Ünlü Alman modacı Karl Lagerfeld 85 yaşında

85’inci doğum gününü kutlayan Alman modacı Karl Lagerfeld, yaklaşık 30 yıldır Chanel’in koleksiyonlarına imza atıyor. Lagerfeld, tasarımlarının yanı sıra çok yönlü olması ile dikkat çekiyor.

Ege'nin HamsisiAlman modacı Karl Lagerfeld, bugün 85’inci doğum gününü kutluyor. Ama 10 Eylül 2018 belki de Karl Lagerfeld’in 80’inci veya 83’üncü doğum günü. 15 yıl boyunca kendisine eşlik eden gazeteci Paul Sahner’e anlattığına göre, doğum tarihini tam olarak bilmiyor.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Hamburg’un Altona semtine yapılan bombardımanda doğum belgesi yanmış. Yaşına ilişkin soruları çok sıkıcı bulduğunu söyleyen Lagerfeld, “Benim için hiç fark etmiyor, öyle de böyle de kendimi genç hissediyorum” diyor.

Lagerfeld, son yıllarda 1935 yılında doğduğunu söylese de, uzun süre boyunca doğum tarihini 1938 olarak vermişti. Ancak Hamburg’daki vaftiz kayıtları Karl Lagerfeld’in 1933 yılında doğduğunu ortaya koyuyor.

İyi bir ailenin çocuğu

Karl Lagerfeld, zengin bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Kutu süt üreten bir fabrikası olan babası, annesi ve kız kardeşleri ile birlikte Hamburg’un Blankenese semtinde yaşıyordu. Lagerfeld’in çocukluğu aristokratlar, sevimli villalar ve güzel bahçeler içinde geçti. Hamburg 1944 yılında bombalandığında, ailesi Schleswig-Holstein eyaletindeki çiftliklerine taşındı. Çocukluğunun büyük bölümünü bu çiftlikte geçiren Karl Lagerfeld, kökeni, alışılmışın dışındaki kıyafetleri ve o dönemde pek yaygın olmayan uzun saçları ile diğer çiftçi çocuklarının arasında dikkat çekiyordu.

Karl Lagerfeld, birçok konuda diğer çocuklardan farklıydı: Okula başlamadan önce İngilizce ve Fransızca öğrenmişti. Çatı katında saatlerce oturup, o yıllarda yayımlanan mizah dergisi Simplicissimus‘daki çizimlerin aynısını çizmeye çalışıyordu. Hamburg’da olduğu yıllarda okul yerine Fransız ressamların eserlerini hayranlıkla izlediği sanat müzesine giderdi. Gero von Boehm imzalı 2014 yapımı “Almanya, senin sanatçıların – Karl Lagerfeld” adlı belgeselde, Lagerfeld  “Benim olayım Fransızca olan her şeydi. İstediğim buydu, gitmek istediğim yer buydu, bu nedenle de çocukken Fransızca öğrendim, aksi takdirde orada okula gidemezdim” diye anlatmıştı.

Genç modacıların cenneti Paris

Geçen yıllar içinde Lagerfeld’in Paris’e gitme arzusu arttı. 1950 yılında Hamburg’da izlediği bir Dior defilesi karar verme sürecini hızlandırdı. 1953 yılında annesi ile birlikte Paris’e taşındı.

Meslek hayatının başında olan bir modacı için Sen Nehri kenarındaki bu moda kenti en uygun yerdi. Karl Lagerfeld, burada mesleğinde yükselmeye başladı. Henüz 20 yaşında iken manto tasarımı alanında açılan bir yarışmada birincilik kazandı. Bu yarışmaya Yves Saint Laurent de katılmış ama üçüncü olabilmişti.

Bunu takip eden yıllarda Pierre Balmain ve Jean Patou modaevlerinde çalışan  Karl Lagerfeld, 1963 yılında Chloé modaevinin sanat yönetmeni oldu. Burada trendleri belirleme imkanı yakalayan Karl Lagerfeld, 1967 yılında aksesuardan kıyafete kadar baştan aşağı bir görünüm, bir “total look” yarattı. Bu genç Alman tasarımcının çalışmalarını çok beğenen Roma merkezli Fendi, 1960’lı yılların ortasında Lagerfeld’i kürk ve deri koleksiyonunu tasarlamakla görevlendirdi.

Karl Lagerfeld, 1967’de erkeksi ve kadınsı tarzın bir sentezi olan ünlü “Dandy-Look” tarzında giyinmeye başladı. Lagerfeld, tercih ettiği tarzın 18’inci yüzyıl ile “Art Déco” karışımı olduğunu söylüyor. O yıllardan beri bu giyim tarzını, at kuyruğu, pudra ve koyu renk güneş gözlükleri ile tamamlıyor.

Moda dışındaki tutkusu kitap

Karl Lagerfeld, yeni bir tasarım üzerinde çalışmadığı zamanlar, vaktini Paris’in Saint Germain des Près semtindeki kafe ve kitapçılarda geçiriyor. Buralardan her hafta çok sayıda kitap alıyor. Modanın yanı sıra kitaplar, Lagerfeld’in en büyük tutkusu. Aralarında moda ve sanata ilişkin resimli kitapların, severek okuduğu şiir kitaplarının bulunduğu yaklaşık 300 bin eserlik bir koleksiyonu bulunuyor.

“Hafta içinde aldığı kitaplara bakabildiği hafta sonlarını çok sevdiğini” söyleyen Lagerfeld, bu hafta sonlarını “kitapları karıştırmak, okumak, notlar almak, arada hiçbir şeyle ilgilenmeden hayal kurmak, çizim yapmak, uyumak ve saatin kaç olduğunu bilmemek” sözleriyle anlatıyor.

Chanel’i yeniden yaratan modacı

Karl Lagerfeld’in meslek hayatında 1983 yılı, en önemli başarılarından birine imza attığı yıl olduğu için büyük önem taşıyor. O dönemde artık zamanın gerisinde kalan Chanel modaevi, Karl Lagerfeld’i yaratıcı yönetmeni olarak işe aldı. Mesleğinde çok hırslı olan Lagerfeld, “Haute Couture” ve konfeksiyon koleksiyonlarını zamanın çizgisine uydurmayı başardı ve modaevini genç kadınlar için yeniden cazip bir hâle getirdi. Tasarımlarda yeni renkler kullandı, kesimleri değiştirdi, farklı kumaşlarla çalıştı. Artık Chanel’in onsuz olması düşünülemez hâle geldi. Karl Lagerfeld bugün hâlâ Chanel’in baş tasarımcısı olarak çalışıyor.

Ancak Karl Lagerfeld’e ünlü modaevinde yükselmek yetmedi. 1984 yılında kendi markası “Karl Lagerfeld’i” yarattı. Marka, kadın ve erkek modasından çocuk kıyafetleri ve aksesuara kadar farklı alanlarda ürünler sunuyor. Karl Lagerfeld, son koleksiyonunu aranan modellerden 17 yaşındaki Kaia Gerber ile birlikte tanıttı. Ünlü model Cindy Crawford’un kızı olan Kaia Gerber, internet sayfasında “Karl’ın hafif klasik tarzına taze, havalı bir kız dokunuşu getirdi” sözleri ile tanıtıldı. Karl Lagerfeld, pazarlamanın nasıl olması gerektiğini de iyi bilen bir modacı.

On parmağında on marifet

Bunun yanı sıra 1987 yılından beri kendi fotoğraflarını çeken Lagerfeld, tanıtım kampanyalarının fikrini geliştiriyor, farklı modaevleri için kısa filmler çekiyor. Çin’de bir otel tasarlamaktan bir yayınevi kurmaya kadar sürekli yeni işler yaratıyor. “Almanya, senin sanatçıların” belgeselinde Lagerfed, “Yaptıklarına bakıp tempoyu elden bırakırsan işi bırakma vaktin gelmiş demektir” diyordu.

1989 yılında hayat arkadaşı Jacques de Bascher’in AIDS’den ölmesi Karl Lagerfeld için bir yıkım oldu. Epeyce kilo alan Lagerfeld, daha da fazla çalışmaya başladı. Kendi adı altında çok sayıda koleksiyon tasarlayan Lagerfeld, Paris’te mağaza ve fotoğraf galerisi olan “Lagerfeld Gallery’i” açtı.

2000 yılında beslenme alışkanlıklarını değiştirme kararı alan Lagerfeld, 13 ay içinde 42 kilo verdi. Paul Sahner’e anlattıklarına göre hedefi, Hedi Slimane’nin tasarladığı Dior takımları giyebilmekti.

Mülteci siyasetine eleştiri

Karl Lagerfeld, tasarımlarının yanı sıra açıksözlülüğü ile de tanınıyor. Geçen yıl bir Fransız televizyonunda katıldığı bir programda Almanya’nın mülteci siyasetini eleştirerek, Müslüman mültecilerin Yahudi düşmanı olduğunu söylemişti. C8 televizyonunun “Salut des Terriens” adlı programına katılan Lagerfeld, Başbakan Angela Merkel’in 2015 yılında mültecileri ülkeye kabul etme kararına ilişkin olarak, “aniden içindeki papazın kızı ortaya çıktı” demişti.

Sunucunun, Almanya’nın İkinci Dünya Savaşı sırasında yaptıkları ve Yunanistan krizi sırasında Almanya’nın oynadığı rolden sonra bu kararın bir imaj tazeleme girişimi olup olmadığını sorusuna Lagerfeld “Evet” demişti. Lagerfeld, sözlerini şöyle sürdürmüştü: “Milyonlarca Yahudi’yi öldürdükten sonra, aradan onlarca yıl da geçse, onların en büyük düşmanlarının milyonlarcasını ülkeye almak olmaz.” Almanya’nın mülteci politikasını sonraki aylarda da eleştirmeyi sürdüren Lagerfeld, Alman vatandaşlığını geri verme tehdidinde bulunmuştu.

Lagerfeld: Tam bir sanat eseri

Karl Lagerfeld, ince yapısını günümüzde de koruyor. Dar pantolon, ceket, dik yakalı gömlek, at kuyruğu, güneş gözlüğü, eldiven ve yüzüklerden oluşan görünümüne hâlâ sadık. Sözleri her zaman olduğu gibi kışkırtıcı ve kılı kırk yarıyor. Sadece sakalı yeni.

Karl Lagerfeld, bütünüyle bir sanat eseri, kendi tanımlamasıyla, bir “soyutlama.” Çelişkilerle dolu bir modacı olan Lagerfeld, bir yandan kibirli ve sert bir tutum izlerken diğer yandan kendisi ile alay edebilen ve cana yakın bir tavır sergiliyor. Lagerfeld’in 85’inci doğum gününü kutluyoruz!

HABER : Bettina Baumann

 

 

 

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close