‘Kızım Benim Yaşama Sebebim’

TÜHA HABER / Dünya Engelliler Günü nedeniyle İzmir’in Urla ilçesinde düzenlenen etkinlikte farklı engelli grupları bir araya geldi.

Amerika’nın Sesi’nden (VOA) Soner KIZILKAYA‘nın haberine göre, Bedensel engellilerden oluşan Tekerlekli Sandalye Dans Projesi Grubu hem kendi gösterilerini sundu hem de izleyicileri kendi ritimleriyle dansa davet etti. Dünya Bağımsız İzciler Örgütü’ne üye olan ilk engelli izci grubu Melek İzciler’den sonra sahneye otizmli ve zihinsel engelli gençlerle annelerinden oluşan Türk Sanat Müziği Korosu çıktı.

Kızılay Urla Şubesi’nin desteğiyle çalışmalarını sürdüren koroda Mevlüde Özdemircan ile zihinsel engelli kızı Firdevs de vardı. Firdevs 1991 doğumlu. Doğumuyla birlikte farklı olduğu fark edilmiş. Annesi açısından da “yaşama sebebim” dediği Firdevs için verdiği mücadele daha o günden başlamış:

“Benim saklayacak bir şeyim yok”

“Firdevs doğduğunda babaannesi dedi ki ‘Kızım kimseye söyleme. Hiçbir şeyi yok ki zaten’. Neden anne dedim. Benim çocuğumun aynı zamanda epilepsisi var. Benim çocuğumun durumunu komşum bilmek zorunda. Bir şey olduğunda müdahale edebilmek için. Öğretmeni bilmek zorunda, arkadaşı bilmek zorunda. Benim saklayacak hiçbir şeyim yok”.

Önce ailesini, çevresini ve komşularını eğittiğini söyleyen Mevlüde Özdemircan, kızının eğitim sürecinde yaşananları ise şu sözlerle anlattı: “İlkokula gitti, birinci ve ikinci sınıfa devam etti. Sonra kendindeki farklılığı kendisi fark edince normal okula gitmek istemedi. Her gün bir yeri ağrıdı. Karnı ağrıdı, ayağı ağrıdı, bacağı ağrıdı. ‘Gitmek istemiyorum’ dedi. Okuldaki öğretmenlerle görüştüm. Diğer çocuklarla sıkıntısı olmuş. O yaşlarda çocuklar hem çok iyiler hem çok acımasız olabiliyorlar. ‘Sen dokuz yaşındasın, neden hala birinci sınıfa gidiyorsun, neden şöyle, niye sen buradasın” gibi sorular sormuşlar. Firdevs gitmek istemedi.”

“Herkesin vicdanı olması lazım”

O dönem Ankara’da yaşayan Özdemircan ailesi, kızlarını yeni açılan Gülhane Özel Eğitim Merkezi’ne göndermiş. Orada, okuma, yazma, matematik gibi akademik eğitimin yanı sıra, tiyatro ve müzik eğitimi de almış. Mevlüde Özdemircan kendini şanslı hissediyor, çünkü iyi öğretmenlere denk gelmişler. Ancak diğer ailelerin o kadar da şanslı olmadığını söylüyor:

“Özel eğitim sınıfları genellikle kenarda, köşede, kuytuda, bodrumda, tuvaletin yanında, güneş almayan, hava almayan, diğer çocuklardan izole yerler. Alın işte size sınıf ayırdık, sizinle ilgileniyoruz deyip geçiyorlar. Bence ülkemizdeki o kaynaştırma eğitimlerini veren öğretmenlerin eğitilmesi lazım. ‘Ben bir çocukla ilgilenmek için 40 çocuğu feda ediyorum’ diyorlar. Hayır, günde bir saatini o çocuğa ayırsa diğer saatlerini diğer çocuklara ayırsa hiçbir sıkıntı yok. Hem eğitimcilerimizin eğitilmesi lazım hem de fiziki şartlarımızın düzelmesi lazım. İşte Aksaray’da yaşadığımız olay. Okulun kapısını bile ayırmışlar. Buna rağmen diğer veliler şikayetçi. Klasik şeyi söylemeyeceğim. Herkes bir engelli adayıdır değil. Herkesin vicdanı olması lazım. Vicdan hepimize lazım.”

Mevlide Özdemircan, “beni kabul etmek zorundasınız” dediği toplumdan da daha fazla hoşgörü bekliyor: “Ankara’da halk otobüsüne bindim. Parayı Firdevs’in vermesini istedim. Firdevs parayı çıkartıp uzatana kadar biraz zaman geçti. Hemen homurdanmalar başladı. Orada dedim ki bu hayatta sadece siz yoksunuz, biz de buradayız ve bunu benim çocuğumun öğrenmesi lazım. Çünkü ben hep yanında olmayacağım onun.”

“Firdevs’le yaşamın tam göbeğindeyiz”

Otizmli ve zihinsel engelli birçok çocuk toplumsal yaşamdan uzak tutulurken Mevlüde Özdemircan tam tersine kızını hep hayatın içine sokmuş: “Ben daha önce çalışıyordum. Beş yıl önce emekli oldum. Çalışırken tabii daha çok hafta sonlarında dışarıya çıkıyorduk. Ama şu anda Firdevs’le yaşamın tam göbeğindeyiz, tam içindeyiz. Kızılay’ın başlattığı koro projesi de çok faydalı oldu. Firdevs çok içine kapanık bir çocuktu. Özgüveni arttı. Konuşma becerisi arttı. Kendisini ifade etme şekli değişti. Daha önce daha agresifken şimdi daha mülayim, daha olur şekliyle davranıyor. Bundan da çok mutluyuz.”

HABER : Soner KIZILKAYA

[TÜHA Haber Ajansı, 04 Aralık 2019]

Şerife YÜCE YAVAŞOĞLU

Şerife YÜCE YAVAŞOĞLU

Şerife YÜCE, İzmit doğumlu olup, İlk, orta ve liseyi İzmit'te tamamladı.. Marmara Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Uzun yıllar İstanbul ve Kocaeli'nde öğretmenlik yaptı. 2008 yılında emekli oldu. TÜHA Eğitim & Yurt Dışı Danışmalık Şirketini kurdu. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nde bir süre eğitim işlerini yürüttü. Diksiyon ve Güzel Konuşma eğitimleri verdi. (TÜHA) Türkuaz Uluslararası Haber Ajansı'nda Genel Yayın Yönetmeni. Halen küçük hikayeler. haber ve köşe yazıları yazıyor. Evli ve bir çocuk annesi.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close