Antalya’da aşırı olan hortum değil, dalgalardı

TÜHA Haber / Antalya’daki hortum iklim değişikliği tartışmalarını gündeme getirdi. Alman ZDF televizyonundan meteorolog Özden Terli, 2019’da yerküreyi iç açıcı günler beklemediği görüşünde.

Antalya’da meydana gelen hortum hem can ve mal kaybına yol açtı hem de görüntüler hava olaylarının geldiği noktayı gözler önüne serdi.

Bodrum’da meydana gelen sel felaketi de bölgeden alışıldık olmayan görüntülere yol açmıştı. Peki, Türkiye’de ve dünyanın farklı yerlerinde hemen her yerde sayısı artan aşırı hava olaylarının sebebi nedir?

DW Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Alman kamu televizyonu ZDF’in meteorologlarından Özden Terli, hava olaylarında genel resmi görebilmenin önemine dikkat çekti. Terli, iklim değişikliğiyle mücadele kadar fırtına ya da sel baskınlarına yol açan ana gerekçeleri de göz önünde bulundurmak gerektiğini söyledi. Terli, karbondioksit salınımı azaltılmadıkça 2019 ve sonraki yıllarda da dünyayı aşırı hava olaylarının beklediği uyarısı yaptı.

DW Türkçe: Antalya’da meydana gelen hortum, öncesinde Bodrum’daki sel felaketi… Bunlar alışıldık olmayan ancak sayıları artan hava olayları. Bu görüntüler sıra dışı mı size?

Meteorolog Özden Terli: Kış aylarında Akdeniz’de fırtınalar oluşması olağan bir durum. Sonbahar, kış ve bahar ayları Akdeniz ve Türkiye’de fırtına dönemi. Bu nedenle aslında Antalya’daki hortum görüntülerinden çok kıyıya çarpan dalgaları oldukça aşırı buldum. Bu dalgalarda oldukça fazla enerji yüklü. Bunun bir sebebi de jet akımının (Jet Stream) güneye doğru ilerlemesi. Ve güneydeki soğuk hava da Akdeniz’e ulaşınca bu fırtınalar oluşuyor.

“Yerküre değişim içinde”

Yaz-kış mevsimlerin iç içe geçmesi ve birçok hava olayını hiç beklenmedik mevsimlerde yaşıyor olmamızın nedeni nedir peki?

Meteorolog Özden Terli

Meteorolog Özden Terli

Esas itibariyle iklim değişimi artıyor. Genel resme baktığınız zaman, yerküre değişiyor ve yapılan araştırmalar bu değişimin gittikçe arttığını gösteriyor. Hava olaylarını iklim değişikliğinin bir etkisi olarak görmek mümkün. Ancak burada her zaman derine inerek, hangi etkinin nasıl değerlendirileceğine iyi bakmak gerekiyor. Türkiye’deki güncel hava olaylarını doğrudan iklim değişikliği ile bağlantılandırmamak gerekir. Ancak yine de değişmiş bir yerkürede, atmosferin değiştiği bir yerkürede yaşıyorsak, meydana gelen hava olayının da ne derece iklim değişikliğine bağlı olduğuna ayrıntılı şekilde bakmak gerekir.

İklim değişikliği, uzmanların ve çevre örgütlerinin sıkça uyarıda bulunduğu ve mücadele edilmesi gereken öncelikli bir sorun olduğuna dikkat çektikleri bir konu. Ancak yeteri kadar ciddiye alınmıyor. Son yıllarda hava olaylarında ne gibi değişimler gözlemlediniz?

Örneğin geçen yıl, sadece Avrupa değil tüm Kuzey Yarımküre’de Jet akımı oldukça yavaş seyretti. Jet akımı yavaşladığında, yerleşik hale geliyor. Hava yapışıp kalıyor ve hareket etmiyor. Bu bilim insanlarının ortaya koyduğu bir olgu ve meterolojide de bu olgu grafiklerle gösterilebiliyor. Geçen yıl Almanya ve Avrupa için normal şartlar dışında bir yıldı. Kuzey Yarımküre’de rekor oranlara ulaşıldı. Rekor oranlara ulaşıldığında ve bu oranlar aşırı oranlarsa, o zaman buna yol açan sebebi bulmak gerekir. Sadece havayı değerlendirmek yeterli değildir. Meteroloji bir bilim dalı. Bilim insanlarının elde ettiği verilere bakmak gerekir. Ve bu veriler değerlendirilmeli. Hava durumu grafikleri çıkarmakla yetinemezsiniz. Bu artık mümkün değil çünkü yerküre değişti. Hava olaylarını bir bütün halinde değerlendirmek gerekiyor. Yoksa ancak sadece hikayenin yarısını anlatmış olursunuz.

Bu durumda Türkiye’deki hava olaylarının sebebi ne olabilir?

Esas itibarıyla yerkürede büyük bir değişim hakim. Bazı bölümlerinde aşırı, bazı bölümlerinde ise daha az. Ancak Akdeniz bölgesinde bu yaz su sıcaklıkları normalin üzerindeydi. Su sıcaklığı arttığında, daha fazla nem yani daha fazla su buharı oluşur. Hava daha sıcak olduğunda daha fazla nem toplar. Bu da hem Akdeniz’de etkili olan Medicane fırtınası ya da kasırga oluşması anlamına gelir. Bu fırtınalar hava sıcaklığından ve su buharından besleniyor. Su sıcaklığı arttıkça daha fazla enerji oluşur. Ve bu fırtınalar da daha aşırı bir şiddete ulaşır. Bu da iklim değişikliğinin bir etkisi.

“Bu sorun tek bir devletin çabasıyla çözülemez”

Buna karşı ne yapabiliriz?

Yapılabilecek çok şey var. Bireyler, tüketim şekillerini değiştirebilirler. Ancak bazı araştırmalar var. Her ne kadar bir kişi, karbondioksit salınımını azaltmak için daha az otomobil kullansa da, daha az et tüketse de yine de istenilen değere ulaşılmadığı ortaya çıkıyor. Maalesef salınımı istenilen ölçüde indirmek mümkün değil. Çünkü sokak lambaları ya da bindiğimiz tramvayın elektriğini karşılamak üzere bir yerlerde kömür santralleri devrede. Bu santrallerin karbondioksit salınımı çok yüksek. Ve bunda bireyler doğrudan bir şeyi değiştiremiyor. Ve sistem böyle işlediği için birey olarak çok fazla bir şey yapamadığınızı fark ediyorsunuz. Bir devlet tek başına bu soruna çare olamaz. Karbondioksit salınımının azaltılması için tüm devletler çaba göstermeli. Ve maalesef dünya genelinde böyle bir şeyin yapıldığını görmüyoruz. Ancak karbondioskit salınımını azaltabilirsek bir şeyler elde edebiliriz. Bunu yapmadığımız sürece, sonuç elde edemeyiz.

Bizi daha ne gibi hava olayları bekliyor?

Yerkürenin ortalama sıcaklığı artmaya devam ediyor. Ve bu da havadaki, deniz ve okyanuslardaki akımı değiştiriyor. Bu artışın buzullar üzerinde de etkisi bulunuyor. Binlerce yıla dayanan bir geçmişe sahip olan her şeyi etkiliyor. Arktik buzulları, dağlardaki buzullar eriyor. Bunların hava akımı üzerinde doğrudan etkisi bulunuyor. Akım bize bu havayı ulaştırıyor ve bu hava da bu bağlamda değişime uğruyor. “Havalar soğuyor, hani iklim değişimi vardı?” diyemeyiz. Bu çok saçma olur çünkü yaşanan tüm bu iklim değişikliğinin ardında karışık bir fizik ve doğa bulunuyor. Derinlemesine incelenmesi gerekiyor. Bilim insanları çok daha kötü hava olayları bekliyor. 20-30 yıllık meteorologlar 2018’deki gibi hava olaylarını daha önce hiç görmediklerini belirtiyor. 2017’de, 2018’de böylesi hava olayları yaşanacak denseydi kimse inanmazdı. Böylesi hava olaylarının devam edeceğine hazır olmalıyız. Bu kuraklık da olabilir, aşırı yağışlar da.

Kuraklık… Almanya’da normalin üstünde bir kuraklık yaşandı. Bir yandan Akdeniz iklimine yakın yaz günleri birçok kişiyi sevindirdi ancak aslında bu olumsuz bir işaret, öyle değil mi?

İnsanların sıcak günleri sevmelerini anlayabiliyorum. Sıcak, güneşli bir yaz günü sevinç yaratıyor. Ancak bu bununla sınırlı değil. Bilimsel verilere daha yakından bakmak gerekiyor. Alman hava tahminleri, ülkenin daha da sıcak olacağını söylüyor. Hava akımı değiştikçe aşırı hava olayları Almanya’da da meydana gelecek. 2018 yılı, 1881’den bu yana Almanya’da en sıcak geçen yaz oldu, hem de kısmen kuraklık felaketini getirdi beraberinde.

HABER : Gezal Acer

© Deutsche Welle, TÜHA HABER

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close