‘ABD ile Kriz Kolay Çözülebilecek Gözükmüyor’

Emekli büyükelçi ve CHP Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz, Türk–Amerikan ilişkileri tarihindeki en ciddi krizin yaşandığını belirterek, “Ancak sabırla ABD ve Türkiye’nin karşı tarafı rencide etmeyecek şekilde ve birbirleriyle olan kırgınlıklarını kalıcı bir hale getirmeyecek şekilde çaba göstermeleri gerekir. Diplomasi bunun için vardır ancak çok kolay çözülebilecekmiş gibi gözükmüyor” dedi.

RÖPORTAJ : Yıldız YAZICIOĞLU

ANKARA, VOA, TÜHA HABER

Çeviköz, Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtladı ve iki ülke ilişkilerindeki müzakere sürecinde kriz tablosunu aşabilmek için “pazarlık” görüntüsünden kaçınmak gerektiğini de vurguladı. Çeviköz’ün sorularımızı yanıtları şöyle oldu:

VOA: Ekonomik gelişmelerle birlikte Türkiye gündeminde ABD ile ilişkiler tartışılıyor. Trump’ın mali yaptırımlarıyla birlikte Bakan Mevlüt Çavuşoğlu da bugün ilişkilerin iyi gitmediğini söyledi ancak diplomasi kapısını açık bıraktı. Türk – Amerikan ilişkileri diplomasisi kapısından çıkış yolu bulabilir mi?

Çeviköz: Elbette bulabilir ama her şeyden önce iki ülke arasındaki ilişkilerin belki de tarihindeki en kritik döneminden geçtiğini kabul etmek gerekiyor. Şimdiye kadar yaşadığımız bazı değişik görüşlerden kaynaklanan uyuşmazlıklarımız olmuştur. Neredeyse 70 yıla yakın bir müttefiklik ilişkimiz vardır ve bunun çeşitli inişli-çıkışlı dönemleri olmuştur. Fakat son yıllarda yaşadığımız kriz, ki bunun için artık krizi lafını kullanmak mümkün, son dönem Türkiye – ABD arasındaki ilişkilerin tarihinde karşılaştığı en ciddi krizi oluşturmaktadır.

Birçok dosya birden var. Dolayısıyla herhangi bir tek dosya üzerinden Amerikan-Türk ilişkilerini görmemek lazım. Bunları paket olarak ele almamız lazım. İlkbahar başlarında bir mekanizma kurulmuştur ve üç ayrı komisyon üzerinden ilişkileri düzeltilmek için bir çalışma başlatılması öngörülmüştü. Ancak o sırada ABD’de Dışişleri Bakanı’nın değişmesi bunun aksamasına, bir süre ertelenmesine neden oldu. Şimdi iki bakan (Mike Pompeo ve Mevlüt Çavuşoğlu) arasında yeniden başlamış olan süreç, maalesef Rahip Brunson krizi adı altındaki durum nedeniyle daha akut bir şekilde ve daha keskin bir viraja girdi.

Ardından maalesef ABD tarafından müttefiklik ilişkilerine sığdırmakta güçlük çektiğimiz bir yaptırım kararıyla karşı karşıya kaldık. Bu tabii ki Türkiye’yi çok ciddi bir şekilde incitmiştir. Yine de şundan en azından ümitli olmak gerekiyor ki diyalog kopmadı. Her şeyden önemlisi tarafların birbirleriyle görüşme arzusu içinde olmaları ve görüşebiliyor olmaları. Malum bir heyet gitti. Dışişleri, Adalet ve Hazine bakanlıklarından oluşan bir heyet gitti ve ABD’de temaslar yaptı ancak bundan sonra henüz bir sonuç alınmasa da iki bakan görüşmelere devam edileceğini açıkladı. Diplomasi her şeyden önce devletler arasındaki ilişkilerin ve özellikle de sorunların çözümünde en önemli mekanizma ve en önemli yöntemdir. Dolayısıyla diyaloğun sürüyor olması, diplomasi mekanizmasının hala kullanılıyor olması elbette bu kriz dönemini de aşmamız için yardımcı olacaktır.

“Kamuoyu anketlerinde ABD en ciddi hasım olarak görülüyor”

VOA: Türkiye’deki ekonomik tabloyla birlikte Mart 2019’daki yerel seçimleri düşündüğümüzde Amerikan karşıtlığı söylemlerini ve bu anlamda iktidar tarafından bunun kullanıldığı iddiasını siz nasıl yorumluyorsunuz. Benzeri şekilde Amerika’da da bir ara seçim söz konusu. Orada da Trump acaba izlediği dış politika ile iç seçmene mi mesaj veriyor?

Çeviköz: Aslında dış politika birçok ülkede çeşitli dönemlerde iç politik maksatlarla kullanılır. Bunu hemen hemen her ülkede, her iktidar çeşitli aşamalarda denemişlerdir. ABD’de de 6 Kasım’da Kongre yenileme seçimleri yapılacağı için böyle bir takım ileri sürülen görüşler var.

Öte yandan Türkiye’de de uzun yıllar boyunca ki bunu özellikle altını çizerek vurgulamak isterim AKP döneminde dış politika maalesef çok ciddi bir şekilde araçsallaştırılmış ve bir iç politika malzemesi haline dönüşmüştür. Dolayısıyla bugün Türkiye’de yönetim, Türkiye ile ABD arasındaki gerginlikleri veya krizleri iç politik maksatlarla belli kazanımlar elde etmek için kullanmıştır ve hala da kullanmaktadır, Ancak bunun yerel seçimlere ne şekilde etkisi olacağını şu anda kestirmek mümkün değil fakat iç politik maksatlarla kullanıldığı doğru. Öte yandan Türkiye’de bu şekilde kullanılması nedeniyle de maalesef Amerika ile ilgili kamuoyu algısı da aşağı yukarı tarihin en düşük seviyesine inmiştir. Bugün yapılan kamuoyu anketlerinde maalesef ABD, Türkiye’nin en ciddi hasımlarından biri olarak görülmektedir. Bu da yine 70 yıla yakın sürelik ittifak ve müttefiklik ilişkisine yakışmamaktadır. Bunun düzelmesi diplomasi mekanizmasının kullanılması ve sorunların aşılması ile birlikte mümkün olacaktır diye düşünüyorum.

“Askeri satın almayı ve kredi engellemeyi ayrı değerlendirmeli”

VOA: Medyada, Dışişleri Bakanlığı kaynaklı, ABD’nin, Brunson’ın serbest bırakılmasının yanı sıra tutuklu Türk vatandaşı Amerikan personeli kişilerin de serbest bırakılmasını talep ettiği ama listede örneğin S-400 hava savunma füze sisteminin satın alınmaması talebi de bulunduğu iddia ediliyor. Siz bunları nasıl yorumluyorsunuz?

Çeviköz: Burada bir takım örnekler verdiniz. Bazılarını birbirinden ayırmak lazım. Elbette Türkiye ile ABD arasındaki değişik dosyaların bir paket oluşturduğunu söylüyoruz ancak örneğin S-400 füze sistemi, buna bağlı olarak ABD Kongresi’nin F-35 askeri uçaklarıyla ilgili kararı veya Türkiye’nin uluslararası kredi kurumlarından kredi almasının engellenmesi gibi çabaları ayırmak lazım. Hepsi ilintili dosyalar gibi görünse bazıları ayrıştırılmalı.

“Yargı bağımsızlığı olmaması ABD’de talep etme cesareti yarattı”

Özünde Türkiye’de maalesef son yıllarda giderek hukuk devleti ilkelerinden uzaklaşılıyor olduğu görüntüsü var. Yargıda siyasallaşma, kuvvetler ayrımının özellikle tek adam rejimi sırasında ortadan kalkması ve yargının bağımsızlığını kaybetmesi maalesef uluslararası kamuoyunda Türkiye’de artık yargı ile ilgili kararların siyasi müdahalelerle alınabileceğini izlenimini uyandırmaktadır. Bu maalesef çok kötü bir görüntü. Üzülerek bunu söylemek istiyorum ki ABD’nin de Türkiye ile ilgili bu şekilde bir algıya sahip olması ve Türkiye’de yargıya siyasi otoritenin müdahale etmesini talep etme cesaretini doğurmuştur. Bunun aslında olmaması ve bu tür pazarlıkların da hiçbir şekilde yapılmaması gerekir.

VOA: Peki siz çıkış yolunu nasıl öngörüyorsunuz? Hangi somut adımların atılması gerekir?

Çeviköz: Mevcut kriz tablosunu düzeltmek için fevkalade açık bir şekilde şeffaf bir diyalog içinde olmak gerekir. Bu tür pazarlıkları yapmamak gerekir. Doğal süreçleri mutlaka doğal akışına uygun bir şekilde bırakmak gerekir. Mevcut yanlış algılar nedeniyle bu tür pazarlıklar yapılıyor yaklaşımından kurtarmak için de şeffaf, dürüst açık ve tamamen diplomasiye önem vermek gerekiyor. Diyaloğu hiçbir şekilde koparmayan bir süreç sürdürmektir.

“ABD ve Türkiye karşı tarafı rencide etmemeli”

VOA: Türk – Amerikan ilişkilerinde 2019 için umut var diyebilir miyiz yoksa karamsar mı olunmalı?

Çeviköz: Bu kriz dediğim gibi iki ülke ilişkileri tarihindeki şimdiye kadar görülen en ciddi krizi olduğu için çabuk çözülmesini beklemek de zor. Ancak sabırla ABD ve Türkiye’nin karşı tarafı rencide etmeyecek şekilde ve birbirleriyle olan kırgınlıklarını kalıcı bir hale getirmeyecek şekilde çaba göstermeleri gerekir. Diplomasi bunun için vardır ancak çok kolay çözülebilecekmiş gibi gözükmüyor.

2019 yılında 2018 ve hatta 2017’den daha iyi bir Türk -Amerikan ilişkileri olmasını arzu ediyorum.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close