğiyle ilgili kafa karışıklığının ürettiği politikasızlığın en önemli göstergesi aslında. YPG’ye desteğin devamı gereğini stratejik değil ‘omuz omuza çarpışmış olmak’ gibi duygusal nedenlerle izah etme ihtiyacı duyan Amerikan ordusunun sahadaki sınırlı varlığıyla gerçek bir stratejik başarı sağlamasının mümkün olmadığını herkes biliyor. Bugüne kadar kapsamlı bir Suriye politikası oluşturamayan Washington’ın bundan sonra da oluşturması mümkün görünmüyor. Amerika’nın Suriye’de ne istediğine karar vermesi noktasında elindeki ‘kazanımları’ devam ettirme refleksi ağır basacaktır ancak bunun etkin ve somut bir stratejiye dönüşmesi için kararsızlık, ilgisizlik ve isteksizlikten kurtulmuş yeni bir vizyon gerekiyor.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.