Barış Pınarı’nın Almanya Cephesi

Sorumsuz açıklamaları yapan Mützenich ile aynı partiye mensup eski Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’in geçen hafta bir televizyon programında, Kürtlerle PKK’yı birbirinden ayıran, PKK’nın bir terör örgütü olduğunun altını çizen ve Suriye sorununun özellikle mülteci ayağında Almanya’nın sorumluluğunun altını çizen açıklamaları sorumlu siyasete örnek gösterilebilir. Ama Almanya’da Türkiye konusunda sorumlu ve tutarlı politikaları öne…

       Prof. Dr. Kemal İNAT

“Müttefikimiz” Almanya’nın, Türkiye’nin PKK/YPG terör örgütüyle mücadelesinde Türkiye’den çok bu terör örgütüne yakın durduğuna maalesef defalarca şahitlik ettik.

Almanya’nın bu sorunlu ve anlaşılmaz tutumunun en son örneğini, bu ülkedeki koalisyon hükûmeti ortağı Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) Meclis Grup Başkanlığını yapmakta olan Rolf Mützenich’in Barış Pınarı Harekâtı’ndan dolayı Türkiye’nin NATO üyeliğinden çıkarılması talebinde bulunması oluşturuyor.

Terör örgütünü koruma ve kollama içgüdüsünün Batılı “müttefiklerimizin” içine ne kadar işlediğinin açık bir göstergesi bu talep.

Türkiye’nin söz konusu harekâtının “Kürtleri” değil de “PKK/YPG terör örgütünü” hedef aldığını bilmeyecek kadar cahil olmadıkları hâlde neden böyle davranıyorlar?

Çünkü bu örgüte yıllardan beri yatırım yapmışlardı ve şimdi Türkiye’nin başarılı operasyonuyla bu yatırımlarının boşa gittiğini görmenin hayal kırıklığını yaşıyorlar. Ayrıca PKK ve sempatizanlarının Avrupa’da ne kadar etkili bir algı operasyonu yaptıklarını ve siyasetçilerden medya mensuplarına kadar geniş bir kitleyi nasıl etkileri altına aldıklarını gösteriyor bu tutumlar.

Koalisyon hükûmetinin büyük ortağı Hristiyan Demokrat Birliği’nin (CDU) Başkanı ve aynı zamanda Almanya Savunma Bakanı Annegret Kramp-Karrenbauer’in son günlerde Almanya’da çok tartışılan güvenli bölge önerisi de aslında PKK/YPG’nin korunması amacını taşıyor.

Türkiye’nin, Suriye’den yeni mülteci gelmesine engel olmak ve mevcut mültecilerin ülkelerine dönmelerini sağlamak için yıllardan beri teklif ettiği güvenli bölge önerisine bir türlü destek vermeyen Avrupalı “müttefiklerimiz”, şimdi Türkiye’nin bu güvenli bölgeyi oluşturmaya yönelik başarılı operasyonunun ardından harekete geçtiler. Niyetleri de PKK/YPG’yi Türkiye karşısında yalnız bırakmamak.

Diğer “müttefikimiz” ABD’nin PKK/YPG ile ortaklığa dayalı Suriye politikasının nasıl bir felakete yol açtığına dair örnek ortada dururken Avrupalı “müttefiklerimizin” hâlâ bu terör örgütünü himaye etmeye yönelik bir çaba içerisinde olmaları nasıl açıklanabilir?

Almanya’da da Trump gibi bir liderin ortaya çıkıp, izledikleri Türkiye ve Orta Doğu politikalarındaki bütün bu çarpıklıkları ve tuhaflıkları itiraf ettikten sonra “ben artık bu ideolojik, takıntılı, gerçekçi olmayan, terör örgütleriyle iş birliği esasına dayanan saçma politikaları terk ediyorum” demesi mi gerekiyor?

Almanya gibi köklü devlet geleneğine sahip bir devletin üst düzey politikacılarından, sınırlarının ötesindeki bir terör örgütüne yönelik operasyon yaptı diye Türkiye’nin NATO üyeliğinden çıkarılması gibi bir öneri geliyorsa böyle bir ülkeyle NATO çatısı altında “müttefik” olmanın ne anlamı kalıyor?

Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu anda Patriot hava savunma sistemlerini çeken, teröre karşı operasyon yaptı diye Türkiye’ye silah ambargosu uygulayan bir ülkeyle NATO çatısı altında müttefik olmanın ne anlamı var?

Sorumlu bir siyasetçinin, Türkiye’nin NATO üyeliğinden çıkarılmasını önerirken bu önerinin gerçekleşmesi sonrasında Ankara’nın kimlerle ittifak yapacağını da hesaplaması gerekir.

Türkiye’nin NATO üyeliğinden çıkarılmasını öneren Mützenich tam olarak ne demek istiyor?

“Türkiye’yi NATO üyeliğinden çıkaralım, gitsin Rusya’nın müttefiki olsun ve bizim düşmanımız olsun” mu demek istiyor?

Yoksa “Türkiye’yi NATO üyeliğinden çıkaralım, yalnız kalsın, bu şekilde daha kolay bölüp arzu ettiğimiz PKK devletini daha kolay kurarız” mı demek istiyor?

Almanya’da bütün siyasetçiler böyle sorumsuz değil kuşkusuz.

Hepsi bu şekilde sonucunun nereye varacağı belli olmayan sözler etmiyor.

Bu sorumsuz açıklamaları yapan Mützenich ile aynı partiye mensup eski Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’in geçen hafta bir televizyon programında, Kürtlerle PKK’yı birbirinden ayıran, PKK’nın bir terör örgütü olduğunun altını çizen ve Suriye sorununun özellikle mülteci ayağında Almanya’nın sorumluluğunun altını çizen açıklamaları sorumlu siyasete örnek gösterilebilir.

Ama Almanya’da Türkiye konusunda sorumlu ve tutarlı politikaları öne çıkaran siyasetçilerin artması gerekiyor. Ancak bu şekilde Almanya’nın Türkiye politikası PKK lobisinin ipoteğinden kurtulup rasyonel bir çizgiye gelebilir.

[TÜHA Haber, 29 Ekim 2019]

Prof. Dr. Kemal İNAT

Prof. Dr. Kemal İNAT

kinat@sakarya.edu.tr Twitter Kemal İnat Araştırmacı, Avrupa Araştırmaları, İstanbul Lisans eğitimini 1992 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde tamamlayan Kemal İnat, doktorasını 2000 yılında Almanya’nın Siegen Üniversitesi’nde “21. Yüzyılın Başında Türkiye’nin Ortadoğu Politikası” başlıklı teziyle tamamladı. 2005 yılından beri yayımlanmakta olan Ortadoğu Yıllığı ve SETA tarafından 2009’dan beri yayımlanan Türk Dış Politikası Yıllığı isimli çalışmaların editörleri arasında yer alan İnat’ın, Dünya Çatışmaları, Blaetter für deutsche und international Politik, Bilgi, Demokrasi Platformu gibi birçok ulusal ve uluslararası kitapta ve hakemli dergide makaleleri yayımlandı. Halen Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde profesör olarak Ortadoğu çalışmaları, Türk dış politikası ve uluslararası çatışmalar alanlarında dersler veren İnat, aynı üniversitenin Ortadoğu Araştırmaları Merkezi’nin de müdürlüğünü yürütmektedir.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close