‘NASA’daki İşime Dönmek İstiyorum’

TÜHA HABER / Türkiye’de üç yıla yakın hapis yattıktan sonra denetimli serbestlik hükümleri uygulanarak cezaevinden tahliye edilen eski NASA çalışanı Serkan Gölge, yaşadıklarını VOA Türkçe’ye anlattı. Gölge, ABD’ye dönmek istediğini ancak denetimli serbestlik ne gerektiriyorsa onu yapacağını söyledi.

Gölge, Cuma günü itibariyle pasaportunun iade edildiğini ve yurtdışı çıkış yasağının olmadığını ancak haftada dört kez karakola gidip imza vermesi gerektiğini söyledi. Amerika’ya ve NASA’daki işine geri dönmek istediğini ancak üzerindeki idari kontrol devam ettiği için şu an itibariyle bunun mümkün olmadığını belirtti.

Serkan Gölge, “Şu ana kadar ne Amerika’daki yaşantımda ne de Türkiye’deki yaşantımda bir tek trafik cezam dahi yok. Kanunlara aykırı hiçbir şekilde hareket etmedim ben. Denetimli serbestliğin gerektirdiği şey neyse onu yapacağım” diye konuştu.

Cezaevi koşullarının genelde iyi olduğunu ancak tek kişilik odada kaldığını ve günde sadece bir saat hava almaya çıkarıldığını anlatan Gölge, bundan sonraki hukuki süreçte Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru yollarını değerlendirmeye devam edeceğini kaydetti.

VOA: İlk tutuklanma anınız nasıl oldu? Neler hissettiniz o anda?

SG: Ben 26 Haziran 2016’da yanlış hatırlamıyorsam Türkiye’ye tatile geldim. Her yıl aynı zamanda baba evine gelip gidiyorum. 13 senedir de zaten Amerika’da yaşıyordum. Her sene aynı zamanda geliyorum. 2016’da da yine aynı zamanda okulların tatil olduğu bir zamanda gelmiştim. 23 Temmuz 2016’da dönüyordum artık, Amerika’ya evime geri dönerken tam eşyalarımızı topladık polisler durdurdu bir arama izni ve gözaltına alma belgesi gösterdiler. Hakkımda kimliksiz bir ihbar olduğu söylendi ve ihbar da sadece ‘şu şahıs FETÖ’cüdür, ajandır’ bu kadar, sadece bu. Kimin yaptığı, ne yaptığı belli değildi.

“Tatile gelmiştim, çocuk odasında bir dolar bulduklarını söylediler”

SG: Ben tabii hemen orada çıkardım memurlara NASA’da bir bilim adamı olduğumu ispat için gösterdim bunların (doğru) olmadığını fakat tabii görevlerini onlar yapmak durumundaydılar. Bir arama falan yaptılar herhangi bir şey çıkmadı. Ondan sonra gözaltına alındım. Birkaç saat sonra eve tekrar polisler geliyor. İşte ondan sonra süreç o şekilde başlıyor zaten. Eve geliyorlar, işte bir çocuk odasında bir dolar bulduklarını falan söylüyorlar. Tabii kimsenin haberi yok. Ondan sonra ev arama videoları kayıp, kimin bulduğu belli değil. Bir tutanak düzenleniyor, süreç o şekilde başladı.

Tabii benim için ciddi bir şok oldu çünkü yani ben hiçbir şekilde böyle bir şey beklemiyordum zaten. Zaten tatile gelmiştim. Süreç bu şekilde başladı. Ondan sonra 14 gün gözaltında kaldım. Sonra tutuklandım. Yargılama 1,5 yıl sürdü. 1,5 yılın sonunda herhangi bir şekilde deliller değişmedi, sadece yıllar önce, bundan 4-5 sene önce bir Bank Asya hesabım vardı onla alakalı da bir şey söylendi. Bunlar tabii hakkımda delil olarak kullanıldı. 7,5 yıl ceza aldım daha sonra itirazım üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 4 yıl 12 aya düşürüldü. Bazı delillerin kanuna aykırı şekilde elde edildiğinden o delilleri yok saydı ve cezamı bir miktar düşürdü. 30-35 aya yakın bir süredir de tutuklu olarak cezaevindeydim.

Şimdi aldığım ceza kesinleştikten sonra denetimli serbestlik talebiyle tahliye edildim. Normal şartlar altında insanların aslında belki şu noktada tam bilmedikleri bir şey var; alınan cezanın bir yatar süresi denen bir şey var, yani 4 yıl veya 5 yıl aldıysanız bunun bir yatarı var, ilelebet sizi tutacak halleri yok, belli bir yasal bir infaz süresi var. Onun da normalde infaz süresi aslına bakarsanız aldığım ceza suçun olduğu varsayılsa bile 2,5-3 ay önce bitmişti zaten. Normalde benim 2-2,5 ay önce denetimli serbestlikle ayrılmam gerekiyordu. Bununla alakalı çeşitli itirazlarım vardı hani bir an evvel bakılması için dosyam hakkında karar verilmesi için. Bu da hızlı bir şekilde gelişti ve cezanın kalan kısmının da denetimli serbestlik şeklinde infaz ettirilmesine karar verildi.

“Pasaportum iade edildi, yurt dışı çıkış yasağım yok ama…”

SG: Denetimli serbestlikte de şu anda öğrendiğim kadarıyla bugün mahkeme bana pasaportumu geri iade etti, yurt dışı çıkış yasağım da yok. Fakat haftada dört kez yakınlardaki bir yerdeki bir karakol merkezine gidip imza atmam gerekecek.

Tabii gazetecilerin sizin sorularınızda da var, gazetecilerin bana hep sorduğu soru su: ‘Dönmek istiyor musunuz? NASA’da tekrar işiniz var mı?’. Şu an tabii ki yurtdışı çıkış yasağım yok, mahkeme pasaportumu geri iade etti. Dönmek istiyorum fakat bu mümkün değil şu an. Çünkü idari bir kontrol var üzerimde. Eğer ben bunu ihlal edecek olursam, Adalet Bakanlığı’nın belki bir kararı olur o ayrı mesele ama bunun ihlali sonucu geri kalan bu sekiz aylık kısmı yeniden cezaevinde geçirmek zorunda kalabilirim. Tabii ki böyle bir şey istemiyorum.

‘Tek trafik cezam bile yok’

SG: Şu ana kadar ne Amerika’daki yaşantımda ne de Türkiye’deki yaşantımda bir tek trafik cezam dahi yok. Kanunlara aykırı hiçbir şekilde hareket etmedim ben. Denetimli serbestliğin gerektirdiği şey neyse onu yapacağım. Hiçbir zaman yasaların karşısında olmadım. Eğer ki Adalet Bakanlığı gerekli görür bu imza seçeneğini de kaldırırsa dediğim gibi yurtdışı çıkış yasağım yok, pasaportumu da mahkeme iade etti. Dönmemde hiçbir sakınca yok. Daha önceden de NASA’dan zaten eğer geri dönebilirseniz işinize sizi yeniden başlatmaktan memnuniyet duyarız şeklinde gayri resmi bir şekilde demişlerdi. Fakat şu an başvurma şansım da henüz yok. Dediğim gibi şu an Türkiye’deyim. Bunun için geri dönmem gerekiyor.

“İsimsiz bir ihbarla gözaltına alındım”

VOA: Cezaevi koşullarından bahseder misiniz? Nasıl muamele gördünüz?

SG: Bizim cezaevimiz yeni bir cezaeviydi. İskenderun T tipi. Çeşitli sıkıntılar belki başta yaşadık. Tek kişilik odada kalıyordum zaten. Günde 1 saat hava alma hakkım vardı maalesef. Bunla alakalı çeşitli itirazlarımız oldu. Ama genel itibariyle koşullar iyiydi. Orada tek kişilik odadaki en büyük sorunumuz başkalarıyla belki konuşmaya çok fırsat olmuyordu. Ama bir müddet sonra oradaki birkaç kişiyle beraber çıkmaya başladık. Öyle bir idari düzenleme yapıldı. Genel itibariyle çok sıkıntı yaşamadım.

Dediğim gibi benim trafik cezam dahi yok. Buraya tatile gelmişim. Benimle hiç alakası olmayan isimsiz bir ihbarla gözaltına alınıyorsunuz. Yıllarca hapiste kalıyorsunuz. Tabii ki bu çok alışıldık bir durum değil. Bunun olmamasını isterdim ama oldu. Yapacak bir şey yok.

“Umarım Adalet Bakanlığı denetimle ilgili yasal değişiklik yapar, NASA’daki işime dönerim”

SG: Bundan sonraki süreçte ne olacak? Tabii şu an kesinleşmiş bir karar var. Her ne kadar ben kararın belki hukuki olarak doğru olmadığını düşünsem de karara saygı duyuyorum. Hukuk içerisinde gerekli olan şeyler neyse, Anayasa Mahkemesi’ne itiraz yolu bilhassa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne itiraz yolu, bunları kullanmaya devam edeceğim. Ümit ediyorum belki yakın bir zamanda Adalet Bakanlığı denetimle ilgili yasal bir değişiklik yapabilir. Belki imza yükümlülüklerinde farklılıklar getirebilir. O şekilde olursa elbette ki ben de bir bilim adamı olarak NASA’daki işime dönmek istiyorum. Zaten bu konuda o tarafın da teklifi var. Bu noktada pozitif bir gelişme olur diye ümit ediyorum.

VOA: Amerikan vatandaşı olmanızdan hareketle ABD’den ne kadar destek gördünüz?

SG: Tabii ki, süreci bildiğim kadarıyla onlar – ben tabii içerdeyim, çok fazla basından takip edemedim ama – Amerika’nın yakından takip ettiğini biliyorum. Bilhassa siz de zaten onların itirazlarını veya belki onların da çok da tatmin olmadıkları noktalar olmuştur, onları zaten basından takip etmişsinizdir. Ama yakinen takip ettiklerini biliyorum. Konsolosluk görevlilerinin de yakinen takip ettiklerini biliyorum; her duruşmama da katıldılar zaten. Yakinen takip ettiler yani. Sonuçta şunu unutmamak lazım: ben Türk vatandaşı olduğum gibi, ABD vatandaşıyım. Onların vazifeleri bu, takip etmek. Bu şekilde yakinen takip ettiklerini ben kendim de biliyorum.

“Hayat böyle bir şey, bazen gülersiniz bazen ağlarsınız”

VOA: Suçlamaları görünce ne düşündünüz? Şaşırdınız mı? Neden böyle bir şey başınıza geldi?

SG: Neden başımıza geldi onu bilemiyorum. Yani, basında çeşitli çeşitli iddialar var. Ben o noktaları çok bilemiyorum. Şaşırdım mı? Tabii ki de şaşırdım. Dediğim gibi, üzücü bir durum. Yani, insanların çocuklarından ve ailesinden ayrı kalması. Şu an ben tabii mesleğimden oldum, NASA’daki işimden oldum. Oradaki bütün mal varlığımı satmak zorunda kaldım. Ve şu an burada bu tür bir adli kontrole denetimli serbestlikle devam etmek zorundayım. Ama dediğim gibi hayat bu şekilde. Hayat böyle bir şey. Yani bazen gülersiniz, bazen ağlarsınız. Şaşırdım mı? Şaşırdım. Ama hayatın gerçeği böyle bir şey. Bazen başınıza kötü şeyler gelir, bazen iyi şeyler gelir, hayat böyle bir şey.

“Suç duyurularımı yapacağım”

VOA: Hakkınızda bazı asılsız olduğunu iddia ettiğiniz haberler çıktı. İsim vermeden, onlarla ilgili neler söyleyeceksiniz?

SG: O iddialara ben hiç girmeyeceğim; gerek de yok. Çünkü hakkımdaki şeyleri ben size anlattım. İddia sahiplerine ben prim vermeyeceğim. Zaten suç duyurularım da var ve diğer suç duyurularımı da yapacağım. Mahkeme dosyasında ne varsa onu bütün basın mensuplarıyla – dosyada olan her şeyi – paylaştım. Kendi savunmamı da paylaştım, karşı tarafın savunucularının iddialarını da paylaştım. Takdir mahkemelerindir. Onun dışında olan şeylerin hepsi iftiradır. İftiralarla ilgili tabii ki hukuki gerekliliği neyse onlara da suç duyurularım olacak. Bunları devam ettireceğim bu şekilde. Bundan sonraki süreç artık denetimli kontrolle ne kadar devam edecekse o şekilde devam edecek. Artı, benim Anayasa Mahkemesi’ne ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurularım olacak.

“Annem gözaltına alındığım odaya birkaç ay girememiş”

SG: Dediğim gibi, herkes şok oldu. Ciddi bir şok oldu. Gözaltına, mesela, şu içerideki odada alındım ben; annem o odaya birkaç ay giremediğini söyledi. Tabii ki bu, herkes üzerinde tepki etkisi yaratıyor. Yani üzücü, onlar için de üzülüyorum. Ama dediğim gibi, hayat böyle bir şey. İnsanların başına güzel şeyler de gelir, kötü şeyler de gelir.

Şöyle bir şey var, yani 3 sene az bir süre değil. Bakın 3 sene, tek kişilik bir odada kalmak, ve günde sadece 1 saat hava almaya çıkıyorsunuz. Bu kolay bir şey değil. Onlar için de. Bu konuda size çok samimi bir şekilde söyleyebilirim: kolay bir süreç değil bu. Onlar için de kolay değil, ailem için de kolay değil. Benim için de kolay olmadı. Ve onlar ben geri döndüğümde, elbette ki hepimiz çok mutlu olduk. Bu bir ışık oldu bizim için. Evet, şu an buradayız ama elbette ki eski yaşantıma dönmek isterim. Ama bu işler kademe kademe, aşama aşama olan şeyler. Ümit ederim, bir sonraki adım daha güzel, daha pozitif bir adım olacaktır. Benim ümidim o yönde.

Röportaj : Orhan ERKILIÇ

(TÜHA) Türkuaz Uluslararası Haber Ajansı / ANTAKYA, VOA

Tuba Nur TÜRKELİ

Tuba Nur TÜRKELİ

Tuba Nur Türkeli 24.08.1989 yılında Almanya'nın başkenti Berlin kentinde dünyaya geldi. Liseye kadar Almanya'da okudu. 2009-2013 yılları arasında Lisans eğitimini Kocaeli Üniversitesi'nin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde Uluslararası İlişkiler bölümünde gerçekleştirdi. 2014-2017 yılları arasında Yüksek Lisans eğitimini Almanya'nın Nürnberg kentinde Friedrich-Alexander-Üniversitesi'nin Beşeri/Sosyal Bilimler ve Teoloji Fakültesi'nde uzmanlık alanı olarak Siyaset Bilimini seçtiği Ortadoğu Çalışmaları bölümünde tamamladı. Çeşitli kuruluşlarda mesleğiyle ilgili staj ve çalışma imkanı buldu. NSU terör örgütüyle ilgili yaptığı, haber ve araştırmaları birçok medyada yayınlandı. Bir dönem T.C Berlin Büyükelçiliği'nde de staj yaptı. Anadil seviyesinde Almanca ve iyi derecede İngilizce biliyor.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close