Seçim Güvenliği ve Sandıkların Birleştirilmesi -II-

https://cdn.yenisafak.com.tr/reklam/4haziranakpartiwebmasthead/955X250/images/955x250-image.jpg

*Türkiye’de seçimlerin yönetimi ve denetimi konusunda kurumsal yapı yeterince güvenilir mi?
*Seçim güvenliği yasasıyla hangi düzenlemeler yapıldı? Amaç neydi?
*Sandıkların taşınması ve birleştirilmesi kararı ne anlama geliyor? Eleştiriler haklı mı?
Cem Duran UZUN ile ilgili görsel sonucu
Cem Duran UZUN
SEÇİM GÜVENLİĞİ KANUNU VE SANDIKLARIN BİRLEŞTİRİLMESİ
Seçimlerin güvenliğiyle ilgili bu genel hükümlerin yanında son aylarda birtakım yasal düzenlemeler de yapılmış ve yeni tedbirler alınmıştır. Kamuoyunda seçim güvenliği yasası olarak anılan 13 Mart 2018 tarihli Kanun bunların başında gelmektedir.
Bu Kanun ile sadece seçim güvenliği değil Anayasa değişikliğine uyum ve seçim ittifakı konularında da düzenlemeler gerçekleştirilmiştir. Öncelikle milletvekili genel seçimlerinde siyasi partilerin ittifak kurmasını yasaklayan hükümler kaldırılmış ve seçim ittifakının ilkeleri belirlenmiştir. Hastalığı veya engeli sebebiyle yatağa bağımlı olan seçmenlerin oy kullanmalarını sağlamak için YSK’ya seyyar sandık kurulu kurma yetkisi verilerek seçimlere katılım artırılmak
istenmiştir.
Anayasa değişikliğinde olduğu gibi milletvekili seçilme yaşı yirmi beşten on sekize indirilmiştir. Seçim güvenliği amacıyla oy kullanılan binalarda propagandanın yasaklanması, kolluk güçleri dışında üniforma ve silah taşıyan kişilerin bu binalara girişinin engellenmesi ve kolluk güçlerinin sandık güvenliğini sağlamasının kolaylaştırılması gibi düzenlemeler yapılmıştır.
Yasada önceki bazı seçimlerde ve en son 16 Nisan referandumunda gündeme gelen mühürsüz zarf konusundaki tartışmaları sonlandıracak bir hükme yer verilmiştir. Kanun’un 9. maddesiyle kabul edilen cümle şu şekildedir:
Ancak, üzerinde sandık kurulu mührü bulunmamasına rağmen Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu filigranı, amblemi ve ilçe seçim kurulu mührü bulunan zarflar ile üzerinde leke veya çizik bulunsa dahi bunun özel işaret koymak amacıyla yapıldığı kesin olarak anlaşılamayan zarflar geçerli sayılır.
Kanun’a göre sandıktan çıkan zarfta YSK filigranı, amblemi ve ilçe seçim kurulu mührü varsa sandık kurulu mührünün vurulmaması sebebiyle oyun geçersiz sayılması mümkün değildir. Aslında bu düzenlemeden önceki tartışmaların anlamlı olduğunu söylemek de doğru olmayacaktır. Çünkü seçmen, oyun kullanımı, pusula ve zarfta hiçbir sorun olmadığı halde sandık kurulunun unutkanlık sonucu zarfa mühür basmaması sebebiyle çok sayıda oyun geçersiz sayılması söz konusu olmuştur. Yani seçmenin oyu sandık kurulunun hatası sebebiyle boşa gitmektedir. YSK bu sorunu 16 Nisan referandumunda aldığı kararla çözmüştür. Ancak süren tartışmalar ve belirsizlik yasayla sonlanmıştır.
Seçim güvenliği konusunda yapılan düzenlemelerden en çok tartışma konusu olan hüküm sandıkların ve seçmen listelerinin birleştirilmesine ilişkin maddedir. Kanun’un 2. maddesinde konu şu şekilde düzenlenmiştir:
Seçim güvenliği açısından gerekli görülmesi durumunda, vali veya il seçim kurulu başkanının oy verme gününden en geç bir ay önce talepte bulunması halinde, o yerdeki sandıkların en yakın seçim bölgelerine taşınmasına, sandık bölgelerinin birleştirilmesine, muhtarlık seçimleri hariç olmak üzere seçim bölgelerinin birleştirilmesi ile seçmen listelerinin karma şekilde düzenlenmesine ve bu hususların ilanına karar vermek.
Buna göre valilik veya ilçe seçim kurulu başkanının talebiyle YSK sandıkların birleştirilmesi ve seçmen listelerinin karma şekilde düzenlenmesine karar verebilecektir.
Kanun’un gerekçesindebu hükmün amacı seçim güvenliğinin sağlanmasında güçlük yaşanabilecek yerlerde, seçimlerin serbestliği ve gizli oy ilkeleri gereğince seçmenlerin hiçbir etki ve baskı altında kalmadan seçme haklarını kullanabilmelerini sağlamak olarak açıklanmıştır.
Ayrıca bu düzenlemenin mevzuattaki bir boşluğu giderdiği ve deprem, sel ve yangın gibi doğal afet ve olaylar sonucunda oy kullanmaya engel durumların ortaya çıkması halinde sandıkların aynı mahalle içinde farklı bir oy kullanma mekanına taşınmasının mümkün hale getirildiği vurgulanmıştır.
Bu düzenlemenin temel amacı merkeze uzak ve küçük yerleşim birimlerinde terör örgütünün seçmene, adaylara veya siyasi partilere baskı yapmasını engellemektir. Bu hükümle seçmenlerin güvenliği hem seçim günü hem de seçimden sonra daha kolay sağlanabilecektir.
Seçim günü güvenlik sağlansa bile seçimden sonra da verdiği oy sebebiyle seçmenin tehditlerden koruması gerekir. Az sayıda seçmenin olduğu sandıklarda kullanılan oyların hangi partiye verildiği kolayca tahmin edilmekte ve seçmen de bu sebeple terör örgütünün baskısı altında kalmaktaydı.
Seçmen listelerinin birleştirilmesi ve sandıkların taşınmasıyla gizli oy ilkesi korunmuş olacak ve seçim sonrasında seçim sonuçları sebebiyle seçmenin kendisine yapılacak saldırılardan endişe etmesi önlenecektir.
Sandıkların taşınmasına dönük eleştirilerden birisi de valiliğin talebi üzerine birleştirme kararının alınmasıdır. Valinin hükümet tarafından atanmış bir bürokratolması sebebiyle iktidar partisi lehine talepte bulunacağı ve bu sebeple seçimlerin serbest ve adil bir şekilde gerçekleşmeyeceği ileri sürülmüştür. Ancak sandıkların birleştirilmesini talep yetkisinin valiye verilme sebebi kolluk güçlerinin kendisine bağlı olmasından dolayı kamu güvenliği konusunda illerde en yetkili kişi olmasıdır. Eleştiriler haklı bile kabul edilse birleştirme kararını vali değil yine YSK vermektedir. Bu sebeple talep yetkisinin valiye verilmesine yönelik eleştiriler yersizdir.
Ayrıca sandıkların taşınması ve birleştirilmesi aynı seçim çevresi içerisinde ve çok yakın yerlerde olmaktadır. Başka seçim çevresine seçmen taşınarak herhangi bir parti lehine seçim çevrelerinde değişim yapmak mümkün değildir. Nitekim YSK en fazla beş kilometrelik mesafeye sandık taşıma kararı almıştır.
Yani burada bir gerrymandering uygulaması yoktur. Kanun’daki düzenlemeye dayanarak YSK 24 Haziran seçimleri için sandıkların taşınması konusunda valiliklerden gelen talepleri değerlendirmiş, 19 ilin bazı bölgelerinde sandıkların taşınması kararı vermiştir.
YSK Başkanı Sadi Güven 144 bin seçmeni kapsayan sandık taşıma kararının “seçmenin hür iradesiyle sandığa gitmesi”ni amaçladığını ancak diğer taraftan seçime katılımın düşmesini engellemek için de sandıkların taşınma mesafesi olarak azami beş kilometrelik bir mesafe ölçütü belirlendiğini ifade etmiştir.
YSK kararından da açıkça anlaşıldığı üzere bu düzenlemenin tek amacı terör örgütü PKK’nın seçmenlere ve partilere baskı uygulamasını önlemek ve seçimlerin serbest ve özgür bir ortamda gerçekleşmesini sağlamaktır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de bu hükümlerin iptali için açılan davayı 31 Mayıs 2018’de reddetmiştir.
Gerrymandering 1812’de ABD’nin Massachusets Eyalet Başkanı Elbridge Gerry’nin seçimlerde partisine avantaj sağlamak üzere –seçim çevrelerini semender hayvanını andırır şekilde– kıvrımlı çizgilerle belirlemesinden kaynaklanan ve şahsın soyadıyla semender kelimesinin birleştirilerek telaffuz edilmesinden oluşan bir terimdir.
Kısaca seçim çevrelerinin bir siyasi partinin lehine düzenlenmesidir.

Mahkeme bu düzenlemenin amacının seçim güvenliği olduğunu belirtmiş ve şu şekilde bir tanım yapmıştır:

En genel anlamda seçimlerin huzur ve güven içerisinde yapılmasını ifade eden seçim güvenliği; seçmenin hiçbir baskı ve etki altında kalmadan, özgür iradesi doğrultusunda oy kullanmasını ve bu suretle ortaya konulan iradenin muhafazasını ve sağlıklı olarak tespitini sağlayan tedbirlerin alınmasını gerektirmektedir.
Mahkemeye göre sandıkların taşınması oy hakkına getirilmiş bir sınırlamadır ancak seçim güvenliği amacıyla yapılan bu sınırlama oy hakkının özüne dokunmayan, demokratik bir toplumda kabul edilebilir ve ölçülü bir sınırlamadır.
Sandıkların birleştirilmesi seçmen listeleri kesinleştikten sonra yapıldığı için seçmen kaydı ve oy kullanımında usulsüzlük veya hata olması mümkün değildir. Ayrıca valilerin talebi üzerine karar verme yetkisinin hala YSK’da olduğunu vurgulayan Mahkeme seçimlerin yargı yönetimi ve denetimi altında yapılması ilkesine aykırılık bulmamıştır.
Son olarak YSK’nın bu yetkisini hangi koşullarda kullanacağının Kanun’da açıkça belirlendiğini belirtmiş ve maddenin Anayasa’ya aykırı olmadığını tespit ederek iptal talebini reddetmiştir.
Sonuç olarak hem Türkiye’nin sahip olduğu seçim tecrübesi hem de alınan son tedbirler sayesinde 24 Haziran seçimlerinin güvenli ve serbest bir şekilde gerçekleşeceği söylenebilir. Geçmişte seçimlerle ilgili itiraz ve şikayetlerin genelde seçimi kaybedenler tarafından ileri sürülen ve somut temele dayanmayan iddialar olduğu görülmüştür.
Hatırlanacağı üzere 7 Haziran seçimleri başladığı anda gündeme gelen çok sayıda iddia seçim sonuçlarının belli olmasıyla bıçak gibi kesilmiştir. Bütün usulsüzlük iddialarının sonuçlara endeksli olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple seçim yargısına güvenilmeli ve seçmenin iradesine de saygı duyulmalıdır.
CEM DURAN UZUN
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde lisans (1999), Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Bölümü’nde yüksek lisans (2002) ve doktora (2009) eğitimini tamamladı. 2007’de University of North Carolina at Charlotteta (UNCC) bir yıl süreyle misafir araştırmacı olarak çalıştı. 2001’de Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı ve halen aynı üniversitede öğretim üyesi olarak Anayasa Hukuku, Siyasi Partiler Hukuku ve Anayasa Yargısı derslerini vermektedir.

Bu haberi paylaşınız!

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close