Almanya’da PKK Tehdidi (3)

PKK ve ona müzahir sözde STK’lar Almanya’da bulunan diğer Kürt grupların aksine Kürt kökenli göçmenlerin birincil sorunlarını asla gündemine almamış ve faaliyetlerini tamamen örgütün silahlı mücadelesine destek çerçevesinde belirlemişlerdir.
ne mutlu türküm diyene ile ilgili görsel sonucuBu ise örgütün Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri ve çatışmaları Avrupa içine taşıması sonucunu doğurmuştur. PKK’nın geçmişten bu yana Türkiye dışında gerçekleştirdiği şiddet eylemleri ve terör saldırıları incelediğinde bu saldırıların örgütün Türkiye ve Suriye’de yürüttüğü terör faaliyetleri bağlamında yaşanan gelişmelere paralel bir şe
-kilde geliştirildiği görülmektedir.
Türk devletinin terör örgütüne karşı mücadelesinin başarıya ulaştığı dönemlerde örgütün şiddet ve terör saldırılarını artırması da dikkat çekicidir.
Avrupa’nın PKK’nın bu eylemlerini Türkiye üzerinde baskı kurmak için adeta bir tehdit aracı olarak kullandığı görülmektedir.
Özellikle 1995’te Alman resmi makamları ile PKK arasında gerçekleşen temaslar ve eski Berlin senatörü CDU’lu siyasetçi Heinrich Lummer’in Şam’da örgüt lideri Abdullah Öcalan’la yaptığı görüşmeler sonrası örgütün 1996’da Almanya’da şiddet eylemlerine son verdiği yönündeki açıklaması şiddetin örgüt için nasıl bir pazarlık aracı haline geldiğini açıkça gözler önüne sermiştir.
Nitekim Lummer o dönemde verdiği demeçlerde “Alman hükümetinin tek hedefi örgütün Almanya içinde şiddetini engellemek olmalı” ifadesiyle Alman devletinin PKK meselesindeki önceliğinin “iç güvenlik” olduğunu bir kez daha dile
getirmiştir.
Alman Federal Başsavcılığı 1998’de –örgüt ve Alman resmi makamları arasında gerçekleşen görüşmelerden sadece birkaç yıl sonra– uzun süredir terör eyleminde bulunmadığı gerekçesi ile PKK’yı terör örgütü kategorisinden çıkararak sadece bir suç örgütü olarak gördüğünü açıklamıştır.

Ancak 1999’da Öcalan’ın yakalanmasına tepki olarak İsrail Büyükelçiliğinin ölümlerle sonuçlanan işgalini de kapsayan yeni bir terör dalgası estiren PKK kanlı eylemlerde bulunmaktan çekinmeyen bir terör örgütü olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Suriye’de son dönemde yaşanan gelişmelerin etkisiyle Almanya’yı kendi talepleri doğrultusunda belli tepkilere zorlamak isteyen örgüt mensupları şiddet olaylarına yeniden hız vermişlerdir.
Örgüt zor durumda kaldığında Alman devletini Türkiye’ye karşı harekete geçirmek ve Berlin’in Ankara siyasetini baskı altına almak için şiddet olaylarını bir araç olarak kullanmaktadır.
Alman devleti şu ana kadar yürüttüğü yanlış siyasetiyle örgüte şiddetin işe yarar bir enstrüman olduğu mesajını vermiştir.
Son olarak Türkiye’ye satışı gerçekleştirilen Leopar tanklarının modernizasyonu planlarının –önceden varılan mutabakata rağmen– örgütün harekete geçirdiği çevrelerin de etkisiyle ertelenmesi bunun son örneği olmuştur.
Nitekim örgüt son olarak Türkiye’nin kendi sınırlarını korumak ve PKK’nın Suriye’nin kuzeyinde zor kullanarak göçe zorladığı Arap ve muhalif Kürtlere topraklarını geri teslim etmek amacıyla başlattığı Zeytin Dalı Harekatı’nı bahane ederek 2018 Ocak itibarıyla tüm Avrupa’da yeniden seri bir şiddet ve terör dalgası başlatmıştır.
Örgüte bağlı “Apocu Gençlik İnisiyatifi” isimli çete ve radikal sol örgütler internet üzerinden 3 Mart 2018’de 90’lı yıllarda gerçekleşen kanlı şiddet eylemleri öncesinde yapılan tehdit çağrılarını hatırlatan şu açıklamayı yayımlamışlardır:
Türk elçilikleri, AK Parti dernekleri (UETD), Türk faşistler ve bunların sahip olduğu kafe ve dükkanlar, devlet kurumları (SPD-CDU-Emniyet merkezi, Mahkemeler); halkımıza karşı yürütülen savaşı destekleyen herkes bunun bedelini ödeyecek. Bizi dinlemezseniz Avrupa sokaklarını ateşe verip küle çevireceğiz.
Avrupaşunu anlayacak: Afrin’in düşmesine asla müsaade etmeyeceğiz. PKK bu şiddet ve saldırı tehditlerini uygulamaya koyarken Almanya’daki sözde STK’larını kullanarak üyelerini mobilize etmektedir. Terör örgütünün gençlik kolları kadın teşkilatlarıyla koordineli olarak acil kampanyalar düzenleyerek üyelerini saldırılar için harekete geçirmektedir.

2017 Ekim’de Komalen Ciwan ve Kadın Gençlik Örgütü tarafından yapılan Serhildan (Başkaldırı) çağrısında gerçekleştirilen eylemlerin “pasif, rutin, marjinal, etkisiz” olmaması gerektiği üzerinde durularak “kitlesel, etkileyici ve çarpıcı bir eylem ve örgütsel faaliyet sürecine geçildiği” duyurulmuştur.

Örgüte müzahir STK’ların açıklamalarında her türlü eylem türünü meşru gördüklerini belirtmeleri dikkat
çekmektedir.
Son günlerde gerçekleşen saldırılarda özellikle DİTİB’e bağlı camilerin hedef alınması ve bu saldırıları gerçekleştiren PKK’lı faillerin yakalanamaması düşündürücüdür. (devam edecek)
Zeliha Eliaçık ile ilgili görsel sonucu
                    Zeliha ELİACIK
***
   Zeliha ELİACIK
İlk orta ve lise eğitimini Türkiye’de tamamladıktan sonra Almanya’da Yabancı Öğrenciler için Üniversiteye hazırlık okulu “Studienkolleg”’ten dönem birincisi olarak mezun oldu. Almanya’nın Ruhr Bochum Üniversitesi’nde Oryantalistik ve Siyaset Bilimi bölümlerinden (çift ana dal) mezun olan Zeliha Eliaçık, “İsrail Devletinin Kuruluşundan Günümüze Yemen Yahudilerinin Sosyal ve Hukuki Statüleri” isimli saha çalışmasıyla aynı üniversitede yüksek lisansını tamamladı.
Alman Akademik Değişim Servisi-DAAD burs ve teşvikleriyle Suriye, Yemen ve Ürdün’de beş yıl süreyle alan çalışmalarında ve akademik görevlerde bulundu.
Son olarak Alman-Ürdün Üniversitesi’nde öğretim görevlisi ve kültür işleri sorumlusu olarak çalıştı. SETA İstanbul Avrupa Araştırmaları Direktörlüğü’nde göreve başlayan Eliaçık, ağırlıklı olarak Şarkiyat (Oryantalistik), Müslüman ve Avrupa toplumlarında azınlıklar, Almanya’nın dış politikası ve İslam siyaset, Almanya’da radikalleşme, gibi konularda çalışmalar yapmaktadır.

Ataner Yuce

Ataner Yuce

Ataner Yüce, 1947 yılında Mersin'de doğdu ..Kayseri'de İlk, Orta ve Lise tahsilini tamamladıktan sonra Ankara'da üniversite tahsilinden sonra, 1971 yılında TRT Erzurum Haber Müdürlüğü'nde göreve başladı.1973 yılında Ankara TRT Haber Dairesi Başkanlığı'na atandı. Burada TV Haberleri Müdürlüğü'nde 1984 yılına kadar çalıştı..1984 yılında İstanbul TRT Haber Müdürlüğü'nde 1992 yılına kadar çalıştıktan sonra emekli oldu ve uzun süre özel sektörde çeşitli TV Kanallarında çalıştı.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close