‘Türkiye’nin Libya Anlaşması Hukuka Uygundur’

TÜHA HABER Türkiye ile Libya arasında imzalanan askeri anlaşmaya iç siyasette tepkiler sürerken, muhalefetin de desteklediği Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarıyla ilgili anlaşma “hukuki ve haklı” olarak yorumlanıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde 27 Kasım’da Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası” ve “Güvenlik ve Askeri İşbirliği Anlaşması” imzalamıştı. Türkiye’de CHP ve İyi Parti başta olmak üzere HDP hariç muhalefet cephesi, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’ın Doğu Akdeniz’deki yetki alanını genişletmesi dolayısıyla mutabakat muhtırasını destekledi.

VOA Türkçe’ye konuşan Emekli Tümamiral Ali Deniz Kutluk, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) askeri gücüyle siyaseten Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarına sahip çıkılması politikasını doğru bulduğunu söyledi.

Kutluk, uluslararası deniz hukuku açısından Türkiye’nin Libya’yla anlaşmasını “hukuki” bulduğunu belirterek, “Bu anlaşma aksi görüşlere yer veremeyecek düzgün bir anlaşma” dedi.

Kutlu, Libya’yla yapılan deniz yetki anlaşması ve Doğu Akdeniz meselesiyle ilgili sorularımızı şöyle yanıtladı:

VOA: Doğu Akdeniz’de doğal kaynaklar üzerindeki hak talebi bakımından Libya ile Türkiye’nin son anlaşmasını nasıl yorumluyorsunuz?

Kutluk: Doğu Akdeniz’de Türkiye, kıta sahanlığını birkaç yıl önce ilan etmişti ancak batı sınırı neticelenmiş oldu. Bu konuda deniz hukuku, 122 ve 123’ncü maddelerinde der ki “kapalı, yarı kapalı denizlerde ekonomik bölge ilanlarında komşular birbiriyle işbirliği yapmalılar”. Hukuki bakımdan Akdeniz de bu statüde yer alıyor. Türkiye de Libya ile bu işbirliğini yaptı. Türkiye daha önce diğer ülkelere da davette bulunmuştu ama diğer ülkeler davete katılım göstermedi ve bu süreçte Türkiye emri vakilere maruz bırakıldı. Bunun için hükümetler arasında irade oluştuğunda bu işbirliği sonuç verdi. Bu mutabakatı herkes saygıyla karşımalı çünkü tamamen uluslararası normlara uygun ve hiçbir aksine görüşe yer vermeyecek düzgün bir anlaşma. Umarım bu anlaşma örnek olur ve diğer komşularla ile de yapılır.

“Türkiye, hem kendi hem de KKTC hakları korumakta haklıdır”

VOA: Uluslararası deniz hukuku bakımından Doğu Akdeniz kim ne kadar söz sahibi?

Kutluk: Türkiye, Doğu Akdeniz’de kıyı şeridi en büyük devlet olarak en geniş deniz alanı yönünden hak sahibi olma iddiasında. Malum Doğu Akdeniz ekonomik bölge açısından karşılıklı kıyılar birbirinden 400 milden uzak olmadığı için karşılıklı komşular birbiriyle işbirliği yapmak zorunda. Bu işbirliğinde Türkiye’nin muhatabı Mısır oluyor, aramızda 320 deniz mili kadar bir mesafe var. Örtüşen deniz alanlarımız var ancak bunun orta hattı şimdilik Türkiye tarafından sınır olarak ilan edilmiş durumda. Elbette Kıbrıs Adası’nın deniz yetki alanları var olacaktır. Ama burada sorun Kıbrıs Adası’nın hangi yasal hükümetlerce temsil edilme yetkisinde olduğu. Şu anda Kıbrıs Cumhuriyeti, 1960 Anayasası’na sahip. Bu anayasa üzerinde ancak akıl yürütmeyle sonuç verebilecek iddialar ortaya konulması gerekirdi. 1960 Anayasası, 1963, 1967 ve 1974’te üç defa Rum tarafı girişimiyle tahrip edildi. Bu tahribata rağmen Rumlar halen haksız bir şekilde Kıbrıs Cumhuriyeti’ni temsil etmektedirler. Yani bir yarı hukuki yetkiyle temsil etmektedirler ve bu temsil esnasında da sanki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yokmuş gibi Türk tarafı haklarına da el atarak yetki ilanlarında bulunmakta. Bununla yetinmeyerek başka ülkelerle de anlaşmalar yapmaktadırlar. Bu anlaşmaları düşündüğümüzde Türkiye hukuksuz iddialarla bu anlaşmalara maruz bırakılmaktadır. Tabii Türkiye hakları, hukukunu koruması bilme kapasitesine sahip ulusal bir devlet. Dolayısıyla bu hakları kimseye kaptırmayacağını siyasi olarak açıklamış, bunun arkasına da askeri gücünü koyarak somut adımlar atmıştır. Bölgede Türkiye, iddia ettiği alanlarda hem hak sahibi olarak hem de KKTC’nin de haklarını koruyarak hem petrol alanlarını hem de gaz alanları araştırmasını ve sondajını yapmakta dolayısıyla haklarını korumaktadır. Askeri varlığıyla da korumaktadır. Türkiye’nin hakları vardır ve korumaktadır.

VOA: Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın konuyu uluslararası mahkemelere taşıma durumu nedir?

Kutluk: Uluslararası mahkemelere gidilmesi bakımından Güney Kıbrıs’ın muhatabı KKTC’dir. Bana sorarsanız gitmeleri de lazım. Uluslararası yargıda ilk soru ‘Ey Güney Kıbrıs Rum Yönetimi siz kimi temsil ediyorsunuz?’ diyecektir. Kıbrıs Cumhuriyeti’ni temsil ettiklerini söylediklerinde bunu neye dayanak söyledikleri sorulacaktır ki ‘anayasa’ denilemez çünkü Güney Kıbrıs’ın anayasası buna izin vermemektedir. Dolayısıyla Rum tarafı uluslararası hukuka gidememektedir. Gitmeyi istememektedir çünkü KKTC’yi de tanımış olacaklardır. Bu yüzden de konuyu uluslararası hukuka taşımıyorlar. Türkiye, Güney Kıbrıs’ı sahte gördüğü için tanımıyor, dikkate almıyor. Yunanistan açısından ise Ege Denizi kaynaklı sorunlar var, hava sahası var. Bu konuda görüşmeler yapılıyor. Bütün bunlar Türkiye ile Yunanistan arasında kapalı görüşmelerde ele alınıyor. Yunanistan’ın bir şekilde bu konuyu Uluslararası Adalet Divanı’na götürme iradesi yok. Dolayısıyla Yunanistan ile Güney Kıbrıs, iradelerinde ortaklaşma olmaksızın Doğu Akdeniz deniz yetki alanı meselesini mahkemeye götüremeyecektir. Öncesinde zaten centilmenlik anlaşması yapılmalı ki sorun tanımlanmalı. Böyle bir tanımlamada yoktur. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) bu konuda olası anlaşmazlıklarda bunun savaş nedeni sayılacağı yönünde siyasi kararı da mevcuttur. Bu kararı ve diğer görüşmeler dikkate alındığında konu uluslararası yargıya taşınmamaktadır.

Türkiye’nin NATO içerisindeki rolünde gözler ABD’de mi?

Geçmişte NATO bünyesinde TSK çerçevesinde görev Emekli Amiral Kutluk’a, Türkiye’nin NATO üyeliği tartışmasını da değerlendirdi. ABD’nin PKK konusundaki tavrını işaret eden Kutluk, Türkiye’nin PYD-YPG’nin PKK’nın uzantısı olduğunun kabul edilmesini beklendiğini vurguladı.

ABD’nin ise YPG’yi yasal müttefik olarak tanımasıyla Türkiye’ye ciddi bir haksızlık edildiğini söyledi. Kutluk, dolayısıyla artık NATO’nun ötesinde bir tartışma yaşanmaya devam edeceğini belirterek, burada ABD’nin rolünün belirleyici olacağını sözlerine ekledi.

Söyleşi : Yıldız YAZICIOĞLU & Ankara

[TÜHA Haber Ajansı, 02 Ocak 2020]

Şerife YÜCE YAVAŞOĞLU

Şerife YÜCE YAVAŞOĞLU

Şerife YÜCE, İzmit doğumlu olup, İlk, orta ve liseyi İzmit'te tamamladı.. Marmara Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Uzun yıllar İstanbul ve Kocaeli'nde öğretmenlik yaptı. 2008 yılında emekli oldu. TÜHA Eğitim & Yurt Dışı Danışmalık Şirketini kurdu. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nde bir süre eğitim işlerini yürüttü. Diksiyon ve Güzel Konuşma eğitimleri verdi. (TÜHA) Türkuaz Uluslararası Haber Ajansı'nda Genel Yayın Yönetmeni. Halen küçük hikayeler. haber ve köşe yazıları yazıyor. Evli ve bir çocuk annesi.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close