Seçim Güvenliğine İlişkin Genel Hususlar

https://cdn.yenisafak.com.tr/reklam/4haziranakpartiwebmasthead/955X250/images/955x250-image.jpg

SETA Siyaset Araştırmaları Direktörü Doç. Dr. Nebi MİŞ,  “Seçimin güvenliği ile ilgili mevzuat ve prosedürlerin hukuka uygun olduğu, Anayasa Mahkemesinin en son verdiği kararla da kesinleşmiş oldu” dedi.

ReklamDoç. Dr. Nebi MİŞ, ‘Seçim Güvenliğine İlişkin Genel Hususlar’ yazısında, buna rağmen, muhalefetin seçimlerin güvenliğine ilişkin tartışmaları zaman zaman gündeme getirmeye devam edeceğini hatırlatarak, ancak muhalefet partilerinin seçimlere yönelik iddialı olduklarını gösterebilmek için bu konuyu bu günlerde gündemlerinin geri planına attıklarını söyledi.

Seçim güvenliği meselesinin önemli bir kısmının siyasi bir tartışma olduğunun aslında böylece ortaya çıktığını ifade eden Doç. Dr. Nebi MİŞ, “7 Haziran 2015 seçimlerine gidilirken, muhalefet “seçim güvenliği” konusunu en önemli gündem maddesi yapmıştı. Ancak seçimlerin ardından, AK Parti tek başına iktidarı kuracak çoğunluğa ulaşamayınca, hiç kimse seçimlerin güvenliği tartışmasına girişmemişti” dedi.

“Hâlbuki 7 Haziran seçimlerinin güvenliği, Güney ve Doğu Anadolu’da PKK ve onun siyasi uzantılarının baskısından dolayı, çeşitli açılardan tartışılması gereken bir seçimdi” diyen Doç. Dr. Nebi MİŞ, ‘Seçimlerin güvenliği meselesinin eğer tartışılacaksa terör örgütünün baskısından dolayı seçmen iradesinin sandığa yansımaması ve sandık kurullarının baskı ile sabote edilmesi gibi konular üzerinden tartışılması gerekirdi’ ifadesini kullandı.

18 Mart 2018 tarihli kanunda, seçim güvenliğine ilişkin yapılan değişikliklerin tam da bu gerekçelere dayandırıldığını ifade eden Doç. Dr. Nebi MİŞ, ‘Çünkü bölgeden bu konuda siyasete yoğun bir şikâyet ve talep gelmişti” dedi.

Doç. Dr. Nebi MİŞ, Seçimlerin güvenliği meselesinin, seçim mevzuatı, uygulama ve güvensizlik unsurlarının nereden kaynaklanabileceği konuları üzerinden somut olarak ele alınması gerektiğini, değilse kamuoyunda bu konunun algılar üzerinden kolayca maniple edilebilmekte olduğunu açıkladı.

Türkiye’de seçimlerin “denetimi” ve “yönetimi”nin sadece yargıya verildiğini işaret eden Doç. Dr. Nebi MİŞ, Dünyadaki bazı demokratik ülkelerin bu iki görevi parlamento ve yargı arasında paylaştırdığını ve bu uygulamanın, Türkiye’de demokratik siyasetin başladığı 1950’den bu yana hemen hemen aynı olduğunu kaydetti.

ReklamDoç. Dr. Nebi MİŞ, “Türkiye’de denetim ve yönetim işini Yüksek Seçim Kurulu (YSK) yürütmektedir. YSK yeni bir kurum değildir. 16 Şubat 1950 tarih ve 5545 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu ile kurulmuş bir organdır” değerlendirmesinde bulundu.

Seçimlerin başlamasından bitimine kadar bütün süreçlerin YSK tarafından yönetinin altını çizen Doç. Dr. Nebi MİŞ, İtirazları YSK’nın karara bağladığını belirtti.

“Türkiye’de bazı çevrelerin tartıştığı şekliyle, YSK bir siyasi organ değildir” diyen Doç. Dr. Nebi MİŞ, Üyelerinin seçimi Anayasa ile belirlendiğini, buna göre YSK üyeleri, Yargıtay ve Danıştay Genel Kurullarının kendi üyeleri arasından seçtiği yargıçlardan oluştunu hatırlattı.

Doç. Dr. Nebi MİŞ, “Ancak gözden kaçmaması gereken bir husus, YSK’da kurullara ve görüşmelerin tümüne siyasi partilerin temsilcileri de katılır. Sadece kararların alınmasında oy kullanmazlar. İl ve ilçe seçim kurulları da yargı mensuplarından oluşur. Siyasi partilerin temsilcileri il ve ilçe seçim kurullarına katılır” dedi.

“Yargı organının tüm işlemleri seçime katılan partilerin gözetimi altındadır”diyen SETA Siyaset Araştırmaları Direktörü Doç. Dr. Nebi MİŞ, “Yani sandıkların oluşumu, oy verme işlemleri, oy sayımı, sayılan oyların tutanaklara geçirilmesi, tutanakların imza altına alınıp seçim kurullarına ulaştırılması, seçim kurullarında birleştirme tutanaklarının düzenlenmesi ve tutanakların bilgisayar üzerinden sisteme aktarılması gibi tüm işlemler siyasi partilerin temsilcilerinin bizzat katıldığı ve gözetlediği bir ortamda yapılır” açıklamasını yaptı.

Doç. Dr. Nebi MİŞ, Seçim gününde, kamu görevlisi olan sandık başkanının yanında seçime katılan partilerin temsilcilerinden sandık kurulu oluşturulduğunu, Yani seçimlerin güvenli ve sıkıntısız bir şekilde işleyebilmesi için seçimi yürüten ve denetleyen yargı kadar, siyasi partiler de tüm bu süreçlerden sorumlu olduğunun altını çizdi.

Doç. Dr. Nebi MİŞ, “Eğer seçim sonuçlarının güvenilirliğine ilişkin bir tartışma ortaya çıkarsa seçim ve sandık kurullarında görev alan siyasi partilerin temsilcileri işini iyi yapmıyor demektir. Bunun istisnası önceki satırlarda belirttiğim gibi, geçmiş dönemde PKK terör örgütü ve onun siyasi uzantılarının Doğu ve Güneydoğu bölgesindeki geçmiş dönemdeki baskılarıdır” dedi.

SETA Siyaset Araştırmaları Direktörü Doç. Dr. Nebi MİŞ, Sandıkların taşınmasının, birleştirilmesinin, oy sayım işlemlerinin nasıl yapıldığı ve sandık kurullarının işlev ve görevleri gibi konuların üzerinden bu meseleyi tartışmaya devam edeceğini kaydetti.

HABER : Mustafa SALMAN

KAYNAK : SETA, TÜHA HABER

Nebi Miş

Siyaset Araştırmaları Direktörü
Lisans (2003) ve yüksek lisans (2005) eğitimini Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde tamamlayan Nebi Miş, doktorasını (2012) “Türkiye’de Güvenlikleştirme Siyaseti 1923-2003” başlıklı doktora teziyle Sakarya Üniversitesi’nde tamamladı. Doktora sürecinde bir yıl süre ile Belçika Katholieke Universiteit Leuven’de araştırmacı olarak bulundu. Türkiye’de güvenlik siyaseti, demokratikleşme, İslamcılık, Ortadoğu’da demokratikleşme ve Suriye konuları üzerinde çalışmakta ve Sakarya Üniversitesi İİBF Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde dersler vermektedir.

Bu haberi paylaşınız!

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close