70. Yılında NATO’nun Krizi: Türkiye ve Almanya Nereye?

ABD’nin NATO adına konuşmaya ve Türkiye’nin NATO üyeliğini sorgulamaya yetkisi yok. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “İttifak üyelerinin hangi silahları alacağına kendilerinin karar vereceği” açıklamasını yapıyor ve NATO adına konuşmaya yetkili kişi de o.

       Prof. Dr. Kemal İNAT

Washington’da NATO’nun 70. kuruluş yıl dönümünün kutlandığı bir zirve yapıldı. 4 Nisan 1949 tarihinde 12 ülkenin Kuzey Atlantik Anlaşması’nı imzalayarak kurduğu NATO’nun üye sayısı daha sonradan gerçekleşen katılımlarla birlikte bugün 29’a ulaştı.

Sovyet Rusya’nın yayılmacı politikaları karşısında kendisine güvenli bir liman arayan Türkiye de 1952 yılında NATO ittifakına dâhil oldu.
Türkiye’nin Rusya’dan kaçarak üye olduğu NATO’dan, Pence’in tehditleriyle birlikte, şimdi yine Rusya yüzünden ayrılmasının konuşulması ilginç bir ironi olsa gerek.
NATO’ya girişimiz Rusya yüzünden oldu, ABD bu tavrını sürdürürse belki çıkışımız da Rusya yüzünden olacak.
Amerikan Başkan Yardımcısı Mike Pence’in, “Türkiye’nin NATO’da kalmak ile Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi almak arasında tercih yapmasını” istemesi Ankara-Moskova ilişkilerinin Türkiye’nin ABD ve NATO ile ilişkilerini ne kadar etkilediğini gösteriyor.
Aslında ABD’nin NATO adına konuşmaya ve Türkiye’nin NATO üyeliğini sorgulamaya yetkisi yok. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “İttifak üyelerinin hangi silahları alacağına kendilerinin karar vereceği” açıklamasını yapıyor ve NATO adına konuşmaya yetkili kişi de o.
Amerikan yönetimi, NATO üyeliği dışında Türkiye’yi F-35 savaş uçakları projesinin dışına itmekle de tehdit ediyor ki, asıl sorun da bu zaten.
Müttefiklerinize güvenerek bir ortak silah projesine başlıyorsunuz ve kendi güvenliğinizi bu projeye bağlıyorsunuz, ancak güvendiğiniz müttefikiniz aranızdaki siyasi sorunlardan dolayı bu proje kapsamında alacağınız savaş uçaklarının teslimatını bir baskı aracına dönüştürüyor.
Üstelik bunu ilk defa yapmıyor.
Canı istediğinde size silah ambargosu uyguluyor. Kongre onay vermedi diye almak istediğiniz silah sistemlerini satmak istemiyor.
Nasıl oluyorsa o Kongre terör örgütü PKK’nın Suriye yapılanmasına binlerce tır dolusu silah verilmesine onay veriyor.
NATO müttefikiniz, sadece üretimine katkıda bulunduğunuz silahları size teslim etmeyeceğini söylemekle kalmıyor, Rusya’dan silah almanız durumunda ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalacağınız tehdidinde de bulunuyor.
Yani “silahları benden alacaksın, ben vermek istemesem de başkasından almayacaksın! Benim bu silahları neden vermek istemediğimi düşünüp, anlayıp, ona göre politikalarını değiştireceksin!” tavrı içerisinde.
Tabii açıkça bu şekilde söylemiyor.
“Bir NATO müttefiki olarak Rusya’dan silah alamazsın” diyor.
Washington’daki NATO zirvesi sırasında ABD’nin tehditlerine sadece Türkiye maruz kalmadı.
Bir başka önemli NATO üyesi Almanya da Trump’ın başkanlığı devralmasından beri Washington’un baskısı altında.
ABD, Almanya’nın silahlanmaya ayırdığı payı artırmasını istiyor. Her yıl artırmasını istediği 20-30 milyar dolarla yeni silahları kimden almasını bekliyor dersiniz?
Rusya ve Çin’den olamayacağına göre, ABD’den alıp Amerikan silah üreticilerine gelir sağlamasını istiyor.
Almanlar açısından iyi tarafından bakarsanız, henüz ABD’den temin etmek isteyecekleri silahlara yönelik keyfî blokajlar söz konusu değil. Ama Türkiye’nin yaşadığı gibi onlar da, siyasetlerinin Washington ile uyuşmadığı durumlarda aynı engellemelere maruz kalabilirler.
Almanya’ya yönelik Amerikan baskısının Berlin’i bunalttığı bir başka konu da Rusya’dan ithal edilen doğalgaz için inşa edilen Kuzey Akım-II boru hattı meselesi. Her fırsatta bu projenin Rusya’ya karşı uygulanan tek taraflı Amerikan yaptırımlarına aykırı olduğu ve bundan dolayı Alman şirketlerinin ciddi yaptırımlara maruz kalacağı tehdidinde bulunan Washington yönetimi, Berlin’e başlamış olan bu projeyi durdurması için ağır baskı yapıyor.
Yani Almanya’ya da “Amerikan silahları al! Gazı Rusya’dan değil, bizden al! Çin firması Huawei ile iş yapma! İran’la iş yapma! Dış ticaret fazlanı azalt!” baskısı söz konusu.
Bu baskı karşısında bunalan Almanya hasretle ABD’de yapılacak başkanlık seçimlerini ve Trump’ın kaybetmesini bekliyor. Yoksa kendilerine Amerikasız bir yol çizme arayışına girebilirler.
Trump daha göreve gelmeden NATO’yu “demode” ifadesiyle eleştirip müttefiklerini çok rahatsız eden açıklamalar yapmıştı.
Göreve geldikten sonra attığı adımlarla adım adım NATO’nun sonunu hazırlıyor.
İşe de en önemli müttefikleri Türkiye ve Almanya’dan başlamış görünüyor.

[TÜHA Haber, 8 Nisan 2019]

Pelin Çift İle Gündem Ötesi

‘Pelin Çift ile Gündem Ötesi’ her Çarşamba ‘Diriliş’ Dizisinden sonra TRT 1 Ekranlarında..

Prof. Dr. Kemal İNAT

Prof. Dr. Kemal İNAT

kinat@sakarya.edu.tr Twitter Kemal İnat Araştırmacı, Avrupa Araştırmaları, İstanbul Lisans eğitimini 1992 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde tamamlayan Kemal İnat, doktorasını 2000 yılında Almanya’nın Siegen Üniversitesi’nde “21. Yüzyılın Başında Türkiye’nin Ortadoğu Politikası” başlıklı teziyle tamamladı. 2005 yılından beri yayımlanmakta olan Ortadoğu Yıllığı ve SETA tarafından 2009’dan beri yayımlanan Türk Dış Politikası Yıllığı isimli çalışmaların editörleri arasında yer alan İnat’ın, Dünya Çatışmaları, Blaetter für deutsche und international Politik, Bilgi, Demokrasi Platformu gibi birçok ulusal ve uluslararası kitapta ve hakemli dergide makaleleri yayımlandı. Halen Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde profesör olarak Ortadoğu çalışmaları, Türk dış politikası ve uluslararası çatışmalar alanlarında dersler veren İnat, aynı üniversitenin Ortadoğu Araştırmaları Merkezi’nin de müdürlüğünü yürütmektedir.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close