Peki, Hasankeyf’i savunan kaç kişi?

TÜHA HABER / Ilısu Barajı’nın suları Hasankeyf’i birkaç ay içinde sular altında bırakabilir. Hasankeyf ile ilgili girişimlerde bulunan gruplar “Gündeminiz Hasankeyf olsun!” diyor. Banu Güven DW Türkçe’de yazdı.

Kaz Dağları’ndan altın madeni için yapılan talana karşı Ağustos ayı boyunca yükselen sesler tüm memlekete umut verdi, ilaç gibi geldi.

Hükümetin halktan saymadıklarının iradesini nasıl ezip geçtiğine tekrar tekrar tanık olurken, yeni bir alanda çelik gibi bir iradenin ortaya çıkması iyi geldi. Hükümet bir ihtimal yazın bitmesini, zaten bölgede toplanan tatilcilerin geri dönmesini bekliyor.

Sonbaharla birlikte Kaz Dağları’nın sessizleşeceğini ümit ediyor. Belki kalabalık seyrekleşecek ama bu yola baş koyanlar var. Kaz Dağları Savunması adındaki oluşum işin ucunu bırakmıyor mesela. En son Çorlu tren kazasında yakınlarını kaybeden aileleri madenciliğe peşkeş çekilen alanlarda ağırladılar. Madencilerin talanına karşı direniş böyle devam ediyor. Mitolojinin ilham kaynağı olan Kaz Dağları, mitolojideki adıyla İda Dağı, bu kez neo-liberalizmin bileğini bükerek gerçek bir efsane yaratmaya aday.

Efsane yaratmayı en az İda Dağı kadar hak eden başka bir yer daha var. Kaz Dağları’nın bin 660 kilometre uzağında, bambaşka ve yine eşsiz bir coğrafyada trajedinin en büyüğünü yaşayan Hasankeyf.

Tarihi on iki bin yıl öncesine uzanan Hasankeyf uzun süredir, yavaş yavaş bir cinayete kurban gidiyor. Yeryüzünün en eşsiz kültür ve de tabiat varlıklarından olmasına rağmen ona reva görülen bu yavaş ölüm geldi kapısına dayandı Hasankeyf’in.

Demirel’in projesi

Bu cinayetin faili bir baraj projesi. Onu da 1954’te Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü olan eski cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e borçluyuz. O tarihten sonra görevde olan her hükümet, sadece Türkiye için değil, tüm dünya için korunması gelen bir kültürel miras olan bölgede barajın yapılmasında ısrarcı oldu. İki binlerin başında yaptığım bir Hasankeyf yayınından sonra DSİ’den kanal yönetimine bir mektup geldiğini hatırlıyorum. Beni kanal yönetimine şikayet ediyordu DSİ.

Velhasıl barajın hem Hasankeyf’i ve Dicle üzerinde birçok köyü su altında bırakması, hem de ekolojik dengeyi alt üst edecek bir proje olduğunun kanıtlanması da hükümetleri bu işten vazgeçiremedi. Baraj için başka alanlar önerildi, “Proje değiştirilsin” dendi, yine dinlemedi iktidarlar. Özellikle de AKP iktidarı. İrili ufaklı derelerin üzerine “kurulan” binbir hidroelektrik santralinde olduğu gibi.

Kendisi de aslen Batmanlı olan eski Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e bir yayında sormuştum, “Üzülmüyor musunuz Hasankeyf’in yok olmasına?” diye. Yayından sonra hükümetin bu projedeki ısrarının artık sır olmayan nedenini söylemişti: “Banu Hanım, bu baraj sayesinde terör örgütünün hareket kabiliyeti kısıtlanacak!”

Banu Güven

Banu Güven

Bazı kuruluşlar, mimar ve avukatların girişimleri bir dünya mirası olan Hasankeyf’i Avrupa gündemine de taşımıştı. Proje için kredi sağlayacak Avrupalı finansörler ve hükümetler böyle bir cinayetin ortağı olmamak için 2009’da kredilerini geri çektiler. Ama kaynak içeriden bulundu sonra. Akbank, Garanti Bankası ve o dönemde TMSF’de olan Halkbank’tan alınan kredilerle Hasankeyf sona doğru yolculuğa devam etti. Gerisini biliyorsunuz işte. Ören yerinde “kontrollü” olduğu söylenen dinamitler patlatıldı. Mağaraların ağızları çimentoyla, taşlarla dolduruldu. Binlerce yıldır Hasankeyf’ten Dicle’ye bakan Zeynel Bey Türbesi, Artuklu Hamamı, Roma Kapısı, İmam Abdullah Türbesi ile Zaviyesi, Eyyubi Camii, El-Rızk Camii ve minareleri yerinden kaldırılıp bambaşka bir zemine, 3 kilometre ötedeki Arkeopark’ta bambaşka bir ortama yerleştirildi.

O anları izlemek, tarihin yerinden kaldırılıp başka yere taşınmasına tanıklık etmek hüzün vericiydi. Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi’nden Ercan Ayboğa, Yeni Yaşam’daki söyleşisinde durumu çok iyi anlatmıştı: “Camisi olmayan minare, kalesi olmayan kapı, naaşı olmayan türbeyi yan yana getirdiğinizde tarihi bir alan oluşturmuyorsunuz.”

Üstelik Hasankeyf sadece bu eserlerden ibaret değil. Taşınamayan ve bugün betonla doldurulan, suyun altında kalacak ve erozyona uğrayacak olan tarihi ne yapacağız?

Sular yükseliyor

Yaklaşık bir ay önce, 25 Temmuz’da barajın su tutmaya başladığı açıklandı. Batman Valisi de geçtiğimiz günlerde 8 Ekim’den itibaren bölgeye kimsenin sokulmayacağını açıklamıştı. #HasankeyfİçinGeçDeğil etiketiyle sosyal medyada kampanyalar yapan Hasankeyf Koordinasyonu’ndan gazeteci Mehmet Kızmaz, suların en geç Kasım ya da Aralık’ta suların Hasankeyf’i altında bırakacak şekilde yükseleceğini belirtiyor.

“Şu anlatılmalı. Sadece klasik Hasankeyf karesindeki ilçe yok olmayacak. Büyük bir bölgenin ekosistemi tahrip olacak. Oranın  endemik bitki örtüsüyle beraber tüm canlı hayat yok olacak. Yani Barajın tahribatını, UNESCO dünya mirası listesinde olan Mezopotamya sazlıklarını kurutma ihtimali olduğunu da belirtmek lazım. Irak halkının su içme hakkına da müdahale edilecek bu durumda. İran da etkilenecek. Ilısu’ya karşı İran’da 170 bin imza toplanmıştı.”

Hasankeyf’i savunan kaç kişi?

Bu işin kotarıldığı Türkiye’de de imzalar toplandı, ama bunun ötesinde, Gezi’de ya da Kaz Dağları’nda olduğu gibi bir alan savunması yapılmadı. Girişimler cılız kaldı hep. En son HDP Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, Hasankeyf’teki nöbet eyleminde suyun, doğanın herkes için lazım olduğunu anlatırken, jandarma ekipleri coplarını kalkanlara vurarak açıklamayı engellemeye çalıştı.O garip görüntüleri sosyal medyada bulabilirsiniz.

Baraj inşaatının bitmiş olması, her şeyin bittiği anlamına mı geliyor peki? Hasankeyf’i kurtarmak için çalışanlara göre, her şey daha bitmedi, ama bitmek üzere.

Bu yüzden siyasi partilerden, sivil toplum kuruluşlarına, uluslararası örgütlerden memleketteki yurttaşlara kadar herkes silkinmeli. Bu konu gündemde öncelikli bir sıraya oturmalı. En azından böyle bir tarih ve bu koca ekosistemin sulara gömülürken, “Mücadele verdik ve direndik” diyebilmek için. Gündeminiz Hasankeyf olsun!

Yorum : Banu Güven

BERLİN, DW, TÜHA Haber Ajansı

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close