‘CHP, seçmenini İP ve HDP’ye itiyor’ -2-

CHP’DE YAŞANAN, PARTİ İÇİ SEÇKİNLER ÇEKİŞMESİDİR

nebi miş fadime özkan ile ilgili görsel sonucu

SETA Siyaset Araştırmaları Direktörü Doç. Dr. Nebi Miş, yazar Fadime Özkan

Teşkilatın eğilimlerini dikkate almadı CHP. İkinci Milli Şef dönemi mi yaşanıyor CHP’de?

CHP güçlü olduğu il ve ilçelerde aday belirlemekte neden bu kadar zorlandı?

Kılıçdaroğlu döneminde CHP, derin bir türbülansa girdi. CHP’nin ideolojisi aşındı. Kimliği muğlaklaştı. Hangi siyasal sosyolojiye yaslanacağına karar veremedi. Böyle olunca da CHP gittikçe siyasetin merkezinden uzaklaştı. Merkezden uzaklaşan CHP, siyaset üretemedi. Kendini yenileme ve farkı seçmen kitlelerine ulaşma stratejisi; gittikçe AK Parti karşıtlığına sabitlenen, tepkisel ve negatif siyasete saplanan bir çıkmaza girdi. Kılıçdaroğlu ve yönetimi, geleneksel tabanı olan ulusalcı ve Kemalist kitleyi ihmal etti. Onların oylarını zaten vereceği sabitesi üzerine siyaset kurdu.

Bunun yanında parti içi mikro iktidar mücadelesinin oluşturduğu kriz, partinin kendi ideolojik konumlanmasını tanımlayarak bir düzlüğe çıkmasını engelledi. Eski ideolojinin kitleselleşmeyi engellediği düşünülse de yerine yenisi ve günceli inşa edilemedi.

Dolayısıyla da parti içindeki motivasyon; liderlik yarışı, hiziplerin hakimiyeti, parlamentodaki kısıtlı milletvekili kadrolarına kimin aday gösterileceği ve yerelde kazanacağı yerlerde hangi gruba ve kliğe yakın kişinin aday gösterileceğine takılı kaldı.

Böyle olunca da, CHP norm kadrolarının, parti yönetici elitlerine yetmemesinden dolayı kavgalar da giderek derinleşti.

Dolayısıyla, CHP’nin kazanacağı yerlerde aday göstermenin gecikmesi ve tartışmalı, kavgalı olması parti içi seçkinler çekişmesinin bir sonucudur. Parti içinde mevzilerin korunmasının mücadelesidir. Aslında siyasi seçkinlerin sayısının fazlalığına karşı istihdam edilecek kadro yerlerinin yetersizliğidir.

CHP İZMİR’DE İKTİDAR VE SON DERECE BAŞARISIZ

CHP’nin seçmenin zihninde yer edinen mevcut bir yerel yönetim vizyonundan bahsedebilir miyiz?

Yerel seçimlerde aslında iktidar muhalefet ayrımını iyi yapmak gerekir. CHP ülke yönetiminde iktidar olamasa da yerelde uzun süredir iktidarını sürdürdüğü yerler var. Dolayısıyla muhalefetteydim, yapmadım bahanesi üretemez. Nasıl AK Parti ve Erdoğan belediyeciliğinde İstanbul sembol bir şehirse, CHP’nin yerel yönetim vizyonu denince de İzmir akla gelir. İzmir, ideolojik konumlanmalardan dolayı seçim başarısının ötesinde, yerel yönetim vizyonu üzerinden bir CHP belediyeciliğinden bahsedilebilir mi emin değilim. İzmir de yaşamadığım için eksik değerlendirebilirim ama takip edebildiğim kadarıyla şehrin altyapı, kentleşme ve ulaşım konusunda büyük sorunların olduğu biliniyor.

nebi miş ile ilgili görsel sonucuCHP’NİN EN BÜYÜK SORUNU POLİTİKA ÜRETMEMEK

Ülke yönetiminde tepkisel ve negatif siyasetin ötesinde somut bir önerisi var mı?

CHP’nin bir yönetme derdi yok aslında. Türkiye’yi ileriye nasıl taşırız üzerine akılda kalıcı bir önerisini bir anda hatırlayamıyoruz. Toplumun önüne AK Parti’den daha iyi alternatifler koyma yarışında değil. Dış politikada farklı, uygulanabilir, ayakları yere basan ve Türkiye merkezli bir perspektif öneremiyor. Yeni kısaca bir politika teklif edemiyor. Sadece iktidara yönelik memnuniyetsizlikleri artıracak, pekiştirecek ve onlara done sağlayacak bir siyasal dil kullanıyor.

İMAMOĞLU’NU İSTANBUL İÇİN DEĞİL CHP İÇİN HAZIRLIYOR

İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü hariç kimsenin tanımadığı bir isim. Binali Yıldırım karşısında bilhassa zayıf. Neden Muharrem İnce, Gürsel Tekin, İlhan Kesici vd. değil de İmamoğlu’nu seçti Kılıçdaroğlu? 

Daha önce de vurguladığım gibi Kemal Kılıçdaroğlu’nun zihninde 31 Mart’tan daha çok 1 Nisan var. Parti içinde liderlik mücadelesine göre aday belirliyor. Aynı zamanda kendisinden sonra CHP içinde aktörleşmesini istediği isimleri öne çıkarıyor. Ekrem İmamoğlu da bunlardan biri. “Kendi yerime birini yetiştireceğim” sözünü burada hatırlatmak yeterlidir.

TUNÇ SOYER’İ TARTIŞMAYA İLK CHP’LİLER AÇTI

İzmir adayı bagajları olan bir isim. İP tabanından oy değil tepki gelmesi beklenirken yine de aday gösterildi. Neden? Tartışmalar nasıl etkiler sandığı?

İzmir’de Tunç Soyer’i geçmişi ve babası üzerinden ilk tartışmaya açan CHP’nin kendi örgütü. Aday olması engellemeye dönük bir hamle olarak babasının 12 Eylül mirası gündeme getirildi. Bu tartışmalar, kuşkusuz CHP tabanında sandığa gitme motivasyonunu etkiler. CHP’nin oy kaybetmesine yol açar.

MANSUR YAVAŞ ANKARALI AMA PROJESİZ

Ankara’da Mansur Yavaş ve Mehmet Özhaseki arasında bir yarış olacak. Değerlendirir misiniz?

Ankara’da Mansur Yavaş’ın üçüncü adaylığı. Bir kez MHP, bu son adaylıkla birlikte iki kez de CHP’den Büyükşehir’e aday oldu. Daha önce Ankara’da küçük bir ilçe olan Beypazarı’nda belediye başkanlığı yapmış bir siyasetçi.

Aday adaylığı sürecinde tekrar aday gösterilmesini engellemek için CHP içinde kendisine karşı bir direncin olduğu biliniyor. Rozetsiz adaylık söylemi ve bir önceki adaylığından sonra CHP’den hemen istifa etmesinden dolayı, CHP içinden ve tabanından aday gösterilmesine tepkiler yükseldi. Özellikle de CHP içinde, birçok farklı siyasetçinin aday olabilecek konumda iken Yavaş’ın tercih edilmesi, partinin sağcılaşması üst başlığında parti içinden eleştirildi.

Uzun süre İyi Parti’den mi CHP’den mi aday olacağı tartışıldı. Kılıçdaroğlu’nun, İyi Parti’den de Millet İttifakı’nın adayı olabileceğini söylemesine rağmen, tercihini CHP’den yana kullandı.

Şu ana kadar Yavaş’ın Ankara için öne çıkmış önemli bir projesi yok. Ankara için ne vadettiği sorulduğunda genellikle “huzur vadediyorum” diye cevap veriyor.

Bir de Ankaralı olduğu sürekli öne çıkarılıyor. Ankaralı olmanın şehrin sorunlarını çözmeye ve kalkınmasını sağlamaya yeteceği alttan alta yayılmaya çalışılıyor.

İlgili resimÖZHASEKİ YEREL YÖNETİM TECRÜBESİ VE İHYA GEÇMİŞİ VAR

Mehmet Özhaseki ise, uzun dönem Kayseri’de belediye başkanlığı, sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yapmış bir siyasetçi. Şu an aynı zamanda AK Parti’nin yerel yönetimlerden sorumlu genel başkan yardımcısı. Belediye başkanlığı döneminde Kayseri’de yaptığı önemli projeler biliniyor. Bakanlığı döneminde özellikle hendek terörü sürecinde yıkılan tahrip edilen şehirlerin imarında yaptıkları öne çıkıyor.

Seçime daha 50 günden fazla var. İleriki günlerde projelerin konuşulduğu, medya kampanyalarının yoğunlaştığı dönemde hep beraber göreceğiz, Yavaş’ın belediyecilik vizyonu daha çok eleştiriye maruz kalacak. Çünkü Ankara’dan izlediğim kadarıyla Yavaş’ın seçim kampanyasını özel reklam ajanslarının dışında yürüten bir parti teşkilat yok gibi.  Ankara için önereceği önemli bir projesi de şimdilik yok.

Ayrıca adayların seçim kampanyasında ilçeler önemli. İlçelerdeki adayların büyükşehir adayı ile uyumu da sonuçlara önemli oranda etki edecek. Özhaseki’nin bu bağlamda çok daha avantajlı olduğunu söylemek mümkün.

HDP, TABANINI CHP VE İP İTTİFAKI ile ilgili görsel sonucuHDP, TABANINI CHP VE İP İTTİFAKINA OY VERMESİ İÇİN HAZIRLADI

HDP İstanbul, İzmir ve Adana’da aday çıkarmayacağını açıkladı. Başka illerde de benzer bir dayanışma görülüyor. Millet ittifakının bir parçası diyebilir miyiz HDP için?

HDP Kasım ayından itibaren batı illerinde, “Demokratik Muhalefet Buluşmaları” adı altında toplantılar yaptı. Bu toplantıların önemli bir amacı, CHP ile yapılacak güç birliğinin alt yapısının oluşturulmasıydı. Bu toplantılarda, HDP’nin oy oranının güçlü olduğu yerlerde CHP’nin HDP tabanının oy vereceği adayları göstermesine yönelik konuşmaların yapıldığı biliniyor.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 8 Kasım’da Ankara’da Ahmet Türk’le bir otelde gizli bir görüşme gerçekleştirdi. Sonradan açığa çıkan görüşme ile ilgili CHP’li yetkililer yerel seçimde işbirliği görüşülmedi dese de, Ahmet Türk sonradan bir internet gazetesine verdiği röportaja söz konusu buluşmada, “Değişimi isteyenler, bazı yerlerde o adaylar etrafında bütünleşmelidir” önerisini,Kılıçdaroğlu’nateklif ettiğini ve bu teklifin olumlu karşılandığını açıkladı. İyi Parti ve CHP’nin ittifak müzakereleri tamamlanınca HDP’lilerden de ardı ardına açıklamalar geldi. Büyükşehirlerde “Cumhur İttifakını geriletme stratejisi” bağlamında Millet İttifakı’nın adaylarının destekleneceğini açıkladılar.

HDP TABANI FARKLI TERCİHLERDE BULUNABİLİR

HDP’liler CHP’ye kendileri ile açıktan İyi Parti ile yapılan görüşmelerin benzerinin yapılmadığı için gönül koymuş olsalar da “güçbirliği” olarak tanımladıkları işbirliği devam ediyor. Ayrıca Kılıçdaroğlu’nun parti eş başkanları ile değil de Ahmet Türk’le görüşmesini de sorun ediyorlar.

HDP’nin bir kısım tabanı da, CHP’nin açıktan HDP ile görüşmemesini sorun ediyor. Dolayısıyla her ne kadar çatıda bir işbirliği ortaya çıksa da tabanın önemli bir kısmı farklı tercihlerde bulunacaktır. Geçmiş yerel seçim sonuçlarına bakınca bunu kolayca tespit etmek mümkün.

İYİ PARTİ’DE İSTİFALAR BİTİYOR

CHP, İP ve HDP tabanları birbirleri lehine bu kadar kolay oy verebilecek mi?

İyi Parti’de 24 Haziran seçimlerinin ardından yoğun istifalar yaşandı. Partinin kurucular kurulunun önemli isimleri çoktan istifa etti. Şu an Genel Başkan Yardımcısı olan Ümit Özdağ, istifa etmese de yerel seçimler sonlanıncaya kadar kenara çekildiğini duyurdu. Zaten Parti’nin içinde MHP’den gelen birçok isim CHP ile ittifakın 24 Haziran’da kendilerine oy kaybettirdiğini söylemişlerdi. Parti içinde yoğun tartışmaların ardından Akşener de istifa etmiş ve bir süre geçtikten sonra tekrar zor ikna edilmişti. Şu an hala İyi Parti’den istifalar yoğun şekilde devam ediyor. Seçime kadar da bu süreç devam edecek gibi.

Tabanları bir tarafa bırakırsak, CHP, HDP ve İYİ Parti’nin yönetimleri seçimlerde işbirliğini sorun etmiyorlar. İşbirliğinin taktiksel olduğu söyleminden hareketle, Cumhur İttifakını geriletme amacı için bu işbirliğinin gerekli olduğunu düşünüyorlar.

HDP ÇEVRESİ HESAPLI BİR ÖZELEŞTİRİ YAPTI

Güneydoğu illeri için değerlendirmeniz ne olur?

Bundan birkaç ay önce HDP’li bazı yazarlar yerel seçimler yaklaştığı için kendilerine yakın internet sitelerinde bir tartışma başlattılar. “Kürt hareketi Kürtlere ne vadediyor” başlıklı yazı üzerinden HDP’nin geçmişte belediyecilik anlayışını ve hatalarını tartıştılar. O yazıların içeriğine bakıldığında, devletin HDP’li belediyelere kayyum atama gerekçelerinin birçoğu söz konusu yazıların içeriğinde mevcuttu. Söz konusu yazılarda, belediyelerin örgüt eylemlerini finanse etmek için bir araç olarak kullanıldığı, şiddet tekelinin sağlanmasında belediyelerin rol üstlendiği, hendek süreciyle toplumun topyekûn şiddetin içine çekildiği gibi hususlar bir gerçeklik olarak sıralandı.

Aslında seçimlere giderken böyle bir tartışmanın başlamasının önemli bir nedeni vardı. O da HDP’lilerin de belediyelerde kayyum görevlendirmelerinin halk tarafından olumlu karşılandığını görmeleriydi. Kayyum belediyelerinin hizmetlerinden bölge insanının memnun olduğuna yakından şahit oldukları için bu tartışmaları başlatmışlardı.

Böylece bir özeleştiri üzerinden bölge halkında aynı süreçlerin yaşanmayacağı algısı oluşturulmaya çalışıldı. Belediyeler HDP/DBP iken, belediye kaynaklarının, terör örgütüne finansman ve lojistik sağlama ve PKK’ya militan ve sempatizan kazandırma için kullanıldığı bölgede yaşayan insanların bildiği hususlardı.

HDP BİLİYOR Kİ HALK, KAYYUM SÜRECİNDEN MEMNUN

Dolayısıyla Kayyum atamalarından sonra, belediyelerin imkân ve kaynakları halk için kullanıldı. Hizmetlerde çok önemli iyileşmeler oldu. Şehirler alt ve üst yapı bakımından imar oldu.

Ayrıca, bölgede yaşayan insanlar kendini güvende hissetmesinin ardından HDP’ye mesafesini de artırdı. Bu açılardan bakılınca bölgede HDP’den bir oy düşüşünün yaşanacağı biliniyor. Ama bu düşüşün ne düzeyde olacağını kestirmek zor. Çünkü hala ideolojik ve kimlik temelli yaklaşımlar bölge seçmenin önemli bir motivasyonunu oluşturuyor.

SÖYLEŞİ : Fadime ÖZKAN

KAYNAK : Star

NEBİ MİŞ KİMDİR?

Antalya doğumlu.

Lisans (2003) ve yüksek lisans (2005) eğitimini Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde tamamlayan Nebi Miş, doktorasını (2012) “Türkiye’de Güvenlikleştirme Siyaseti 1923- 2003” başlıklı teziyle tamamladı. Doktora sürecinde bir yıl süreyle Belçika Katholieke Universiteit Leuven’de araştırmacı olarak bulundu.

Siyasal sistemler ve kurumlar, demokratikleşme, Kürt meselesi, sivil-asker ilişkileri, Türkiye’de güvenlik siyaseti, İslamcılık ve Ortadoğu’da demokratikleşme konuları üzerinde çalışmaktadır. Ayrıca bu konularda İngilizce ve Türkçe makaleleri yurt içinde ve dışında farklı akademik dergilerde yayınlanmıştır.

Demokrasi Nöbetleri: Toplumsal Algıda 15 Temmuz Darbe Girişimi, Türkiye’de Siyasal Sistemin Dönüşümü ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi, AK Parti’nin 15 Yılı: Siyaset, Turkey’s Presidential System: Model and Practices kitaplarının ortak yazar ve editörüdür.

Nebi Miş halen Sakarya Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nde ve Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü’nde dersler vermektedir.

Aynı zamanda SETA Siyaset Araştırmaları Direktörlüğü görevini yürütmektedir.

 

 

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close