2018 Yükseköğretim Kurumları Sınavı

Sevgili okurlar, SETA bağımsız, tarafsız düşünce ve yayın kuruluşu, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’ndan, Atilla Arkan, Mustafa Altunel ve Müberra Nur Emin’in ‘2018 Yükseköğretim Kurumları Sınavı  ve Yerleştirme Sonuçları Üzerine Değerlendirme’sini paylaşmak istiyorum.

Her yıl önceki yıla göre yükseköğretime geçiş sınavlarına başvuru artmaktadır. Başka bir ifadeyle yükseköğretime talep artmaktadır.
Okullaşmanın yükseldiği ve yükseköğretime ulaşmanın kolaylaştığı bir dönemde bu artış beklenti dahilindedir. Ancak burada önlem alınması gereken nokta arz kısmıdır.
Arz-talep dengesinin geliştirilmesi ve sürdürülebilir kılınması için adayların beklentileri ve gelecek projeksiyonları ile istihdam öngörüleri dikkate alınarak kontenjanlarda planlama yapılmalıdır.
2017 ve 2018’deki yerleştirmelere bakıldığında boş kontenjanların yüzde 23,54’ten yüzde 15,31 seviyesine gerilediği görülmüştür. Bu gerilemenin birden çok sebebi vardır:
Geçen yıllarda bazı programlara getirilen baraj uygulamasının YÖK tarafından esnetilmesi, yine YÖK tarafından özellikle önlisans programlarında kontenjan revizyon çalışmaları burada etkili olmuştur.

Aynı zamanda boş kontenjan oranının 2017’de rekor seviyeye çıkmasında etkisi bulunan sınavsız geçiş uygulamasının kaldırılması sonucunda ortaya çıkan belirsizlik 2018 itibarıyla azalmış ve bu durum boş kontenjanların sayısındaki düşüşte etkili olmuştur.

Lisans ve önlisans programlarındaki doluluk oranları çalışmada detaylı biçimde incelenmiştir. 2017 ve 2018 yılları kıyaslandığında azalan boş kontenjan oranı lisans programlarında tam ters bir grafik çizerken her geçen sene bu programlardaki boş kontenjan istikrarlı bir şekilde artmaktadır.
Bu durum yükseköğretimin kalitesi ve kaynakların verimli kullanılması açısından ciddi bir tehdittir.
Üniversite programlarında kalan boş kontenjanlar sürekli artmaktadır. Bu dünyada yükseköğretimin değişmesi, Türkiye’de yükseköğretimin kalitesi, üniversitelerde reform ihtiyacı, programların yeterliliği ile revizyon ihtiyacı, yerleştirme sistemlerinin gerekli becerilerle ilişkisi, üniversitelerin beceri kazandırabilme kapasiteleri, üniversitelerin uluslararasılaşması ile markalaşması konularıyla yakından alakalıdır.
Yükseköğretime başvuran ile yerleşen arasındaki makasın sürekli artması ve boş kalan kontenjanlar olgusu ülkenin yükseköğretim kapasitesinin israfı anlamına gelmektedir. Meselenin detaylı bir şekilde analize ihtiyacı vardır.
Yükseköğretimde boş kontenjanlar gerçeğinin ayrıntılı analizi için öncelikle YÖK, ÖSYM, Yükseköğretim Kalite Kurulu Başkanlığı, üniversite yönetimlerine ve ilk ve orta öğretimdeki veriler bakımından Milli Eğitim Bakanlığına görevler düşmektedir.
Çözüm noktasında ise YÖK, üniversite yönetimleri ve Milli Eğitim Bakanlığı gibi kurumlar bir adım öne çıkmaktadır.
2018’de herhangi bir yükseköğretim programına kayıtlı veya mezun durumda olan 589 bin 258 (yüzde 25) aday sınava tekrar başvuru yapmıştır. Bu oran beklenenin aksine oldukça yüksektir. Bu durumun da ayrıntılı analize ihtiyacı vardır. Muhtemel öneriler şöyle sıralanabilir.
Ortaöğretimde etkili bir mesleki rehberlik ve yönlendirme yapılması önemlidir.
YÖK, üniversite ve Milli Eğitim Bakanlığının üniversite ve bölümlerin gerçekçi bir şekilde tanıtılması için inisiyatifler geliştirmesine ihtiyaç duyulmaktadır.
Kayıt olunan yükseköğretim programından memnuniyetsizlik durumunda programlararası geçişe –sınava gerek olmadan– imkan sağlanması ve imkanların belli ölçülerde esnek hale getirilmesi faydalıdır.
Herhangi bir programda kayıtlı veya mezun durumda olan adayların detaylı verileri bulunmadığından sağlıklı yorumlar yapılamamaktadır.
Bu durumun önlenmesi adına ilgili kurumların detaylı verileri sunması gerekmektedir. Örneğin tekrar sınava başvuran adaylar içerisinde açıköğretim programlarına kayıtlı öğrenci oranı, lise okul türlerine göre oranlar, lisans ve önlisans programlarına kayıtlı öğrenci oranları paylaşılmalıdır. Yine yer değişikliği sayılarının üniversite, fakülte ve bölüm bazlı paylaşılması boş kontenjan olgusunun mahiyetinin anlaşılmasına katkı sağlayacaktır.

Üniversiteye yerleşmede sosyal bilimler, fen ve Anadolu lisesi öğrencilerinin sayısının yıllar boyunca sürekli düşüş göstermesi çok dikkat çekicidir. Önceki yıllarda yerleşmemiş kişi oranının yaklaşık yüzde 45 olduğu verisi göz önüne alındığında bu öğrencilerin –birkaç yıl hazırlanıktan sonra– kaliteli gördükleri üniversitelere

girdiği anlaşılmaktadır.
Söz konusu öğrencilerin gözünde kaliteli yükseköğretim kurumu sayısı azdır. Başka bir açıdan ülkenin nitelikli insan kaynağı hayatın gerektirdiği becerilerle ilişkisi çok zayıf olan bir imtihanda başarılı olup kaliteli gördükleri üniversitelere girebilmek için senelerini vermektedir. Becerilerin ölçümüne dayalı bir yerleştirme sistemine yönelik plan yapılması acil bir ihtiyaçtır.
Meslek liselerinin mesleki beceri kazandırma odaklı eğitim-öğretim yaptığı düşünüldüğünde akademik bilgi ve test tekniğini iyi kullanmayı gerektiren merkezi sınavlarda başarılı bir grafik çizememeleri anlaşılabilir.
Bu durumun meslek liselerinde öğrenim görmüş veya gören yükseköğretim adaylarına dezavantaj oluşturmaması için beceri odaklı ölçme-değerlendirme yöntemleri geliştirilebilir.
Meslek lise ve meslek yükseköğretimiyle iş yeri arasındaki ilişkileri güçlendirecek iş yerinde eğitim modellerinin geliştirilmesi faydalı olacaktır.
Eğitim dairesel işlediğinden sistemin tüm unsurlarını karşılıklı etkileşim ağlarında verilere dayalı analiz edip Türkiye’ye uygun ve çağın ihtiyaçlarını da karşılayan bir eğitim sistemine geçilmesi gerekmektedir. Süreklilik içinde bu değişimin
yapılabilmesi ülkenin geleceğinin güvencesidir.
Hoşça kalınız…

Ataner Yuce

Ataner Yuce

Ataner Yüce, 1947 yılında Mersin'de doğdu ..Kayseri'de İlk, Orta ve Lise tahsilini tamamladıktan sonra Ankara'da üniversite tahsilinden sonra, 1971 yılında TRT Erzurum Haber Müdürlüğü'nde göreve başladı.1973 yılında Ankara TRT Haber Dairesi Başkanlığı'na atandı. Burada TV Haberleri Müdürlüğü'nde 1984 yılına kadar çalıştı..1984 yılında İstanbul TRT Haber Müdürlüğü'nde 1992 yılına kadar çalıştıktan sonra emekli oldu ve uzun süre özel sektörde çeşitli TV Kanallarında çalıştı.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close