Küresel Isınma ve Yaklaşan Kıyamet (1)

Tabiattaki doğal dengenin bozulmasına yol açan, insan ve diğer canlı türlerinin yaşamlarını olumsuz etkileyen; dünyamızın geleceğini tehdit eden küresel ısınma giderek varlığını daha çok hissettirmektedir.

Doğal su kaynaklarının yok olma sürecine girmesi, göllerin kirletilerek kuruması, yeşilliklerin tükenmesi; sel baskınları ve erozyon yoluyla toprak kaybı, kentlerde sağlıklı yaşamın felç olması da küresel ısınmanın sonuçları olarak karşımıza çıkmaktadır.

Betonlaşan kentler, yeşil çevre ortamının azalması, doğal kaynakların korunmaması, kirlenen havanın olumsuz etkileri, havayı kirleten karbon salınımının artışı, doğal kaynakların son yıllarda zamanından önce tüketilmesi beraberinde büyük felaketlerin doğmasına yol açmaktadır.

Dünyanın değişik bölgelerinde ve ülkemizde zaman zaman yaşanan bu felaketler, insan yaşamında kıyameti andıran görüntülerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Teknolojik alanda meydana gelen değişimleri, doğal dengeyi bozarak ( göl, nehir ve havayı kirleterek) insanlığa hizmet ettiklerini düşünen büyük sanayi kuruluşları ile çevreyi bilinçsizce kirletenler; bu yanlışlarının farkında olmalarına rağmen fazla üretme ve kar edinme hırsı canlı varlıkların sağlıklı yaşamını olumsuz etkilemeye devam ediyor.

Doğal iklim sürecinin bozulduğunu; kış mevsiminde kar yağışlarını azalması, yaz mevsiminin daha sıcak ve kurak geçmesi, ilkbahar ve sonbaharın farklı bir görüntü vermesi şeklinde gözlemliyoruz.

Bilim insanlarının mercek altına aldığı, ulusal ve uluslararası etkinliklerin yapıldığı küresel ısınma ve iklim değişikliği artık günümüzde önemli sorunların başında gelmektedir.

Bu yazının kaleme alınmasında güdülen amaç, okurlarıma dünya genelinde ve ülkemizde yürütülen küresel ısınmanın önlenmesine yönelik çalışmalar ve yeni gelişmeler konusunda bilgi sahibi olmalarını sağlamaktır.

KÜRESEL  ISINMANIN  NEDENLERİ VE  DOĞAL YAŞAMA ETKİLERİ

İçinde yaşadığımız doğal ortamın bozulması, insanoğlunun doğal yaşam alanlarına yönelik olumsuz müdahalesi sonucu gerçekleşmektedir.

Deniz kıyılarında ve kentlerde yapılaşma betonlaşmanın birer örneğidir. Ormanlık alanlar başta olmak üzere yeşil bitki örtüsünün yok edilmesi, kara kökenli atıkların denizlere boşaltılması, aktif dere yataklarına konut yapılması, sıvı ve katı atıklar ile çöp molozlarının rastgele her boş görülen yerlere dökülmesi, deniz taşıtlarının zararlı kimyasal maddeleri denizlere dökmesi; deniz, nehir ve göllerdeki doğal yaşamı yok etmektedir.

Atmosfere salınan sera gazları hava kirliliğinin artmasına neden oluyor. Kömürle çalışan termik santraller, taşıma araçlarının egzoz gazları, fosilden elde edilen yakıt kullanımı insan ölümlerinin yanı sıra doğal yaşamı da öldürüyor.

Çok miktarda biyolojik çeşitlilik içeren bitki ve hayvan türlerine yaşam ortamı sağlayan ormanlar başta olmak üzere yeşil çevrenin yok edilmesi de küresel ısınmaya neden oluyor. Küresel ısınma sonucu binlerce canlı türü yok oluyor, arazi olarak kullanılmaya elverişli verimli alanlar çölleşiyor ve hastalıklar giderek artış gösteriyor.

Dünya Bankası, karbondioksit emisyonlarının mevcut artış hızıyla 2060 yılında ortalama sıcaklıklardaki artışın dünya genelinde 4 dereceyi bulacağı uyarısını yaptı.

Plastik atıklar çevre için önemli tehdit oluşturuyor. Dünya genelinde milyonlarca ton kullanılan plastik atıkların ancak % 20 gibi çok az bir kısmı geri toplanabiliyor. Çevreye zarar veren atıklar, konut ısıtması, araç kullanımı, termik santraller, maden ve sanayi işletmeleri su ve hava kirliliğine yol açıyor.

Tarım ilaçları sadece doğal bitki örtüsünü değil, denizleri de kirletiyor. Zirai ilaçların yanında gübre kullanımı, katı atıklar, sanayi kaynaklı atık sular; nehir, göl ve denizlerdeki canlıları öldürüyor.

Bilim insanlarının tespitlerine göre sera gazı miktarının belirlenenden daha çok artması ve havadaki diğer gazların moleküler artış göstermesi hava sıcaklıklarında artışa neden oluyor.

Birleşmiş Milleteler (BM) Biyoçeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Hükümetler arası Bilim-Politika Platformu, 800 sayfalık Birinci Küresel Değerlendirme Raporu hazırladı. Bu Rapora hazırlık safhasında bilim insanları arasında ülkemizden Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Kerem Saysel’de bulundu.

Rapora göre, 1900’lü yılların başından beri dünyadaki ormanların % 50’si yok oldu. Son 50 yılda hem karasal türlerin hem de deniz türlerinin popülasyonlarında % 36 azalma görüldü. Karasal alanların %75 i insanlar tarafından değiştirilerek doğallığını kaybetti.

Yine rapora göre sulak alanların % 85’i artık yok. Son 40 yılda ise kişi başına küresel tüketim % 15 oranında arttı. Prof. Ali Kerem Saysel, dünyanın altıncı en büyük kitlesel yok oluş evresinde olduğunu, 1 milyon civarında canlı türünün tehlike altında olduğunu vurguladı.

Hava sıcaklıklarında görülen artış, yağış rejiminde değişiklikler, artan fırtınalar, kasırgalar ve sel baskınları gibi ekstrem iklim olaylarının yaşandığı bir süreçten geçiyor dünya yaşamı.

Bir diğer tespite göre iklim değişikliği her dört kişiden birini olumsuz etkiliyor. İnsan psikolojisi bozuluyor, yaşam alışkanlıkları değişiyor.

Küresel ısınma yalnızca insan yaşamını etkilemekle kalmıyor, tarım üretimi, göl, nehir ve denizlerdeki canlı varlıkların da yaşamları olumsuz etkileniyor.

Günümüze kadar 200 milyar tona yakın buzulların eridiği ifade ediliyor. Bu erime dünya genelinde insan yaşamı ile birlikte doğada ve denizde var olan diğer canlı türlerinin de yaşamlarını tehdit ediyor.

Küresel iklim değişikliğinin ortaya koyduğu diğer bir olumsuz durum, dünya genelinde nüfus hareketlerinin hız kazanmasıdır. Kuraklık, sel baskınları gibi nedenler yüzünden 200 milyon civarında insanın yaşadıkları ortamı terk etmesi beklenmektedir.

İnsan yaşamının küresel ısınmayla zarar gördüğü alanlardan biri de dünya genelinde ekonomik verimliliğin etkilenmesidir. Uluslararası Çalışma Örgütünce (ILO) yapılan bir değerlendirmeye göre sıcaklık artışı nedeniyle 2030 yılına kadar 80 milyon tam günlü istihdam kadar verimlilikten kayıp yaşanacaktır.

İstihdam verimliliğinin azalacağı sektörlerin başında da tarım ve inşaat sektörleri gelmektedir.

Küresel ısınma her yönüyle insan yaşamını abluka altına almış durumdadır. İnsanlığın böyle bir durumda çaresiz ve etkisiz kalması düşünülemez! Uluslararası alanda her hükümetin küresel ısınmaya karşı tüm önlemleri almanın ne yazık ki zamanı gelmiş olup bir bakıma da geçmektedir.

NOT: Küresel ısınmayı konu edinen yazımız üç bölümden oluşmaktadır. Küresel ısınmanın önüne geçilmesi amacıyla dünya genelinde yapılan uyarı mahiyetindeki etkinlikler ile uluslararası alanda yürütülen önleme faaliyetleri yazımızın ikinci bölümünde yer alacaktır.

              Atıf ÖZGEN

(*) İnsani Değerler Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi

e-mail: ozgenatif@gmail.com

Atıf ÖZGEN

Atıf ÖZGEN

Atıf ÖZGEN 1948 yılında Kayseri'de dünyaya geldi.İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu.Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar (TÜHA) Türkuaz Haber Ajansı ve (UHA) Uluslararası Haber Ajansı'nın sitesindeki köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close