“21.Yüzyıl Deniz İpek Yolu” projesi

TÜHA HABER / Bir devletin okyanus ve denizlerde hakimiyet kurması küresel güç olmasında önemli bir rol oynuyor.

Denizlerde ve okyanuslarda hakimiyet kurmak demek; askeri olarak stratejik üstünlüğü elde etmek, ekonomik olarak da deniz ticaretini kontrol altına almak demektir.

Yazar: Mehmet Cem Demirci, Deniz güvenliği uzmanı

Küresel veya hegemon bir güç olan ABD, mevcut konumunu, sahip olduğu amfibi ve uçak gemisi görev gruplarıyla dünya deniz ticaretini kontrol altında tutmaya ve askeri olarak da istediği bölgeye istediği zaman güç aktarımı yapabilmeye borçludur.

Çin barışçıl yollar üzerinden denizlerde hakimiyet kurmaya çalışıyor

Deniz gücüne yaptığı yatırımlar ve dünya denizlerindeki artan faaliyetleriyle dikkat çeken yeni küresel güç adayı Çin, ABD ulusal Güvenlik Stratejisinde revizyonist güç olarak tanımlanmakta ve her alanda küresel güç olma yolunda ilerlemektedir.

Çin askeri olarak ABD’yi tahrik edici faaliyetlerden özenle kaçınırken, ekonomik olarak etki alanını tüm dünyaya yaymaya çalışmakta, barışçıl yollardan dünya okyanus ve denizlerinde hakimiyet kurmaya çalışmaktadır.

Bu faaliyetler içerisinde en çok dikkat çeken girişim ise, Çin’i Asya, Afrika ve Avrupa ile ekonomik olarak birbirine bağlamayı amaçlayan “21.Yüzyıl Deniz İpek Yolu” projesidir.

Bir devletin okyanus ve denizlerde hakimiyet kurması küresel güç olmasında önemli bir rol oynuyor.

Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Xi Jinping tarafından 2013 yılında açıklanan “Bir Kuşak-Bir Yol” girişimi Çin’in ekonomik olarak hem karadan hem de denizden Doğu Asya, Orta Asya, Batı Asya, Afrika ve Avrupa ülkeleri ile irtibatlandırılmasını, ülkeler arasında ekonomik iş birliğinin geliştirilmesini amaçlamaktadır.

Bu proje ile toplam ekonomik gelirleri 65 trilyon dolar olan 76 ülke ile ticari, endüstriyel ve sosyo-kültürel alanlarda iş birliğinin tesis edilmesi hedeflenmektedir. “21.Yüzyıl Deniz İpek Yolu” projesi “Bir Kuşak-Bir Yol” girişiminin deniz bacağını oluşturmaktadır.

Ekonomik büyümenin devam ettirilebilmesi için, deniz ulaştırma hatlarının güvenliğinin sağlanması, ham madde ithalatının ve mal ihracatının güvence altına alınması gerekiyor. Çin Ulaştırma Bakanlığı verilerine göre; 34 ülkede 42 liman 2013 yılından itibaren Deniz İpek Yolu Projesi kapsamında Çin tarafından işletilmektedir.

Deniz İpek Yolu Projesi için Doğu Akdeniz stratejik öneme sahip

Çin için Doğu Akdeniz bu projede özel bir öneme sahiptir. Çin Yunanistan’ın Pire Limanı’nı 2008 yılından beri kullanmaktadır. 2015 yılında İsrail ile yapılan 2 milyar dolarlık anlaşma doğrultusunda Hayfa Limanı’nın 25 yıl süreyle Çin tarafından işletilmesi öngörülüyor.

Ayrıca, İsrail ile Ashod Limanı’nın kullanımı için de anlaşmaya varıldı. Ancak, Hayfa Limanı ABD donanmasının Doğu Akdeniz’de kullandığı limanlardan biri olduğu için, ABD’nin politik baskısıyla İsrail, Çin ile yapılan anlaşmaları gözden geçirmeye karar verdi.

İsrail güvenlik bürokrasisi ve AB ülkeleri tarafından yapılan bazı değerlendirmelerde Çin’in niyetinin sadece ekonomik olmadığı, ileride politik ve askeri amaçlar için de bu limanların kullanılabileceği endişesi dile getiriliyor.

Bu endişenin temelinde, yabancı ülke limanların işletim hakkını kazanan ve alt yapı yatırımlarını yapan Cosco Shipping, China Merchants Port Holdings gibi şirketlerin hisselerinin büyük bir bölümünün devlete ait olması yatıyor.

Çinli diplomatlar, ABD’nin Çin’in ticari faaliyetlerini engellemek için anlaşma yapılan ülkelerin kamuoyunun asılsız iddialarla yanlış yönlendirildiğini ifade ediyorlar.

Çin Doğu Akdeniz’in kontrolünü Kıbrıs üzerinden ele almayı planlıyor

Çin İsrail’den sonra Doğu Akdeniz’de ikinci durak olarak Güney Kıbrıs’ı görüyor. Kıbrıs; Rusya, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Avrupa pazarına erişimde köprü konumunda olduğu için, Deniz İpek Yolu Projesi’nde önemli bir rol oynayabilir.

Çin’in Lefkoşe Büyükelçisi Huang Xingyuan’a göre; tarihi ipek yolunun 2000 yıl önce doğu ve batıyı birbirine bağlayıp insanları refaha ulaştırdığı gibi, bugün de aynı ruhun yeniden canlandırılmasıyla büyük bir ekonomik potansiyel dünya ekonomisine kazandırılabilir.

Deniz İpek Yolu Projesi eşit şartlarda ortaklığı öngörmektedir, Marshall Yardımı veya Monroe Doktrini gibi herhangi bir politik şart öne sürmemektedir, üçüncü ülkeleri hedef almamaktadır.

Çin Kıbrıs’ta, telekomünikasyon, yenilenebilir enerji ve uydu haberleşme alanlarında yatırım yapmaktadır. Özelikle Larnaka yat limanının genişletilmesi ve liman alt yapısının yenilenmesi öncelikli iş birliği alanı olarak düşünülmektedir.

28 Eylül 2018 tarihinde Lefkoşe’de yapılan Deniz İpek Yolu Semineri’nde açıkça ifade edildiği gibi, Çin, Kıbrıs’ı Doğu Akdeniz’de Deniz İpek Yolu Projesi’nin önemli saç ayaklarından biri olarak görmektedir.

ABD Kıbrıs’ta üs kurmak istiyor

Çin’in faaliyetlerini yakından takip eden ABD, 7 Kasım 2018 tarihinde Güney Kıbrıs ile güvenlik alanında karşılıklı iş birliğinin geliştirilmesine yönelik bir niyet mektubu imzaladı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü tarafından 5 Aralık 2018’de yapılan açıklamadan da anlaşılacağı üzere (Rusya ABD’nin Kıbrıs’ta bir askeri üs kurmasına sessiz kalmayacağını ve bu girişimin bölgedeki istikrarı tehlikeye atacağını ifade etti), söz konusu iş birliği ABD’nin Kıbrıs’ta bir askeri üs kurmasını da içeriyor.

Her ne kadar Rusya bu girişimin kendisinin Suriye üzerinden bölgede elde ettiği etkinliğini sınırlamaya yönelik bir girişim olarak değerlendirse de ABD için yakın gelecekte Çin’in Doğu Akdeniz’de etkinlik sağlayabileceği faaliyet alanlarının ortadan kaldırılması daha fazla önem arz ediyor. Bu hedefe yönelik olarak ABD kendisi için Doğu Akdeniz’de yeni iş birliği sahalarına yöneliyor.

Doğu Akdeniz ve Kıbrıs mücadelesinde ABD bölgesel ittifakları destekliyor

ABD-Yunanistan Stratejik Diyalog Toplantısı 14 Aralık 2018’de yapıldı. ABD Avrupa ve Asya İlişkilerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Wess Mitchell, Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail’in Doğu Akdeniz’deki az sayıda demokratik, istikrarlı ve batılı ülkelerden olduklarını, ABD’nin bu ülkelerle iş birliğini geliştirmesinin doğal bir adım olduğunu belirterek, ABD’nin bölgedeki rolünün güçlendirilmesinin, üç ülke arasındaki ittifaktan geçtiğini ifade etti.

Söz konusu iş birliğine resmi katılım için uygun yolları incelediklerini söyleyen Mitchell, ilgili ülkeler ile güvenlik stratejisi açısından birçok ortak noktaları bulunduğunu anımsattı.

Yapılan açıklamadan da açıkça anlaşılacağı üzere, ABD, Doğu Akdeniz’de enerji güvenliği temelinde bir araya gelen Güney Kıbrıs, İsrail ve Yunanistan arasında tesis edilen bölgesel iş birliğine aktif olarak katılmayı planlamaktadır.

Mevcut gücünün devamının deniz ve okyanuslardaki hakimiyetinin sürdürülmesine bağlı olduğunu bilen ABD için, barışçıl amaçlar için olsa bile Çin’in Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs’ı içine alacak şekilde Doğu Akdeniz’de ticari bir ağ kurması kabul edilebilir bir durum değildir.

ABD açısından bölge ülkeleriyle kurulacak iş birliği üzerinden askeri varlığın artırılması ve Kıbrıs’ta bir deniz üssünün kurularak Çin’in ticari faaliyetlerinin kontrol altında tutulması uygulanabilecek bir strateji olarak değerlendirilebilir.

Ancak, 02 Ocak 2019 tarihinde Çin Dışişleri Bakanı tarafından Lefkoşe’ye yapılan diplomatik ziyaret Çin’in Kıbrıs’a yönelik politikalarından kolay vazgeçmeyeceğinin işareti olarak düşünülebilir. Önümüzdeki günlerin Doğu Akdeniz ve Kıbrıs için, hem enerji güvenliği, hem de ABD-Çin hegemonya mücadelesi açısından önemli gelişmelere gebe olduğunu söylemek abartı olmayacaktır.

(TÜHA) Türkuaz Uluslararası Haber Ajansı / Euronews

Pelin Çift İle Gündem Ötesi

‘Pelin Çift ile Gündem Ötesi’ her Çarşamba ‘Diriliş’ Dizisinden sonra TRT 1 Ekranlarında..

Tuba Nur TÜRKELİ

Tuba Nur TÜRKELİ

Tuba Nur Türkeli 24.08.1989 yılında Almanya'nın başkenti Berlin kentinde dünyaya geldi. Liseye kadar Almanya'da okudu. 2009-2013 yılları arasında Lisans eğitimini Kocaeli Üniversitesi'nin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde Uluslararası İlişkiler bölümünde gerçekleştirdi. 2014-2017 yılları arasında Yüksek Lisans eğitimini Almanya'nın Nürnberg kentinde Friedrich-Alexander-Üniversitesi'nin Beşeri/Sosyal Bilimler ve Teoloji Fakültesi'nde uzmanlık alanı olarak Siyaset Bilimini seçtiği Ortadoğu Çalışmaları bölümünde tamamladı. Çeşitli kuruluşlarda mesleğiyle ilgili staj ve çalışma imkanı buldu. NSU terör örgütüyle ilgili yaptığı, haber ve araştırmaları birçok medyada yayınlandı. Bir dönem T.C Berlin Büyükelçiliği'nde de staj yaptı. Anadil seviyesinde Almanca ve iyi derecede İngilizce biliyor.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close