Türkiye-Almanya arasındaki ekonomik ilişkiler -II-

SETA Enerji Araştırmaları Direktörü Prof. Dr. Kemal İnat, Türkiye ile Almanya arasındaki ekonomik ilişkilere dair rakamların her iki ülkenin de birbirleri açısından çok önemli bir konuma sahip olduklarını gösterdiğini belirtti.

KEMAL İNAT ile ilgili görsel sonucu

SETA Enerji Araştırmaları Direktörü Prof. Dr. Kemal İnat

Ekonomik işbirliği

Prof. Dr. Kemal İnat, 2017 rakamlarına göre 36,4 milyar dolarla Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı olan Almanya’nın, aynı zamanda Türkiye’de faaliyet gösteren en fazla yabancı şirkete sahip ülke konumunda bulunduğunu, buna karşılık Türkiye’nin de Almanya’nın önemli ticaret ortakları arasında yer aldığını ve nitekim sayılarının 85 bin civarında olan Almanya’daki Türkiye kökenli girişimcilerin bu ülkedeki cirolarının 50 milyar avroya yaklaştığını açıkladı.

Prof. Dr. Kemal İnat, bir ticaret devleti olan Almanya için Türkiye’ye gerçekleştirdiği ihracatının önem arz ederken, Türkiye’nin ayrıca Almanya’nın enerji konusunda Rusya’ya olan bağımlılığının azaltılması açısından da önemli bir alternatif olarak görüldüğünü ifade etti.

Kuzey Akım-2 boru hattı ile ilgili görsel sonucu

Rusya’dan aldığı gaz konusunda Ukrayna ve Belarus hattına alternatif yol olarak Kuzey Akım-2 boru hattını inşa etmeye çalışan Almanya’nın, Rus gazına alternatif olarak da Orta Asya ve Ortadoğu gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştırmanın yollarını aradığına vurgu yapan Prof. Dr. Kemal İnat,  Alman enerji firması RWE’nin de katıldığı ve eski Dışişleri Bakanı Joschka Fischer’in desteklediği NABUCCO doğalgaz boru hattının ABD’nin karşı çıkması nedeniyle başarılı olmayınca Almanya’nın, büyük ölçüde Azerbaycan ve Türkiye tarafından finanse edilen TANAP projesinin tamamlanmasını da ilgiyle takip ettiğini belirtti.

Prof. Dr. Kemal İnat, gerek yatırımlar gerekse ticaret açısından Türkiye ile önemli ekonomik bağları olan Almanya’nın, Trump yönetiminin son dönemde Türkiye’yi hedef alan ekonomik saldırılarına da karşı çıkan bir tutum içerisinde olduğunu, bu tutumun nedenlerinden birinin, Almanya’nın Türkiye’nin ekonomik krize sürüklenmesini kendisi için de bir risk olarak görmesi iken diğer nedeninin ise Berlin’in de Amerikan yaptırımlarından mustarip olduğunu ve her ikisinin de ABD’den gelen ekonomik baskılara maruz kalan Türkiye ile Almanya için bu ortak mağduriyetin de ekonomik işbirliğini geliştirmeleri için bir motivasyon oluşturabileceğini ifade etti.

Riskler

Türkiye ile Almanya arasındaki yukarıda saydığımız işbirliği alanlarının bir kısmı aynı zamanda riskleri de içerisinde barındırdığının altının çizen Prof. Dr. Kemal İnat, Güvenlik ve teröre karşı işbirliğinde yaşanan sorunların bu risklerin başında geldiğini, uzun bir güvenlik ortaklığına sahip iki ülkenin terör ve radikalizmle mücadele konusunda işbirliğinde başarılı olamamalarının Türk-Alman ilişkilerini en fazla yıpratan faktörlerden biri olduğuna dikkat çekti.

Prof. Dr. Kemal İnat, “Bu konuda özellikle Almanya’nın gerek PKK ve FETÖ örgütleriyle mücadele konusunda Ankara’nın istediği tavırdan çok uzak olması, gerekse Türkiye’nin bu örgütlerle mücadeleye dair politikalarına sert eleştiriler getirmesi Berlin-Ankara hattında gerginliklere sebep oluyor” ifadesini kullandı.

Almanya'nın PKK ile ilgili görsel sonucu

Almanya’nın PKK’yı bir terör örgütü olarak kabul etmesine rağmen bu örgütün değişik isimler altında kendi topraklarında faaliyet göstermesine, finans ve insan kaynağı toplamasına göz yummasının uluslararası terörizmle mücadele alanında imzalanan anlaşmalara olduğu kadar NATO çerçevesinde müttefiklerle gösterilmesi gereken dayanışma yükümlülüğüne de aykırı bulunu kaydeden Prof. Dr. Kemal İnat, “Yine Berlin’in, 15 Temmuz darbe girişimi başta olmak üzere Türkiye’de birçok suça bulaşmış FETÖ terör örgütüne mensup çok sayıda kişiye sığınma hakkı vermesi ve bu örgütün ülkesindeki faaliyetlerine müsaade etmesi de bu örgütü güvenliği açısından büyük bir tehdit olarak gören Ankara’yı rahatsız ediyor. Almanya’nın, Türkiye ile sağlıklı ve rasyonel bir ilişki kurmak istiyorsa, Ankara’nın terörle mücadele konusundaki hassasiyetlerine daha uygun davranması çok önemlidir” dedi.

Prof. Dr. Kemal İnat, Türk-Alman ilişkilerinin rasyonel bir düzlemde yürümesi önündeki engellerden bir diğerinin de Almanya’daki Türkiye karşıtı diasporanın Berlin’in Türkiye siyasetini kendi çıkarları doğrultusunda olumsuz etkilemesi olduğunu söyledi.

“Türkiye diasporasının genellikle aşırı sol olarak bilinen ve Türkiye’deki iktidara karşı olan kesiminden oluşan bu çevreler AK Parti iktidarının yıkılması için bütün imkanlarını mobilize ederken, içine sızdıkları Alman medyasını ve siyasetini de bu hedefleri doğrultusunda bir araç olarak kullanıyorlar” diyen Prof. Dr. Kemal İnat, Bu çerçevede Türkiye’deki demokratik seçimlerin sonuçlarına saygı duymadıkları gibi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı Almanya’da yürütülen karalama kampanyalarına öncülük ediyorlar” dedi.

Prof. Dr. Kemal İnat, Türkiye karşıtı bu lobinin faaliyetlerinin Alman hükümetini ve halkını etkilemesinin önüne geçilmesinin, Türk-Alman ilişkilerinin her iki ülkenin de çıkarına olacak şekilde sürdürülmesi için önemli koşullardan biri olduğuna vurgu yaparak, Türkiye’nin de Almanya’dan gelen bazı rahatsız edici tavırlarının arkasında bu lobinin etkisi olduğunu düşünerek verdiği tepkilerin düzeyini düşük tutmasının iki ülke ilişkilerinin rasyonel zeminde kalması açısından faydalı olacağını belirtti.

Gerhard Schröder hükümeti ile ilgili görsel sonucu

Ankara ile Berlin arasındaki ilişkileri olumsuz etkileyen faktörlerden birinin de Almanya’daki bazı siyasetçilerin Türkiye’nin AB üyeliğine rasyonel çıkarlar yerine kültürel kaygılara dayalı bir perspektiften bakmaları olduğunu açıklayan Prof. Dr. Kemal İnat, 1998-2005 yılları arasında iktidarda kalan Gerhard Schröder hükümeti döneminde Türk-Alman ilişkilerinin altın dönemlerinden birini yaşadığı hatırlanırsa, Almanya’daki iktidarların Türkiye’nin AB üyeliği meselesini rasyonel perspektiften değerlendirmelerinin iki ülke ilişkilerini olumlu etkilediğini, dini-kültürel gerekçelerle Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkmalarının ise olumsuz gelişmelere yol açtığının görüldüğünü ifade etti.

Prof. Dr. Kemal İnat, aşırı sağ kesimlerin Alman siyasal yaşamında her geçen gün artan etkisinin, Türk-Alman ilişkilerinin sağlıklı bir zeminde gelişmesinin önündeki engellerin de artması anlamına geldiğini söyledi.

SETA Enerji Araştırmaları Direktörü Prof. Dr. Kemal İnat, her iki ülkenin de bu risklerin farkında olarak hareket etmesinin ve Türk-Alman ilişkilerinin her iki tarafın da kazanacağı rasyonel düzlemde yürütmeye çaba sarf etmesinin büyük önem arz ettiğini kaydetti.

HABER : Ataner YÜCE

KAYNAK : SETA, UHA HABER

***

Prof. Dr. Kemal İnat, ile ilgili görsel sonucu

Kemal İnat

Genel Koordinatör Yardımcısı, Enerji Araştırmaları Direktörü
Lisans eğitimini 1992 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde tamamlayan Kemal İnat, doktorasını 2000 yılında Almanya’nın Siegen Üniversitesi’nde “21. Yüzyılın Başında Türkiye’nin Ortadoğu Politikası” başlıklı teziyle tamamladı. 2005 yılından beri yayımlanmakta olan Ortadoğu Yıllığı ve SETA tarafından 2009’dan beri yayımlanan Türk Dış Politikası Yıllığı isimli çalışmaların editörleri arasında yer alan İnat’ın, Dünya Çatışmaları, Blaetter für deutsche und international Politik, Bilgi, Demokrasi Platformu gibi birçok ulusal ve uluslararası kitapta ve hakemli dergide makaleleri yayımlandı. Halen Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde profesör olarak Ortadoğu çalışmaları, Türk dış politikası ve uluslararası çatışmalar alanlarında dersler veren İnat, aynı üniversitenin Ortadoğu Araştırmaları Merkezi’nin de müdürlüğünü yürütmektedir.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close