Türkiye’nin Yeni Adresi: Fırat’ın Doğusu

Sevgili okurlar, Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi’nden ANKASAM Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doğacan BAŞARAN, ‘Türkiye’nin Terörle Mücadele Sürecindeki Yeni Adresi: Fırat’ın Doğusu’ başlıklı makalesinde, Suriye’yle toplam 911 km’lik bir sınıra sahip olan Türkiye’nin, bahsi geçen ülkede yaşanan iç savaşın yarattığı istikrarsızlıklardan en çok etkilenen devlet konumunda olduğunu ifade ediyor.

ANKASAM Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doğacan BAŞARAN

Doğacan BAŞARAN, bu nedenle de Ankara’nın, terör örgütü Partiya Karkerên Kurdistanê/Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) Suriye kolu olan Partiya Yekîtiya Demokrat/Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) söz konusu ülkenin kuzeyindeki etkinliğinden rahatsızlık duyduğunu ve terörle mücadele konusunda sınır ötesi operasyonlar düzenlendiğine dikkat çekiyor.

Zira Ankara’nın, Suriye’nin kuzeyinde oluşturulan terör koridorunun ortadan kaldırılmaması halinde, bölgenin Türkiye’ye terör ihraç eden bir bataklığa dönüşeceğinin ve burada oluşturulan fiili duruma, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından hukuki statü kazandırılmak istendiğinin farkında olduğunun altını çiziyor Doğacan BAŞARAN.

Doğacan BAŞARAN, bu kapsamda Türkiye’nin, PYD’ye karşı iki aşamalı bir stratejiyi uygulamaya koymuş ve ilk olarak Zeytin Dalı Harekâtı’yla, Fırat’ın batısındaki PYD unsurlarını (Münbiç hariç) temizlendiğini, Fırat’ın batısındaki temizliğin ardından ise gündeme Fırat’ın doğusunun ve Münbiç’in ne zaman terörden temizleneceği sorusunun geldiğini ifade ediyor.

Türkiye’nin, uzun bir süredir Fırat’ın doğusundaki terör unsurlarını ortadan kaldıracak operasyon için hazırlıklar yaptığına da değinen Doğacan BAŞARAN, bu hazırlıkların hem askeri hem de diplomatik nitelik taşıdığına vurgu yapıyor.

Doğacan BAŞARAN, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 4 Ağustos 2019 tarihinde yaptığı açıklamaların ise bahse konu operasyonun an meselesi olduğuna işaret ettiğini ve yaptığı açıklamada Erdoğan’ın, Türkiye’nin sabrının tükendiğini vurgulayarak şunları söylediğini hatırlatıyor:[1]

Biz Afrin’e girdik, Cerablus’a da girdik, biz El Bab’a da girdik. Şimdi de Fırat’ın doğusuna gireceğiz. Biz bunu Rusya’yla da paylaştık, Amerika’yla da paylaştık. Çünkü oralardan bize bu taciz atışları devam ettikçe bizim sessiz kalmamız mümkün değildir. Biz bir yere kadar sabrederiz. O sabrın bir sonu var.

Doğacan BAŞARAN. yazısında, “Erdoğan’ın sözlerinden de anlaşılacağı üzere Türkiye, gerçekleştireceği operasyonu kendi güvenliğini sağlamak amacıyla düzenleyecek olup; Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı duymaktadır” diyor.

Ayrıca Erdoğan’ın Moskova ve Washington’la iletişim halinde olunduğunu açıklamasının da Türkiye’nin Suriye İç Savaşı’nda yürüttüğü denge siyasetini gösterdiğini belirtiyor Doğacan BAŞARAN. Çünkü Türkiye’nin, Astana Süreci kapsamında Rusya ve İran’la birlikte hareket ettiğini ve bölge dışı aktörlerin bölgeyi şekillendirme girişimleri karşısında, statükonun korunmasını savunduğunu ifade ediyor.

Doğacan BAŞARAN, “Dolayısıyla Erdoğan’ın açıklamasında Rusya ve ABD’ye atıfta bulunması, bu denge politikasının sürdüğü ve Moskova’nın Ankara’yı desteklediği yönünde Washington’a verilmiş bir mesaj olarak yorumlanabilir” diyor.

Zira ABD’nin terör örgütü PYD’nin hamiliğini yaptığını, örgüte eğitim verdiğini ve 20 bin tır silah temin ettiği bilindiğine dikkat çekiyor Docağan BAŞARAN,  Aslında ABD’nin, Irak ve Suriye’de bir “Kürt Terör Koridoru” oluşturarak kendi enerji politikasını uygulamaya çalıştığını, ABD’nin bu politikadaki amacının ise Ankara, Şam ve Bağdat’la anlaşmak zorunda kalmaksızın bölge petrollerinin Akdeniz’e çıkışının sağlanması olduğunu söylüyor.

Doğacan BAŞARAN, Washington’un, mevzubahis koridorun ilk ayağını Irak’ın işgaliyle oluşturduğunu, hatta işgalin temel nedenin bu olduğu da öne sürülebileceğini belirtiyor.

ABD, koridorun ikinci ayağının ise Suriye’nin kuzeyinde oluşturmaya çalıştığına da değinen Doğacan BAŞARAN, “Bu çerçevede bölgede PYD’ye kantonlar kurdurulmuş ve daha sonra da kantonların birleştirilmesi suretiyle, terör örgütünün devletleştirilmesi hedeflenmiştir. Türkiye ile ABD arsındaki “güvenli bölge” tartışmasında yaşanan anlaşmazlıkların temelinde de Washington’un “Kürt Terör Koridoru” oluşturma stratejisi var”olduğunu açıklıyor.

Doğacan BAŞARAN, Türkiye’nin, terör örgütünün elindeki füzelerin menzilini düşünerek örgütün doğrudan hedefi olmayacak derinlikte bir güvenli bölge oluşturulmasını talep ederken; bu konuda Washington’un, daha sınırlı bir güvenli bölgenin oluşturulmasını önermekte; hatta söz konusu bölgenin derinliği hususunda 6 km ve 15 km gibi komik rakamları telaffuz ettiğini belirtiyor.

“Kısacası ABD, PYD’nin bölgedeki nüfuzunu artırma stratejisinden vazgeçmiş değildir” diyen Doğacan BAŞARAN, “Aksine hala keni amaçlarına ulaşabilmek için PYD’yi etkin bir şekilde kullanabilecğeini düşünmektedir. Ancak Türkiye’nin duruşu, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında bölge ülkelerinin haritalarını değiştirmeyi amaçlayan politikalarını sekteye uğratmaktadır” diyor.

Doğacan BAŞARAN makalesinde, ABD’nin son dönemde Türkiye politikasındaki hasmane tutumunun nedeninin de bu olduğunu söylüyor, zira Washington’un, Ankara’yı kontrol edememekte ve hızla Suriye’deki denklemin dışına itildiğine dikkat çekiyor.

“Üstelik Ankara, şimdi de Fırat’ın doğusuna operayon düzenleyerek BOP’a en ağır darbeyi vurmaya hazırlanmaktadır” diyen Doğacan BAŞARAN, “Hatta bu süreç, Amerikan gücünün yalnızca Suriye’de değil; tüm Ortadoğu’da dengelenebileceğine işaret etmektedir” diyor.

Doğacan BAŞARAN, Türkiye’nin uyguladığı terörle mücadele stratejisinin temelinde ise güneyinden kuşatılmak istendiğinin farkında olmasının yer aldığı, nitekim Türkiye’nin, güneyden çevrelenmesi konusunda duyduğu rahatsızlığı en üst seviyede, bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan düzeyinde ifade edildiğini söylüyor.

“Henüz 12 Ekim 2017 tarihinde Türkiye’nin hassasiyetini net bir şekilde ortaya koyan Erdoğan, “Güney sınırlarımız boyunca oluşturulmaya çalışılan terör koridorunun amacı Türkiye’yi kuşatmaktır.[2] sözleriyle, Ankara’nın ABD-PYD ilişkisine bakışını gözler önüne sermiştir” şeklinde vurgu yapan Doğacan BAŞARAN,  bu nedenle de Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yapacağı operasyonun, bölgeyi terör örgütü PYD’den temizlemekle kalmayacak; aynı zamanda ABD’nin Suriye’deki etkinliğine de zarar vereceğini ifade ediyor.

Doğacan BAŞARAN makalesinin son bölümünde şöyle devam ediyor:

“Yukarıdaki bilgiler ışığında ABD’nin Fırat’ın doğusuna yapılacak operasyona karşı çıkacağı öne sürülebilir. Operasyonun başlaması halinde ise Washington’un ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) çerçevesinde Türkiye’ye yönelik yaptırım kararı alacağı öngörülebilir. CAATSA baskısına rağmen Ankara’nın tutumu ise Türkiye’nin bedeli ne olursa olsun terörle mücadele konusundaki kararlılığını sürdüreceğini ve ulusal güvenliğini sağlamak için her türlü zorluğu göze alacağını göstermektedir. Yani Türkiye, ABD’nin vekalet savaşçısı olarak kullandığı terör örgütü PYD’yi, ABD’ye rağmen vuracak iradeye sahiptir”.


[1] “Erdoğan: Şimdi de Fırat’ın Doğusuna Gireceğiz, Bunu Rusya ve ABD’yle Paylaştık”, BBC Türkçe, https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-49227915, (Erişim Tarihi: 05.08.2019).

[2]  “Erdoğan: Amerika’nın Türkiye gibi bir stratejik ortağını bir kendini bilmez büyükelçiye feda etmesi kabul edilemez”, DHA, https://www.dha.com.tr/politika/erdogandan-vize-krizine-iliskin-sert-aciklamalar-biz-size-muhtac-degiliz/haber-1547284, (Erişim Tarihi: 05.08.2019).

[4] “Pompeo: İran Halkının, Hamaney Rejimi Hakkinda Gerçekleri Duymasindan Endişe Ediyorlar”, Şarkul Avsat, https://aawsat.com/turkish/home/article/1834361/pompeo-iran-halk%C4%B1n%C4%B1n-hamaney-rejimi-hakk%C4%B1nda-ger%C3%A7ekleri-duymas%C4%B1ndan-endi%C5%9Fe, (Erişim Tarihi: 03.08.2019).

[5] “İranlı Uzmanlara Göre Washington Tahran’la Tüm Köprüleri Attı”, Yeni Şafak, https://www.yenisafak.com/dunya/iranli-uzmanlara-gore-washington-tahranla-tum-kopruleri-atti-3500806, (Erişim Tarihi: 03.08.2019).

                   Ataner YÜCE

Ataner Yuce

Ataner Yuce

Ataner Yüce, 1947 yılında Mersin'de doğdu ..Kayseri'de İlk, Orta ve Lise tahsilini tamamladıktan sonra Ankara'da üniversite tahsilinden sonra, 1971 yılında TRT Erzurum Haber Müdürlüğü'nde göreve başladı.1973 yılında Ankara TRT Haber Dairesi Başkanlığı'na atandı. Burada TV Haberleri Müdürlüğü'nde 1984 yılına kadar çalıştı..1984 yılında İstanbul TRT Haber Müdürlüğü'nde 1992 yılına kadar çalıştıktan sonra emekli oldu ve uzun süre özel sektörde çeşitli TV Kanallarında çalıştı.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close