Küresel Isınma ve Türkiye (3)

Türkiye, iklim değişikliği etkilerinin üst düzeyde yaşandığı ülkeler arasında yer alıyor. Zira iklim değişikliğine yol açan nedenler ülkemizde fazlasıyla mevcut.

Hatırlanacağı gibi ülkemiz,  iklim değişikliğiyle mücadele için 22 Nisan 2016 da ‘ Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, kapsamında sera gazları salınımını azaltmaya yönelik ‘Paris Anlaşmasını, imzaladı. Anlaşma ayrıca dünya genelinde 175 ülke tarafından da imzalandı. Türkiye sözleşme kapsamında raporlama yükümlülüklerini yerine getirmeye devam ediyor.

Ne var ki; Türkiye son yıllarda iklim değişikliğine neden olan sera gazı emisyonlarının en hızlı artıran ülkelerden biri olarak açıklandı.

Çevre Mühendisleri Odası başkanlığınca yapılan bir açıklamada, ülkemizde iklim değişikliğine yol açan nedenler üzerinde duruldu ve ısı artışının yol açtığı olumsuzluklar sıralandı.

TÜRKİYE’DE ÇEVRE VE HAVA KİRLİİLİĞİ

Küresel ısınmayı tetikleyen nedenlerin başında su, hava ve toprağın kirletilmesi geliyor.

Türkiye’de tatlı su kaynakları giderek yok oluyor. Yüzey suları, dereler ve göllerin % 80 e yakın bir kısmının kirlendiği ifade ediliyor. Nehirlerimiz neredeyse açık kanalizasyona dönüşmüş durumda.

Ülkemizde farklı sektörlerde 9 milyon ton plastik tüketiliyor, 2 milyon tona yakını piyasaya sürülüyor ve bunun sadece 384 bin tonu yani yaklaşık % 21 i toplanıyor. Toplanamayan plastik atıklar çevreye büyük zarar veriyor.

Ayrıca 200 e yakın Organize Sanayi Bölgesinin yarısından fazlasında atık su arıtma tesisinin bulunmadığı ifade ediliyor.

Hava kirliliği, ısınmayı artıran önemli bir nedenlerden biri olarak kabul ediliyor.. Çevre Raporunda ülkemizdeki hava kirliliğinin başlıca nedenleri arasında evsel ısınma, araç kullanımı, termik santraller, maden ve sanayi işletmeleri gösterilmektedir.

Toprak kirliliğine yol açan nedenlerin başında ise kimyasal gübreler, yangınlar, sanayi ve evsel atıklar ile yanlış tarımsal sulama  yer almaktadır.

Çevre Mühendisleri Odasınca açıklanan Rapora göre, ülkemiz iç ve dış ortam hava kirliliğine bağlı ölümlerde yüz bin kişide 47 ölüm oranı ile Avrupa’da hava kirliliğine bağlı ölümlerin en çok yaşandığı 22nci ülke konumundadır.

KURUYAN  GÖLLER  VE  YAŞANAN  DOĞAL  AFETLER

Ülkemizde doğal ortamların giderek bozulmaya başlaması etkisini de kısa sürede göstermeye başladı.

Küresel ısı artışı Türkiye’nin en büyük gölü konumunda olan Van Gölünü de olumsuz etkiledi. Bu gölümüze ait son 20 yıllık uydu görüntülerinin incelenmesi sonucu göldeki yüzey su sıcaklığı artmış ve ekosistem bozulmaya uğramış durumda.

Burdur, Isparta, Antalya, Afyonkarahisar ve Konya’nın güneyinde yoğunlaşan göllerin oluşturduğu Göller Bölgesinin de artık bu unvanı kaybettiği ifade ediliyor.

Jeofizik Mühendisleri Odası Antalya Şubesinden yapılan açıklamaya göre, haritalarda Göller Bölgesini gösteren mavi noktaların çoğunun yeni baskı atlaslarda artık yer almayacağı ifade edildi. Bunun anlamı göllerde görülen buharlaşma sonucu göller bölgesinin çöller bölgesine dönüşmesidir!

Halbuki göller bölgesi yakın zamana kadar flamingo kuşlarının en önemli uğrak yerlerinden biriydi.

Göllerin yakınında yer alan mermer ve maden ocakları nedeniyle ciddi sorunlar yaşanıyor. Burdur ilimizin Yeşilova İlçesinde bir krater gölü olan Salda gölü de en derin göllerden biri olarak ifade ediliyor. Bu gölümüzün çevresinin yapılaşmaya izin verilmesi Salda gölünün sonunu getirmek anlamına geliyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Salda Gölünün korumaya alındığına dair bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamaya göre, gölün çevresinde baraka, konteynır gibi görüntü kirliliğine sebep olan yapılaşmalar kaldırıldı. Göl, Özel Çevre Koruması projesi ile geleceğe en güzel, en doğal haliyle koruma altında olacak.

Aşırı ve bilinçsiz su kullanımı, göllerin etrafında çok sayıda resmi veya kayıt dışı kaçak kuyuların bulunması göllerimizi olumsuz etkiliyor.

Türkiye’de değişik üniversitelerde görev yapan bilim insanlarının ortak görüşüne göre küresel ısınmanın etkilerinin en sert şekilde hissedileceği coğrafi bölgelerin başında Türkiye geliyor. Ülkemiz 2050 yılından itibaren sıcaklıkların yükseldiği, kuraklığın hakim olduğu iklim değişikliği ile karşı karşıya kalacak.

Günümüzde de ülkemizde değişen iklim koşulları sonucu sık sık yaşanan aşırı yağışlar sel baskınlarına yol açıyor. Aşırı meteorolojik olaylar etkisini daha çok göstermeye başladı.

Küresel ısınmanın etkilerini gösterdiği illerimizin başında İstanbul ilimiz geliyor. ‘Son Buzul Erimeden, isimli kitabın yazarı Prof. Levent Kurnaz kitabında iklim değişikliği hakkında merak edilen soruları cevaplıyor.

Sayın Kurnaz, Hürriyet Gazetesinden Ayşe Arman’ın kendisi ile yaptığı röportajda küresel ısınmaya ilişkin felaket senaryolarının aslında gerçek olduğunu ifade ediyor ve İstanbul ilimize ilişkin şu öngörüde bulunuyor:

‘ Buzulların erimesinden dolayı deniz seviyesi yükseleceğinden bugün kıyı şeridi olan pek çok yer yaşanmaz hale gelecek. Mesela Eminönü, Karaköy ve Beykoz sular altında kalacak.,

( Hürriyet Pazar, 22.09.2019, S.4)

Dünya Doğayı Koruma Vakfı’na ( WWF) göre, ülkemiz 2019 yılı içinde doğal kaynaklarını dünya ortalamasından 32 gün önce bitirdi ve 2020 yılından borçlanmaya başladı.

Buzullar sadece küresel ısınmanın en etkin olduğu Kuzey Avrupa ülkelerinde değil ülkemizde de erimeye başladı. Hakkari’de kalınlığı yer yer 40 metre, uzunluğu ise 4 kilometreyi bulan Cilo-Sat Dağlarındaki yaklaşık 20 bin yıllık buzulların erimeye başladığı ifade ediliyor.

TOPLUMDA İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ALGISI VE PLANLANAN ÖNLEMLER

Günlük yaşamı her yönüyle olumsuz etkileyen küresel ısı artışı, toplumun değişik kesimlerinde nasıl karşılanıyor sorusu giderek önem kazanmış durumda.

Araştırma şirketi KONDA  tarafından  yapılan ‘Türkiye’de İklim Değişikliği Algısı 2019, araştırmasına göre ülkemizde her 10 kişiden altısı iklim değişikliğinden endişe duyuyor. Her 2 kişiden biri de iklim krizinin etkilerini yaşadığını ifade ediyor.

KONDA bu araştırmayı 29 ilde 2.745 kişiyle hanelerinde yüz yüze görüşerek gerçekleştirdi. Araştırmaya katılanların % 23 nün yaşanan ve acı sonuçlar veren iklim değişikliğinin farkında olmaması, sorunun tam manasıyla algılanmadığının bir göstergesi durumunda.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, bütün devletlerin iklim değişikliğiyle mücadele etme konusunda acil önlem alınması gerektiğini ifade etti. BM ye bağlı Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) verilerine göre, geçen ayın bu zamana kadarki en sıcak Temmuz (2019 yılı) ayı olarak kayıtlara geçtiği ifade edildi.

Hükümetimiz Küresel İklim Değişikliğiyle Mücadele kapsamında ilk eylem planını Karadeniz’de başlattı. Bakanlık, Karadeniz İklim Değişikliği Eylem Planı kapsamında yapılması planlanan değişiklikleri kamuoyuna açıkladı.

Yaşanan büyük çaplı sel baskınları, insan kaybı, maddi anlamda oluşan milyarlarca liralık zarar Çevre ve Şehircilik Bakanlığını harekete geçirmiş durumda. Sayın Çevre Bakanı Murat Kurum’un yaptığı açıklamaya göre küresel ısınmanın etkilerini azaltmak amacıyla planlanan eylemler şöyle:

  • Türkiye’nin 7 coğrafi bölgesi için ayrı ayrı ‘İklim Değişikliği Eylem Planı, hazırlanacak.
  • Karadeniz İklim Değişikliği Eylem Planı kapsamında riskli bölgelerde yaşayan 2 bin aile, kentsel dönüşüm kapsamında yapılacak yeni konutlara taşınacak.
  • Mekansal Strateji Planı ve bütün ölçeklerdeki mekânsal planlar iklim değişikliği parametreleri dikkate alınarak hazırlanacak.
  • Dere yataklarında yer alan binaların tespit edilip uygun olanlar kamulaştırılıp taşınma süreci planlanacak.
  • Karadeniz sahil yolunda ve risk altında olan karayollarının alt yapısının belli noktalarda ani oluşan taşkınların denize iletilmesini sağlayan su hatları ve tüneller yapılacak.

Özellikle gelecek genç kuşak için hayati öneme sahip küresel ısınmayla mücadele konusunda sadece hükümetlere değil tüm vatandaşlara da önemli sorumluluklar düşüyor.

Çevre temizliğini özümsemiş bilinçli her birey çevreyi koruma, çevre temizliğine katkıda bulunma noktasında kendince küçümsenmeyecek şeyler yapabilir.

Coğrafi bölge olarak 4 iklimin yaşandığı eşsiz güzelliklere sahip Anadolu’muzu koruyup kollamak amacıyla, kendi bulunduğumuz ortamı temiz tutup zararlı atıkların çevreye zarar vermesini engelleyebiliriz.

Her alanda olduğu gibi bu alanda da vatandaşları bilinçlendirmek amacıyla medyanın gücünden yararlanmak, kitlesel iletişim araçları yoluyla sorunu tartışmaya açmak, çevreyi koruyucu yeni gelişmeler konusunda bilgi vermek siyasi iradenin başta gelen görevlerinden biri olmalıdır.

      

 

 

 

 

 

 

              Atıf ÖZGEN

(*) İnsani Değerler Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi

e-mail: ozgenatif@gmail.com

[TÜHA Haber Ajansı, 02 Ocak 2020]

 

Atıf ÖZGEN

Atıf ÖZGEN

Atıf ÖZGEN 1948 yılında Kayseri'de dünyaya geldi.İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu.Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar (TÜHA) Türkuaz Haber Ajansı ve (UHA) Uluslararası Haber Ajansı'nın sitesindeki köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close