Ortadoğu’da ‘Kadın Olmak’ ve ‘Kadın Hakları’ nelerdir?

TÜHA HABER / Kadın haklarının kısıtlı olduğu, erkek dilinin egemen olduğu dünyada sizlere kadınların çektiği zorlukları anlatacağız. Rotamızı savaşın içinde can çekişen Ortadoğu topraklarına çevirelim. İşte, kanlı topraklarda yaşayan kadınların zorlu yaşamları;

Ortadoğu neresidir, Ortadoğu’da neler oluyor, Ortadoğu’nun en zengin yer altı kaynakları nelerdir gibi sorular içerisinde dönüp dolaşıyoruz. Kısır döngü bir şekildeki sorular çerçevesinde düşünüyoruz. Ortadoğu topraklarında yaşanılan bu savaşların nedenleri nelerdir, savaşta yer alan ülkelerin amaçlarının ne olduğunu düşünürken; bu topraklar üzerinde yaşayan canlıların nasıl yaşamlarını sürdürdüklerine değinmeden geçiyoruz. Bu kişileri görmezden gelemeyiz değil mi? İşte, bizler bu savaş içerisinde en masum olan kadınları ve onların peşlerinin altında hayata tutunmak için mücadele veren çocukları anlatmaya çalışacağız.

Ortadoğu’da Kadın Olmak Nedir?

Petrolün zifiri karanlığında, kara bir kedere sahip olan coğrafyanın diğer adıdır Ortadoğu. Yıllardır, savaşların, akıtılan kanların ve gözyaşlarının hakim olduğu coğrafyada; artık herkes birer savaşçı, korkusuz birer kahramandır. Erkeklerden kadınlara, kadınlardan çocuklara kadar herkesin bomba seslerine alıştığı bir coğrafyanın diğer adıdır. Bu coğrafyada, çocuklar annelerinin eteklerini tutunarak hayatta kalmaya çabalıyor. Savaş coğrafyası içerisinde kadınının en temel görevi; çocuklarını korumak, önce onları doyurmak ve yeri geldiğinde çocuklarının önünde canlı bir kalkan olmaktır. Bu içten gelen bir annelik güdüsünden başka bir şey değildir.

kadinolmak.jpg

Kadın ve erkek fiziyolojik ve psikolojik olarak birbirinden farklıdır. Kadınlar, naif, koruma güdüsü gelişmiş, anaç özelliklerine sahip ve duygusal bir varlıklardır. Çocuklarına olan bağlılığı ve hassaslığı bu coğrafyada yaşayan kadınların yaşamasını oldukça zorlaştırıyor. “Ortadoğuda kadın olmak nedir” sorusunun cevabını kısaca maddeler halinde sizlerele paylaşalım.

Ortadoğu’da kadın olmak; dünyada en çok sevdiği varlıkları yani çocuklarını kaybetmek korkusudur.

– Temiz bir eve sahip olamamak; akşama çocuklarına ve eşine yapacak yemek malzemesi bulamamaktır.

– Savaş bölgelerinde tecavüze uğramak, sonrasında ise bu utançla yaşayamadığı için kendi canına kıymaktır.

–  Hem savaşıp hem de çocuklarına sahip çıkabilmektir.

–   Savaş olmasa bile, diktatör rejimler pençesinde Ortadoğu kadının özgürlüğüne kilit vurulmaktadır.

– Rejimler doğrultusunda, erkek egemen yasalar çerçevesinde mahkum hayatı yaşamaktır.

kadin1-002.jpg

Kısacası, insanların yaşamasının bir hayli zor olduğu bu coğrafyada; en narin yapıya sahip olan,  canından bir can daha taşıyan kadınların yaşaması bir hayli zor.

Ortadoğu’da Kadın Hakları Nelerdir?

Geçmişten günümüze asırlardır devam eden savaşların, katı rejimlerin yüzünden bu topraklar içinde yaşamak oldukça zordur. Dünyanın diğer topraklarında üçüncü sınıf sosyal haklardan bahsederken; Ortadoğu için ise” yaşama hakkı” olan birinci kuşak haklardan bile bahsetmek mümkün gözükmüyor. Bir bataklığı andıran bu sınırlar içerisinde kadın olmak, hayata bir sıfır yenik başlamaktır. Bu topraklarda kadın olmak; çok çocuk doğurmak, erkeğin emrettiği doğrultuda yaşamak demektir ve siyasal haklar gibi birçok haktan mahrum edilmektir. Ortadoğu’da insan temel hakları sağlanamazken; insanların sosyal haklarından söz etmek biraz gülünç olacaktır. Bu kanlı savaşın içerisinde yaşam mücadelesi veren kadınlar, aynı zamanda var olan dikatörlük rejimlerine karşı haklarını savunmak zorunda kalınmıştır.

kadin2-001.jpg

Tüm politik, siyasal, ve ekonomik sorunların arasında Ortadoğu’da unutulan ciddi bir kadın meselesi varlığını sürdürmektedir. Erkeklerin yazdığı, oynadığı ve yönettiği bir sahnede onlar her daim izleyici olarak ya da perde arkasında kendilerine yer bulan figüranlardan farksız değildir. Ortadoğu’da kadının adının olmadığını, isimsizleştiğini bizlere gösteren üç ülkeye değineceğiz. Bu ülkelerde olduğu gibi diğer Ortadoğu ülkelerinde de kadınların durumu neredeyse bu şekildedir.

İran, Mısır ve Libya gibi birkaç devlet sınırları içerisinde yaşayan kadın haklarını anlatmaya çalışacağız. Bu saymış olduğumuz üç devlet içerisinde kadının sosyal haklarına ve toplumsal konumuna baktığımız zaman en vahim durumun İran’da olduğunu görüyoruz. İran Devrimi’nin İslami bir çizgiyle sonuçlanması ve kurulan bu rejim sonrasında insan hakları ve kadın hakları göz ardı edilmiştir.

İran’ın şeriat yasaları çerçevesinde yönetilmesi nedeniyle kadına birçok kısıtlamalar getirilmekte ve kadının kimliği, cinselliği, katı kurallarla bastırılmaktadır. Yasalar çerçevesinde kadına getirilen zorunlu başörtüsü ve kılık kıyafet uygulamaları kadınların kendi kıyafetlerini seçme özgürlüklerini de ellerinden almaktadır.

 İran’da Kadının Konumu Nedir?

kadin3.jpg

– Bir şahitlik yapılma durumunda iki kadın bir erkeğe eşit sayılması,

– Adli makamlarda herhangi bir yerlerinin olmaması,

– Devlet başkanı adayı olamamaları,

– Herhangi bir sanat dalıyla ilgilenmemeleri;

– Kocaları olmadan seyahate çıkamamaları gibi uygulamalar kadının temel haklarından yoksun olduklarını göstermektedir.

2010 yılının haziran aylarında İranlı yetkililer, uygun olmayarak giyinen kadınları tutuklamak amacıyla Tahran’da polis devriyeleri uygulaması başlatmıştır. Bu da kadınların bu ülkede yaşamlarının ne denli zor olduğunun göstergesidir. 2009 yılında İran Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonrasındaki protestolara katılan kadınlardan biri olan Nida Ağa Sultan vurularak öldürülmesi zaman zaman bu şekilde bir bastırma yoluna gidilmektedir. İran’daki bu katı rejim orada bulunan kadınların seslerinin çıkmamasına ve haksızlıklara karşı boyun eğmelerine neden olmuştur.

Mısır’daki Kadınların Hakları;

tahrir-meydani.jpg

Mısır’daki durum da bundan pek farksız değildir. Arap Baharıyla birlikte yalancı baharın kokusu bu toprakları da sarmıştı. Kadınların haklarını aramaları için çok güzel bir fırsat oldu. Kadınlar bu fırsattan istifade ederek ellerinden geleni yapmış, seslerini Tahrir Meydanı’nda bütün dünyaya duyurmuştu. Mısır’da istikrarı sağlama yolunda kadınlara verilen vaatler, Hüsnü Mübarek’in devrilmesiyle birlikte yok edilmiş, hatta daha da baskıcı bir tutum sergilenerek kadınları aşağılayan yasalar görüşülmeye başlanmıştır.

Mısır’da Müslüman Kardeşlerin ve Selefiler’in egemen olduğu parlamentoda tartışılan iki yasa;

Kocaları ölen karılarıyla ilk 6 saatte cinsel ilişkiye girebilmelerini sağlayacak bir yasa tasarısı diğeri ise evlilik yaşının 14’e düşürülmesini öngören yasa tasarısıdır. Bu sorular ister istemez ikinci bir İran mı doğuyor sorularını akıllara getirmiştir. Arap Baharı sonrası bu topraklar üzerinde araştırma yapan uzmanlar, Ortadoğu’daki kadın haklarının daha da kötüye gittiği şeklinde varsayımda bulunmuşlardır.

arap-bahari1-001.jpg

Hüsnü Mübarekin başa geçmesiyle rahat bir nefes alan Mısırlı kadınlar, Mübarek’in devrilmesiyle birlikte tekrardan kötü günlerine dönmüştür. Arap Baharıyla birlikte on binlerce kadın, erkek halk hareketinin başlattığı ve bu baharın simgesi haline gelen Tahrir Meydanı’nda toplanarak Mısır hükümetine ve kolluk kuvvetlerin kadınlara karşı tavırlarını protesto etmiştir. Bu protesto Mısır tarihinde en büyük kadın hareketi olarak gösterilir. Mısırdaki kadın hareketi bütün dünya ülkelerinde duyulmuş ve Mısırlı kadınların yanında yer almak isteyen kadınlar ülkelerinde çeşitli gösteriler gerçekleştirmiştir.

Günümüzde bakıldığında ise Arap Baharı esnasında gösterilen kadın hareketleri son bulmuş, Mısır’daki rejim Şeriat olma yolunda ilerlemekte, kadınlara olan baskılar her geçen gün artmaktadır.

Bu şu demek oluyor;

  • Kadınların motorlu araçları kullanması ve sokakta başı açık gezmesi yasak.
  • Topluluk içinde erkeklerle konuşması, erkeklerin elini sıkması yasak.
  • Kadının kocasının izni olmadan seyahate çıkması, bir otelde ya da evde kalması yasak.
  • Kadının çocuğuna isim vermesi ancak kocasının izniyle olur.
  • Giydiği çarşafın rengini değiştirmesi ve yüzünü göstermesi yasak.
  • Eğitim görmesi yasak.
  • Kadının boşanma hakkı olmadığı gibi istediği kişiyle evlenmesi yasak ve boşandıktan sonra çocuğunu görmesi erkeğin kararına bağlı.

Saymakla bitiremeyeceğimiz “Kadın ve Yasakları” erkek egemen toplumların bir göstergesi olarak gösterilmesi gerekir. İslami boyutta ele alarak değerlendirmemiz yanlış olacaktır çünkü bu yasaklar kadının bir köle olarak toplumda yerini almasına neden olacaktır. Oysaki  İslamiyet kadını köleleştirmemiş, aksi halde özgür kılmıştır.

Arap Baharı’nda Ön Saflarda Kadınlar Olmuştu

tahrirmeydani.jpg

Yıllardır hüküm süren mutlak iktidar rejimlerine karşı bir uyanış olarak gözlemlenen hareketliliğe “Arap Baharı” adı verilse de bu hareketlilik günümüzde halen de siyasi çerçevelerce tartışılmaktadır. Tunus’tan başlayıp diğer Ortadoğu coğrafyalarına yayılan Arap Baharı adı verilen bu hareketliliğe bakalım. Kitlesel hareketlilik sonucu devrilen liderler ve ardından yeni kurulan hükümetler, siyasi istikrarı sağlama yönündeki uğraşlar bütün sancılarıyla devam ediyor. Ortadoğu coğrafyası belli bir coğrafi terim anlamında kullanılmaktadır. Ortadoğu sahip olduğu petrol açısından Batı tarafından sürekli istenilen, arzulanan bir konuma sahip olan coğrafyadır. Bu coğrafya üzerindeki bu istekler, oynanan bu oyunlar içerden ve dışarıdan gelen güçlerin arzularının sonucu doğurduğu sancıları çeker. Bir annenin doğum anında gelen sancılarından daha keskin olan bu acılar, adeta coğrafyadaki insanların yaşamalarına kast etmektedir.

Arap Baharı sonucu umutlar kırılmış, kadın hakları bastırılmış ve bahar havası yerini kışa bırakmıştır. Kadınların hak arayışı başka bir bahara kalmıştı.

Hem Anne Olmak Hem de Savaşmak

Yıkılan devletler, değişen rejimler ve parçalanan insanlar toplulukları içinde yaşam mücadelesi veren kadınlar. Bugün sizlere az da olsa Ortadoğu’da yaşayan kadınların profilini çizmeye çalıştık. Sözlerin kifayetsiz kaldığı andan itibaren fotoğraflara sarılıyoruz. Sözlerin anlatamayacaklarını fotoğraflarla anlatmaya çalışalım. İşte Ortadoğu’da  kadın olmanın zorluğu;

kadin11.jpg

Ortadoğu’da yalnızca kadın olarak değil, bir canlı olarak yaşamak da çok zor. Toprakların her gün kanla sulandığı bu coğrafyada artık yaşamak imkansız.

kadin5.jpg

Anne olmak, bu topraklarda çocuğundan önce ölmeyi gerektiriyor. Annelerimiz bizleri karınlarından taşıyan, zorluklar içerisinde bizleri koruyup kollayan kadınlardır. Kadınlara verilen değer bu olmamalı çünkü onlar bizim dünyamızdır. Merhum Neşet Ertaş’ın da söylediği gibi; ” Kadın insandır, erkek ise insanoğlu”

kadin10.jpg

Bir feryat yeri göğü inletti; bu bir “kadındı” yurdunu kaybeden…

Editörün Görüşü;

Bugün Ortadoğu’daki kadın olmanın zorluğuna ve kadın haklarının eksikliğine değindik. Bu sadece Ortadoğu ile sınırlı değildir. Dünyanın en dikte rejimlerinden en demokratik rejimlere kadar her yerde kadın olmanın zorluğundan söz etmemiz daha doğru olacaktır. Libya, Mısır İran gibi ülkeler sadece kadın haklarının kısıtlı olduğu yerlere birkaç örnek. Erkek eğemenliğinin olduğu, erkek dilinin konuşulduğu, erkekler ve kadınların arasına çitlerin örüldüğü her toplumda kadının sorunları vardır, kadın hakları çiğneniyor demektir. Erkek egemen dünya anlayışında kadının ikinci sınıf hatta üçüncü sınıfa itilerek, isimsizleştirilerek yok edilmesi gibi bir kanıya varılmaması mümkün değildir.

 

 

 

 

 

Kader BASAYOĞUL / Araştırma Gazeteci

İSTANBUL, TÜHA Haber Ajansı

Pelin Çift İle Gündem Ötesi

‘Pelin Çift ile Gündem Ötesi’ her Cuma saat: 00.15’te TRT 1 Ekranlarında..

Şerife YÜCE YAVAŞOĞLU

Şerife YÜCE YAVAŞOĞLU

Şerife YÜCE, İzmit doğumlu olup, İlk, orta ve liseyi İzmit'te tamamladı.. Marmara Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Uzun yıllar İstanbul ve Kocaeli'nde öğretmenlik yaptı. 2008 yılında emekli oldu. TÜHA Eğitim & Yurt Dışı Danışmalık Şirketini kurdu. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nde bir süre eğitim işlerini yürüttü. Diksiyon ve Güzel Konuşma eğitimleri verdi. (TÜHA) Türkuaz Uluslararası Haber Ajansı'nda Genel Yayın Yönetmeni. Halen küçük hikayeler. haber ve köşe yazıları yazıyor. Evli ve bir çocuk annesi.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close