Yaptırımların Uluslararası Alandaki Etkileri

Putin’e verilen yetkiler Rusya’nın yaptırımlara karşı sessiz kalmadığını ve benzer şekilde karşılık verdiğini göstermektedir.
Başkan Putin 4 Haziran 2018’de ABD’den ve diğer yabancı devletlerden kaynaklanan ürünlerin ve ham maddelerin Rusya’ya ithalatının kısıtlanmasını içeren yeni karşı yaptırımlar yasasını imzalamıştır.
Böylece bu yasa Putin’e etkilenecek sektörleri ve ürünleri seçme ve düşman olarak tanımlanan bir devletle iş birliğini yasaklama veya askıya alma yetkisi vermiştir. Bu sayede Rus hükümeti ithalatı ve ihracatı yasaklanabilecek ürün ve ham maddelerin yanı sıra satın alınması yasaklanabilecek veya kısıtlanabilecek diğer iş veya hizmet türlerini da tanımlayacaktır.
Bu gelişmeler Rusya’nın yaptırımlara karşı sessiz kalmadığını ve benzer şekilde karşılık verdiğini göstermektedir.
Yaptırımların giderek artması ve DASKAA gibi tasarıların kabulüyle devlet borçlarına yönelik yaptırımlar uygulanması durumunda Rusya’da bulunan yabancı sermayenin çıkışları artabilir. Ancak hem dış borç hem de iç borcun yaklaşık üçte biri Rusya vatandaşı olmayanlar tarafından tutulmaktadır.
Bununla birlikte DYY 2017’den bu yana bir toparlanma içerisine girmiş ve şu anda ülke bazında bakıldığında daha
fazla çeşitlilik göstermektedir. Nitekim DYY’nin yaptırım uygulamayan ülkelerden geldiği görülmektedir.
Sonuç olarak yaptırımlardan sonra hem DYY hem de devlet borçlarının durumunda değişiklik olduğu anlaşılmaktadır. Ekonomisini hedef alan yaptırımlara karşı Rusya birçok şekilde tedbir alarak etkisinin artmasını önlemeye çalışmıştır.
Öyle ki Moskova’nın ticareti çeşitlendirerek, daha fazla özerk finansal araçlar oluşturarak ve kamu sektörünü inşa ederek yaptırımların zararlarını en aza indirgemeye çalıştığı görülmektedir. Yine de ekonomik göstergelerden anlaşıldığı üzere yaptırımlar Rusya’nın ekonomik büyümesini yavaşlatmaktadır.
YAPTIRIMLARIN ULUSLARARASI ALANDAKİ ETKİSİ
Rusya yaptırımları birçok şirketi ve ülkeyi etkileyerek uluslararası arenada kendini hissettirmektedir. Bazı örnekler bu durumu doğrular niteliktedir. Örneğin ABD Hazine Bakanlığı dünyanın en büyük alüminyum üreticilerinden birisi olan Rusal’ı aynı zamanda Putin’e yakın olan iş adamı Oleg Deripaska’dan dolayı yaptırımlar listesine almıştır. Ancak şirketin yönetim ve sermaye yapısındaki değişimden sonra bu firma yaptırımlar
listesinden çıkarılmıştır.
ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin yaptığı açıklamada Hazine Bakanlığının bu şirketin kontrollerindeki değişimden dolayı listeden çıkarttığını ve Deripaska’nın şirketin yönetiminde eskisi gibi etkili olmadığını söylemiştir. Rus alüminyum devi Rusal 2018’de ABD yaptırımlarından ekonomik olarak etkilenmiştir. Sonrasında yaptırımların kaldırılmasıyla birlikte Kentucky’deki yeni bir projeye 200 milyon dolar yatırım yapacağını bildirmiştir.
Sonuç olarak ABD yaptırımlarından dolayı Rusya’nın uluslararası şirketlerinin zor duruma düştüğü ve yaptırımlardan kurtulmak için yapısal kararlar aldıkları görülmektedir.Başka bir örnek olarak Morgan Stanley’i
gösterebiliriz.
Morgan Stanley, Rusya Merkez Bankasına 2020’nin ilk çeyreğinde ülkedeki bankacılık faaliyetlerini kapatacağına dair resmi bir bildirim göndermeyi planlamaktadır. Wall Street Bankası’nın bu kararında 2014’ten bu yana uygulanan yaptırımların etkisi olduğu belirtilmektedir.
Bu durum yaptırımların Rus pazarında bulunan bazı uluslararası firmaları olumsuz etkilediğini ve bundan dolayı bu firmaların Rusya pazarından çıkma yönünde karar aldıklarını göstermektedir.
Son zamanlarda en fazla konuşulan Kuzey Akım 2 projesi de yaptırımlar nedeniyle gündemde kalmaya devam etmektedir. 24 Nisan 2017’de Kuzey Akım 2 projesinin yürütücü firması doğal gaz boru hattı projesi için Alman enerji şirketleri Wintershall ve Uniper, Fransız şirket Engie, İngiliz-Hollanda petrol ve gaz devi Royal Dutch Shell ve Avusturya’nın enerji şirketi OMV ile finansman anlaşmalarını imzalamıştır.

Bu beş Avrupalı enerji şirketi projenin toplam maliyetinin yüzde 50’sine uzun vadeli finansman sağlamaya

başlamıştır. Sonrasında ABD tarafından bu firmalara uyarı mektubu gönderilerek Kuzey Akım 2 projesinden çekilmeleri istenmiştir. Projeden çekilmedikleri takdirde CAATSA yaptırımları kapsamında kendilerine yaptırım uygulanacağı belirtilmiştir.
Bu uyarıya rağmen Avrupalı firmaların projeye devam ettikleri görülmektedir. Aslında Washington’ın yürüttüğü bu politikanın arkasında kaya gazı devriminden sonra gaz ihraç etmek istemesi ve yapmış olduğu bu baskıyla Avrupa’daki pazar payını artırma niyetinde olduğu da söylenebilir.
Sonuç olarak yaptırımların Rusya’yı ve diğer uluslararası ortaklarını tehdit ettiği ve ABD’nin kendi çıkarları için bu yaptırımları aracı olarak kullandığı anlaşılmaktadır.
ABD’nin en büyük enerji şirketlerinden biri olan ExxonMobil Nisan 2017’de Karadeniz’de ortak olduğu petrol arama projesi için ABD Hazine Bakanlığından bir istisna alamadığı için 2018’de Rosneft ile yapılan ortak girişimlerden çekilmek zorunda kalmıştır.
Böylece yaptırımlar büyük enerji firmalarının Rus devlet firmalarıyla yaptığı iş birliği ve ortaklıklarını sonlandırılarak Rusya pazarından çıkmasına neden olmaktadır. Bu durum hem Rus enerji sektörünün gelişimini zayıflatmakta hem de yeni yapılacak anlaşmaların önündeki en büyük engellerden biri olarak öne çıkmaktadır.

Hindistan da S-400’ler, nükleer güdümlü denizaltının alınması ve inşa edilen iki savaş gemisi gibi silah sistemleri için Rusya ile temas halindedir. Washington ise Hindistan’ın Rus menşeli silahları almamasına yönelik baskısını artırmakta ve sonuç almaya çok yakın olduğu kamuoyuna yansıyan haberler arasındadır.

Bu örnekten de anlaşılacağı üzere Rusya’nın savunma alanındaki ticaretinin CAATSA yaptırımlarından olumsuz etkilenme ihtimalinin de yüksek  olduğu söylenebilir.
Bununla birlikte verilen örneklerden anlaşıldığı gibi CAATSA’nın etkisi uluslararası arenada kendini göstermekte ve Rusya’nın hareket alanını daraltmaktadır. (devam edecek -4)
***
YAZAR HAKKINDA
Yunus Furuncu
Viyana Ekonomi Üniversitesi’nde lisansını tamamlayan Yunus Furuncu, aynı üniversitede “Türkiye’de Bankacılık ve İstanbul’da Bankaların Dağılımı” başlıklı tezi ile 2009 yılında yüksek lisans eğitimini bitirdi. 2012-2016 yılları arasında Düzce Üniversitesi’nde “Türkiye’nin Enerji Bağımlılığı” ile ilgili yazdığı doktora tezi ile doktorasını alan Furuncu SETA enerji masasında araştırmacı olarak çalışmaktadır.

TÜHA Haber Ajansı 

Şerife YÜCE YAVAŞOĞLU

Şerife YÜCE YAVAŞOĞLU

Şerife YÜCE, İzmit doğumlu olup, İlk, orta ve liseyi İzmit'te tamamladı.. Marmara Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Uzun yıllar İstanbul ve Kocaeli'nde öğretmenlik yaptı. 2008 yılında emekli oldu. TÜHA Eğitim & Yurt Dışı Danışmalık Şirketini kurdu. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nde bir süre eğitim işlerini yürüttü. Diksiyon ve Güzel Konuşma eğitimleri verdi. (TÜHA) Türkuaz Uluslararası Haber Ajansı'nda Genel Yayın Yönetmeni. Halen küçük hikayeler. haber ve köşe yazıları yazıyor. Evli ve bir çocuk annesi.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close