Güvenli Bölgede Çeşitli Oyunlar

TÜHA Haber / SETA Strateji Araştırmacı Doç. Dr. Veysel KURT, “Trump’ın çekilme kararı sonrası Suriye’de devreye girebilecek politikalar konusundan hala bir netlikten bahsedemiyoruz.” dedi.

Doç. Dr. Veysel KURT, ile ilgili görsel sonucu

SETA Strateji Araştırmacı Doç. Dr. Veysel KURT

Doç. Dr. Veysel KURT, Trump’ın çekilme iradesine rağmen hem ABD bürokrasisinden hem de uluslararası aktörlerden gelen tepkilerin, çekilmenin gecikmesi için gerekçe oluşturduğunu ve her gün yeni formüllerin tartışmaya açıldığını söyledi.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun bu haftaki ABD ziyaretinde dahi güvenli bölge konusundaki belirsizliğin devam ettiğinin gözlemlendiğini hatırlatan Doç. Dr. Veysel KURT, özellikle güvenli bölge konusunda kimin nasıl bir insiyatif üstleneceği konusunda medyadan sızan kimi haberlerin can sıkıcı bir hal almaya başladığını ifade etti.

Doç. Dr. Veysel KURT, “Medyaya sızan haberlerin tümüne itibar edilemez tabi ki. Ancak konuşulan birtakım senaryolar ve belirsizliğin devam ediyor oluşu Türkiye’nin ABD ile birlikte planlama yapmasının sınırlarına da işaret ediyor. Bu noktaya yazının sonunda dönmek üzere güvenli bölge tartışmalarını kısaca değerlendirelim” dedi.

Güvenli bölge konusunda dile getirilen üç senaryonun mevcut olduğunu açıklayan Doç. Dr. Veysel KURT, “Birincisi belirlenecek olan sınırlara bir Arap gücünün konuşlandırılması” şeklinde aktardı.

Doç. Dr. Veysel KURT, SDG’nin Arap unsurlarının da bu güce entegre edilme ihtimalinin düşük olmadığını belirterek, Arap ülkelerinin böylesi bir angajmana girme konusundaki niyetlerinın çok açık bulunmadığını, Ancak bu durumun Esed rejiminin yeniden tanınması konusundaki hevesleri için bir kaldıraç olarak kullanma imkanına kavuşacakları için bu senaryoya sıcak bakabileceklerini ifade etti.

“İkinci ihtimal ise ABD’nin de en azından koordinasyon düzeyinde dahil olduğu ve Fransa’nın ana güç haline geleceği Avrupa gücünün konuşlandırılması” değerlendirmesinde bulunan Doç. Dr. Veysel KURT, “Bu durumda ABD’nin Suriye’deki varlığını koruması ve Fransa’nın daha fazla söz hakkına sahip olması söz konusu olacak” dedi.

Doç. Dr. Veysel KURT, hem ABD’nin hem de Fransa’nın bu senaryoya yatkın olduğunun dikkatlerden kaçmadığına vurgu yaparak, çünkü bu senaryo ile ABD’nin daha az maliyetle Suriye’deki stratejisini devam ettirmeyi, Fransa’nın ise ABD’ye yaslanarak daha etkin bir konuma gelmeyi hesapladığını kaydetti.

“Üstelik söz konusu bir güvenli bölge oluşturulması olduğu için önemli bir değişim yaşanmazsa herhangi bir çatışmaya angaje olmaya da gerek kalmayacak” diyen Doç. Dr. Veysel KURT,  Zira Fransa’nın boşluk bulduğu anlarda krize dahil olmayı ve kriz sonrası ortaya çıkacak pastadan pay almak için pek hevesli olduğunu belirtti.

Doç. Dr. Veysel KURT, Üçüncü senaryonun ise Türkiye ve ABD kuvvetlerinin güvenli bölgeyi birlikte oluşturması olduğunun altını çizerek, bu senaryonun en önemli açmazının da insiyatifin kimde olacağı ve Üç senaryonun da Türkiye açısından pek de kabul görmeyeceğinin çok açık bulunduğunu, çünkü bu formüllerin PYD’nin bir şekilde varlığını devam ettirmesi üzerine kurulu olduğunun artık bir sır olmadığını ifade etti.

“ABD “Suriye krizinin başından beri güvenli bölgeyi isteyen aktör Türkiye idi” argümanı ile Türk karar vericileri ve kamuoyunu ikna etmeye çalışıyor” ifadesini kullanan Doç. Dr. Veysel KURT, ancak Türkiye’nin güvenli bölge oluşturulmasını 2011’de talep ettiğinde PYD’nin henüz silahlı bir güç olarak ortaya çıkmadığını hatırlattı.

Doç. Dr. Veysel KURT, Türkiye’nin bu argümanı sivillerin korunması ve Esed rejiminin saldırılmasının önlenmesi amacıyla ortaya attığına dikkat çekerek, “Bugün ise güvenli bölge hem bu amaca hem de terör örgütlerinin tasfiye edilmesi hedeflerine yönelik olmalı” dedi.

“Dolayısıyla Türkiye açısından bakıldığında PYD’nin Suriye’nin topraksal ve siyasi bütünlüğünü bozabilecek nitelikteki varlığını kimin şemsiyesi altında devam ettirdiğinin bir önemi yok” diyen Doç. Dr. Veysel KURT, bunun hangi formülle sağlandığının da bir öneminin olmadığına dikkat çekti.

Doç. Dr. Veysel KURT, “Kısacası Türkiye açısından güvenli bölge formülünün iki olmazsa olmaz koşulu mevcut: Türkiye’nin insiyatifinde olması ve PYD ile diğer terör örgütlerinin tasfiyesine yönelik olması” ifadesini kullandı.

Bu açıdan Türkiye’nin kendi güvenli bölge formülünde ısrar etmeye devam edeceğini belirten Doç. Dr. Veysel KURT, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Ayn el Arab ile Kamışlı arasında Türkiye’nin insiyatifinde bir güvenli bölgeye” işaret etmesinin bu açıdan önemli bir gösterge olduğunu kaydetti .

HABER : Ataner YÜCE

***

Doç. Dr. Veysel KURT, ile ilgili görsel sonucu

Veysel Kurt

Araştırmacı, Strateji Araştırmaları, İstanbul
Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden 2006 yılında mezun oldu. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda başladığı yüksek lisansını 2009 yılında tamamladı. Doktora çalışmasını İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda tamamlamıştır. Ortadoğu’da otoriteryenizm, demokratikleşme, asker-sivil ilişkileri konularında çalışan Kurt’un, siyaset bilimi alanında yayınlanmış makaleleri ve yorumları bulunmaktadır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close