Seçim Güvenliğine İlişkin AYM Kararı ve Sonrası

https://cdn.yenisafak.com.tr/reklam/4haziranakpartiwebmasthead/955X250/images/955x250-image.jpg

SETA Siyaset Araştırmaları Direktörü Doç. Dr. Nebi MİŞ, “Muhalefet partileri seçimleri kaybetmeleri durumunda, seçim sonuçlarını çeşitli açılardan tartışmaya açacaklar. Bunun ipuçlarını uzun süredir veriyorlar” dedi.

Doç. Dr. Nebi MİŞ, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce adaylığının açıklandığı toplantıda 50 bin avukata çağrı yaparak, 24 Haziran gecesi arabalarının bagajında avukat cübbelerinin hazır olmasını istediğin ve ardından da her an onları YSK’nın önüne çağırabileceğini söylediğini hatırlattı.

Seçimin güvenliği üzerinde titizlenmek her yurttaşın öncelikli görevi olduğunu ifade eden  Doç. Dr. Nebi MİŞ, buna kimsenin de itirazı olmayacağını, seçimlerde sorunun nerede çıkabileceği ve herhangi bir sorun olması durumunda bunun nasıl tespit edileceği ve giderileceği mevzuatta açıkça belli olduğunu, dolayısıyla seçim sonuçlarına yönelik yapılabilecek manipülasyonlara karşı, şimdiden kamuoyunun bilinçlendirilmesi gerektiğini açıkladı.

***

Doç. Dr. Nebi MİŞ, bugüne kadar, muhalefet partilerinin, seçimlere ilişkin son değişikliklerin ardından “aynı binada oturanların farklı sandık bölgelerine kaydedilebilmeleri”“seçim güvenliği nedeniyle sandıkların başka seçim bölgelerine taşınması” ve “sandık kurulu mührü olmayan zarf ve oy pusulalarının geçerliliğine ilişkin  kurallarla” ilgili eleştirilerini dile getirdiklerini bildirdi.

CHP’nin, “seçim ittifakı yasası” olarak bilinen düzenlemenin bazı maddelerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurduğunu hatırlatan Doç. Dr. Nebi MİŞ, Mahkemenin ilgili talebi reddederek düzenlemelerin anayasaya uygunluğuna hükmettiğini ve bu konulara ilişkin, kararının gerekçesini epeyce ayrıntılı bir şekilde bu hafta içinde açıkladığını açıkladı.

Doç. Dr. Nebi MİŞ, “AYM, aynı binada oturanların farklı sandık bölgelerine kaydedilebilmelerine dair itiraza, “seçmenler farklı sandık bölgelerinde kaydedilse bile hane bütünlüğü korunacağı ve bu farklı sandık bölgesi aynı seçim bölgesi içinde olacağı” için bu konuda sorun yoktur dedi. Ayrıca, ilgili düzenlemenin “seçmenlerin özgür iradeleri doğrultusunda oy kullanmalarına olumsuz etki edecek bir duruma yol açtığı söylenemez” değerlendirmesini de bu konudaki gerekçesine ekledi” dedi.

“Seçim güvenliği nedeniyle sandıkların başka seçim bölgelerine taşınması” ile ilgili CHP’nin itirazına da Yüksek Mahkeme, söz konusu düzenlemenin “seçim güvenliği” için olduğunu belirttiğini söyleyen Doç. Dr. Nebi MİŞ, Mahkemeye göre, sandıkların taşınması oy hakkına getirilmiş bir sınırlama gibi değerlendirilebilecek olsa da; bu “sınırlamanın oy hakkının özüne dokunmadığı” için “demokratik bir toplumda kabul edilebilir ve ölçülü bir sınırlamadır.” Dolayısıyla da AYM, seçim güvenliği açısından bu konularda yasa koyucunun düzenlemesini anayasaya aykırı bulmadığını kaydetti.

Doç. Dr. Nebi MİŞ, “Sandık kurulu mührü olmayan zarf ve oy pusulalarının geçerliliğine” dair düzenlemeye ise seçmen iradesinin muhafazasını ve sağlıklı biçimde tespitini sağlamaya yönelik olarak seçim öncesi, sırası ve sonrasına ilişkin başkaca tedbirlerin alındığı” gerekçesinden hareketle AYM, kanun koyucunun “sandık kurulunun ihmalinin sonuçlarının seçmene yüklenemeyeceği” düşüncesine hak vermiştir. Sonuçta da, “sandık kurulu mührü ile mühürlenmemiş zarfların geçerli sayılmasının, serbest seçim ve seçimlerin dürüstlüğü ilkelerine aykırılık oluşturduğu söylenemez” kararına vardığını belirtti.

Doç. Dr. Nebi MİŞ,Muhalefetin bu konudaki itirazları böylece sonuçlandığına göre, seçimlerin sonuçlarına yönelik itirazların büyük ihtimalle, sonuçların açıklanması sürecinde yaşanacağına dikkat çekti.

***

Doç. Dr. Nebi MİŞ, Bu bağlamda, seçim günü ile ilgili olarak, “oy verme işlemleri, sayılan oyların tutanaklara geçirilmesi, tutanakların imza altına alınıp seçim kurullarına ulaştırılması ve tutanakların bilgisayar üzerinden sisteme aktarılması” gibi süreçler, tüm siyasi partiler ve medya tarafından kamuoyuna şimdiden etraflıca anlatılması gerektiğininin altını çizdi.

“Çünkü ilgili mevzuat, bu konularda oldukça ayrıntılı düzenlenmiştir. Manipülasyonların yapılması, mevzuatın ayrıntısının bilinmemesinden kaynaklanmaktadır” diyen Doç. Dr. Nebi MİŞ, Siyasi partilerin seçim gözlemcileri işini iyi yapması durumunda, herhangi bir olumsuzluk aniden tespit edilebilecek ve kamuoyunun manipüle edilmesi önlenebileceğini söyledi .

Doç. Dr. Nebi MİŞ, “Türkiye’de seçimler, elektronik ortamda yapılmamaktadır. Her işlemin karşılığı kâğıt üstünde tutanağa geçirilmektedir. dolayısıyla, 1946 seçimlerinde olduğu gibi oy pusulaları yakılmadığına göre, partilerin itirazları geriye dönük incelenebilmektedir. Çünkü her partinin sandık görevlisine ilgili sandıktaki oy dökümü ıslak imzalı ve mühürlü olarak da verilmektedir. “Bilgisayar ortamında kontrol sağlayamıyoruz” itirazının da bu anlamda karşılığı yoktur. Her siyasi parti, YSK’nın ilgili seçim programına sahiptir. Kendi tutanaklarını sisteme girerek karşılaştırma yapabilir, sorun varsa anında itiraz edebilir” diye kaydetti

 

HABER : Mustafa SALMAN

KAYNAK : SETA, TÜHA HABER

Nebi Miş

Siyaset Araştırmaları Direktörü
Lisans (2003) ve yüksek lisans (2005) eğitimini Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde tamamlayan Nebi Miş, doktorasını (2012) “Türkiye’de Güvenlikleştirme Siyaseti 1923-2003” başlıklı doktora teziyle Sakarya Üniversitesi’nde tamamladı. Doktora sürecinde bir yıl süre ile Belçika Katholieke Universiteit Leuven’de araştırmacı olarak bulundu. Türkiye’de güvenlik siyaseti, demokratikleşme, İslamcılık, Ortadoğu’da demokratikleşme ve Suriye konuları üzerinde çalışmakta ve Sakarya Üniversitesi İİBF Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde dersler vermektedir.

Bu haberi paylaşınız!

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close